Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş'in ölümüyle ilgili soruşturma sürerken, Adli Tıp Kurumu raporundaki kritik tespitler ortaya çıktı. Kabaiş'in otopsisinde Roküronyum ve Ornidazol etken maddelerine rastlanmasına ilişkin tartışmalara rapor yanıt verdi. Adli Tıp Kurumu, söz konusu maddelerin tıbbi geçmişle uyumlu olduğunu belirterek, yapılan toksikolojik incelemelerde zehirli veya toksik maddeye rastlanmadığını ve "zehirlenerek ölüme ilişkin hiçbir tıbbi delilin bulunmadığını" bildirdi.

Rojin Kabaiş’in Ölümünde Sır Perdesi Aralanıyor Telefonu İspanya’ya Gönderildi1

ROKÜRONYUM AMELİYATLA UYUMLU ÇIKTI

Adli Tıp Kurumu raporunun sonuç bölümünde, Rojin Kabaiş'in ölümünden yaklaşık bir ay önce, 11 Eylül 2024 tarihinde geçirdiği ameliyata dikkat çekildi. Kas gevşetici ve anestezik bir madde olan Roküronyum'un bu operasyon sırasında tıbbi zorunluluk gereği verildiği belirtildi. Etken maddenin vücutta 2 aya kadar tespit edilebildiği ve bu durumun Kabaiş'in tıbbi geçmişiyle uyumlu olduğu kaydedildi. Raporda ayrıca vücutta tespit edilen Ornidazol etken maddesinin enfeksiyon tedavisinde kullanılan standart bir ilaç bileşeni olduğu belirtildi.

"ZEHİRLENEREK ÖLÜME İLİŞKİN TIBBİ DELİL YOK"

Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan toksikolojik incelemelerde herhangi bir zehirli veya toksik maddeye rastlanmadığı bildirildi. Raporda, "zehirlenerek ölüme ilişkin hiçbir tıbbi delilin bulunmadığı" açıkça vurgulandı. Otopsi sırasında tespit edilen alkol düzeyinin de tek başına ölüme neden olacak seviyede olmadığı belirtildi. Söz konusu alkol düzeyinin cesetteki çürüme sürecine bağlı olarak doğal yollarla oluştuğu değerlendirildi.

VÜCUTTA TRAVMATİK DARBE İZİ BULUNMADI

Adli Tıp Kurumu uzmanlarının fiziki incelemelerinde de dışarıdan bir travmatik etkiye rastlanmadığı bildirildi. Raporda cilt bütünlüğünün korunduğu belirtilirken, kafa, göğüs ve batın boşluğuna etkili herhangi bir yaralanma olmadığı kaydedildi. Kafatası kırığı, kafa içi kanama, beyin doku harabiyeti, iç organ ve büyük damar lezyonu tespit edilmediği belirtildi.

Alihan Kuriş soruşturmasında kritik şüpheli yakalandı: 37 klasörün sırrı çözülüyor
Alihan Kuriş soruşturmasında kritik şüpheli yakalandı: 37 klasörün sırrı çözülüyor
İçeriği Görüntüle

Rojin Kabaiş Soruşturmasında Yeni Gelişme

21 yaşındaki Rojin Kabaiş, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 1. sınıf öğrencisiydi. Kabaiş, 27 Eylül 2024'te üniversite kampüsündeki kız öğrenci yurdunda annesiyle telefonda konuştu. Annesine markete gideceğini söyledi. Ertesi gün öğlen saatlerinde polis ekipleri aileyi arayarak Rojin'in yurda dönmediğini bildirdi. 28 Eylül 2024'te Van Gölü sahilinde Rojin'e ait cep telefonu, kulaklık, kek ve bir şişe su bulundu. Genç kızın cansız bedeni ise 18 gün sonra, Van Gölü kıyısındaki Molla Kasım Köyü sahilinde bulundu. Ceset, göl kıyısında bir temizlik görevlisi ve civardaki sitenin bekçisi tarafından görüldü. Rojin'in kıyafetlerinin üzerinde olduğu, ancak sarı terliklerinin bulunmadığı belirtildi.

TELEFONUN ŞİFRESİ KIRILAMADI

Rojin Kabaiş'in yüksek düzeyde şifreli olduğu belirtilen telefonu incelenmek üzere İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderildi. Ancak telefonun şifresi kırılamadığı için içerisindeki bilgilere ulaşılamadı. 10 Ekim 2025'te Adli Tıp Kurumu Biyolojik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan rapor dosyaya girdi. Raporda Kabaiş'in göğüs ve vajina bölgesinde iki ayrı erkeğe ait DNA tespit edildiği ortaya çıktı. Soruşturma kapsamında 195 kişinin DNA profilinin incelemeye alındığı, daha sonra Adalet Bakanlığının talimatıyla bu sayının 413'e yükseltildiği bildirildi. Rojin Kabaiş dosyası mayıs ayında Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığına devredildi. Adalet Bakanı Akın Gürlek de aynı dönemde Rojin'in babası Nizamettin Kabaiş ile bir araya geldi. Gürlek, görüşmede Rojin için "Rojin hayatının baharında gelecekleri, umutları, hayalleri yarım kalmış bir genç kızımız. Devlet olarak bu işin sonuna kadar üzerine gideceğiz" dedi.

2020202020 457951

BAKAN GÜRLEK: "CİNAYET Mİ, İNTİHAR MI? BUNU ÇÖZMEMİZ LAZIM"

Adalet Bakanı Gürlek, soruşturmanın tüm yönleriyle ele alınması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Bu birimin kuruluş amacı da bu. Özellikle faili meçhul kalmış cinayetlerde sonuna kadar gitmek. Olay tam belli değil. Cinayet mi, intihar mı? Bunu çözmemiz lazım. Bizim zaten konumuz bu. Savcılığın bunun tespitini yapması lazım. İntihar ya da cinayet. Siz aile olarak cinayet olduğunu düşünüyorsunuz. Tabii bu konuda bütün hususların en ince noktaya kadar araştırılması lazım."

Adli Tıp Kurumu raporunda zehirlenmeye ilişkin tıbbi delil bulunmadığının belirtilmesiyle birlikte soruşturmanın diğer bulgular üzerinden sürdüğü bildirildi.

Kaynak: HABER MERKEZİ