İslamabad'da gerçekleştirdiği temaslarda İran'ın savunma stratejisini kararlılıkla savunan Pezeşkiyan, füze programının mutabakat zaptı gündeminde olmadığını yineledi ve savunma kapasitesinin bir "hayatta kalma" gerekliliği olduğunu belirtti.
"MÜZAKERE MASASINDA YERİ YOK"
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, özellikle uluslararası mutabakat süreçlerinde sıkça tartışılan füze programı konusunda net çizgiler çizdi. "Savunma kapasitemiz konusunda kimseyle müzakere yapmayız" diyen Pezeşkiyan, bu konunun hiçbir zaman bir tartışma başlığı haline gelmeyeceğini belirtti. İran'ın mevcut savunma sistemlerini bir caydırıcılık unsuru olarak gördüğünü vurgulayan Cumhurbaşkanı, Gazze örneğine atıfta bulunarak, "Eğer savunma silahlarımız olmasaydı düşman aynı Gazze gibi ülkeyi yerle bir ederdi" değerlendirmesinde bulundu.

İRAN VE PAKİSTAN: "ÖRNEK KARDEŞLİK MODELİ"
İslamabad'daki ziyaretinde iki ülke arasındaki ikili ilişkilerin derinleştirilmesi konusuna da değinen Pezeşkiyan, İran ve Pakistan'ın bölgesel iş birliği için kilit aktörler olduğunu belirtti. İki ülke arasında bir "kardeşlik modeli" inşa edilebileceğini söyleyen Pezeşkiyan, bu iş birliğinin sadece güvenlik değil, ekonomik ve kültürel düzeyde de daha ileriye taşınması gerektiğini ifade etti. Ziyaret, bölgesel dengelerin yeniden kurulduğu bir dönemde Tahran-İslamabad hattındaki stratejik yakınlaşmayı somutlaştırıyor.
SAVUNMA DOKTRİNİ VE BÖLGESEL DİNAMİKLER
Pezeşkiyan’ın açıklamaları, İran'ın bölgedeki "savunma doktrinini" bir egemenlik meselesi olarak gördüğünü kanıtlıyor. Özellikle ABD ve batılı ülkelerle yürütülen diplomatik süreçlerde "füze programının kısıtlanması" taleplerine Tahran'ın verdiği yanıt, savunma yatırımlarının geri dönülmez bir kırmızı çizgi olduğunu gösteriyor. Bu kararlı duruş, İran'ın dış baskılara rağmen askeri caydırıcılığını artırma stratejisinden vazgeçmeyeceğine işaret ediyor.




