Rusya lideri Putin, Moskova'da yaptığı açıklamada çatışmaların devam etmesine rağmen 2022'deki İstanbul sürecini referans göstererek diplomasiye kapı aralarken, Ukrayna'nın sivil altyapıya yönelik saldırılarını kınadı.
PUTİN'DEN DİPLOMASİ ÇAĞRISI
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, hükümet yetkilileriyle yaptığı toplantıda Ukrayna kriziyle ilgili önemli bir diplomatik manevra başlattı. Savaşın ilk dönemlerinde Türkiye'nin arabuluculuğunda düzenlenen İstanbul görüşmelerini "çözüm için temel" olarak tanımlayan Putin, barışçıl müzakerelere açık olduklarını vurguladı. Rus ordusunun cephedeki ilerleyişinin sürdüğünü belirten Putin, diplomatik kanalların işletilmesi durumunda somut adımlar atılabileceğine işaret etti.

UKRAYNA'NIN SALDIRI TAKTİKLERİNE TEPKİ
Putin, açıklamasında Ukrayna'nın son dönemde askeri hedeflerden ziyade Rusya'daki sivil altyapı ve tesisleri hedef aldığını iddia etti. Bu saldırıların enerji arzını bozmayı ve turizm sezonunu olumsuz etkilemeyi amaçladığını savunan Rus lider, sivil tesislerin korunması adına hükümet ve güvenlik kurumlarının ek önlemler alması talimatını verdi. Putin, Ukrayna'nın bu hamlelerini "cephedeki durumun kötüleşmesine yönelik bir reaksiyon" olarak değerlendirdi.

İSTANBUL SÜRECİ'NİN TARİHİ ÖNEMİ
Mart 2022'de Türkiye'nin yoğun diplomatik çabalarıyla yürütülen İstanbul görüşmeleri, savaşın en erken aşamasında taraflar arasında diyalog kurulmasını sağlayan en kritik platform olmuştu. Ukrayna'nın tarafsızlık statüsünden güvenlik garantilerine kadar pek çok başlığın masaya yatırıldığı süreç, esir takası gibi insani konularda da başarı sağlamıştı. Ancak süreç, dönemin saha koşulları ve yaşanan gerginlikler nedeniyle kalıcı bir barış anlaşmasına dönüşemeden kesintiye uğramıştı.
GÜVEN SORUNU VE GELECEK BEKLENTİSİ
İstanbul sürecinin ardından yaşanan karşılıklı güven kaybı, diplomatik kanalların tıkanmasına ve çatışmaların yoğunlaşmasına yol açmıştı. Putin'in yeniden bu sürece vurgu yapması, uluslararası kamuoyunda "diplomatik çözüm için yeni bir fırsat mı doğuyor?" sorusunu beraberinde getirdi. Tarafların bu kez masada nasıl bir tutum sergileyeceği ve geçmişteki güven krizinin nasıl aşılacağı, barış ihtimalini belirleyecek ana unsurlar olarak dikkat çekiyor.



