Sağlıklı beslenmek, yaşam kalitesini artıran önemli alışkanlıkların başında geliyor. Ancak sağlığı korumak amacıyla başlayan beslenme hassasiyeti, zamanla katı kurallara ve sürekli kontrol etme ihtiyacına dönüşebiliyor. Tükettiği her besinin içeriğini sorgulayan, belirli yiyecekleri tamamen hayatından çıkaran ve beslenme düzeninin dışına çıktığında yoğun suçluluk hisseden kişilerde bu durum farklı bir boyuta ulaşabiliyor.

Ortoreksiya nervoza olarak adlandırılan bu durum, kişinin sağlıklı olduğuna inandığı besinleri tüketmeye aşırı odaklanması ve zamanla beslenme konusunda katı kurallar geliştirmesiyle ilişkilendiriliyor.

Fonksiyonel Tıp Diyetisyeni ve Fitoterapist Uzman Diyetisyen Serpil Uzunok Doğan, sağlıklı beslenmeye gösterilen özenin kişinin yaşamını kısıtlamaya başlamasının önemli bir işaret olduğuna dikkat çekerek ortoreksiyanın yalnızca beslenme alışkanlıklarıyla sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.

Beslenme Düzeni (1)

Eczanede muadil ilaç tartışması: Aynı içerik, farklı marka mı?
Eczanede muadil ilaç tartışması: Aynı içerik, farklı marka mı?
İçeriği Görüntüle

ORTOREKSİYA NEDİR, NASIL ORTAYA ÇIKAR?

Ortoreksiya nervozanın, kişinin sağlıklı olduğuna inandığı yiyeceklere aşırı odaklanması ve beslenme konusunda giderek katılaşan kurallar geliştirmesiyle ilişkilendirildiğini belirten Uzm. Dyt. Serpil Uzunok Doğan, bu sürecin başlangıçta oldukça doğal görünen davranışlarla ortaya çıkabileceğini ifade etti.

Doğan, kişinin öncelikle paketli gıdaları azaltmak isteyebileceğini, ardından bazı besin gruplarını tamamen hayatından çıkarabileceğini ve zamanla yalnızca belirli yöntemlerle hazırlanmış yiyecekleri tüketmeye başlayabileceğini kaydetti.

Burada asıl dikkat edilmesi gereken noktanın tercih edilen besinlerden çok, bu tercihlerin kişinin günlük yaşamını ne ölçüde etkilediği olduğunu vurgulayan Doğan, ortoreksiyanın henüz uluslararası psikiyatrik tanı sınıflandırmalarında bağımsız bir yeme bozukluğu olarak yer almadığını, buna rağmen bilimsel araştırmalarda ele alınan önemli bir konu olduğunu belirtti.

SAĞLIKLI BESLENME TAKINTISI NASIL ANLAŞILIR?

Beslenme konusunda katı kurallar geliştiren kişilerde zamanla yiyecek seçimleri yoğun kaygı ve suçluluk duygusuna neden olabiliyor. Bir doğum günü pastasından bir dilim yemek veya alışılmış beslenme düzeninin dışına çıkmak, bazı kişilerde ertesi gün bunu telafi etme ihtiyacı doğurabiliyor.

Uzm. Dyt. Serpil Uzunok Doğan, bir yiyeceği tüketmenin yoğun suçluluk, korku veya kaygı yaratmasının yemekle kurulan ilişkinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösterebileceğine dikkat çekti.

Besinleri sürekli iyi ve kötü olarak sınıflandırmanın zamanla yemek seçimlerini zorlaştırabileceğini belirten Doğan, sağlıklı beslenmenin tek bir öğün üzerinden değerlendirilemeyecek kadar kapsamlı olduğunu ifade etti.

Doğan, bir öğünde tatlı tüketmenin, dışarıda yemek yemenin veya zaman zaman alışılmış beslenme düzeninin dışına çıkmanın kişinin genel beslenme alışkanlıklarını tek başına belirlemediğini vurguladı.

Beslenme Düzeni (2)

ORTOREKSİYA SOSYAL YAŞAMI NASIL ETKİLİYOR?

Yemek yemenin yalnızca vücudun enerji ve besin öğesi ihtiyacını karşılamadığını, aynı zamanda kültürün, aile ilişkilerinin ve sosyal yaşamın önemli bir parçası olduğunu belirten Doğan, beslenme kurallarının katılaşmasının kişinin sosyal ilişkilerini de etkileyebileceğini kaydetti.

Ailece kurulan sofralar, arkadaşlarla yapılan kahvaltılar ve seyahatlerde yeni lezzetler keşfetmenin günlük yaşamın doğal parçaları olduğunu ifade eden Doğan, beslenme konusunda aşırı kontrol ihtiyacı geliştiren kişilerin dışarıda yemek yemekten kaçınabileceğini, içeriğini bilmediği yiyecekleri tüketmek istemeyebileceğini ve sosyal buluşmalarda kaygı yaşayabileceğini belirtti.

Bu davranışların dışarıdan disiplinli bir yaşam biçimi gibi görünebildiğine dikkat çeken Doğan, kişinin kendi içinde yaşadığı stres ve kısıtlanmanın her zaman fark edilmeyebileceğini vurguladı.

SOSYAL MEDYA ORTOREKSİYA RİSKİNİ ETKİLİYOR MU?

Sosyal medyanın günümüzde beslenme alışkanlıkları üzerinde önemli bir etkisi bulunduğunu belirten Uzm. Dyt. Serpil Uzunok Doğan, şekersiz, glutensiz, katkısız, tamamen doğal veya temiz beslenme gibi ifadelerin zaman zaman sağlıklı yaşamın vazgeçilmez kurallarıymış gibi sunulabildiğine dikkat çekti.

Bir besinin glutensiz olmasının herkes için daha sağlıklı olduğu anlamına gelmediğini ifade eden Doğan, benzer şekilde bir yiyeceğin işlenmiş olmasının da tek başına beslenme düzeninden tamamen çıkarılması gerektiğini göstermediğini kaydetti.

Beslenme biliminde tek tek yiyecekleri korkulacak veya kusursuz seçenekler olarak değerlendirmek yerine beslenmenin bütününe odaklanmanın önemini vurgulayan Doğan, sosyal medyada sürekli kusursuz tabaklarla karşılaşmanın bazı kişilerde kendi beslenmesini yetersiz görme veya daha fazla kural geliştirme eğilimini artırabileceğini belirtti.

Dengeli Beslenme

ORTOREKSİYANIN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Beslenmeye gösterilen özen ile beslenmeyi takıntı hâline getirmek arasındaki farkın her zaman kolay anlaşılmayabileceğini belirten Doğan, bazı davranışların dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Doğan'a göre yemek seçimlerine günün büyük bölümünü ayırmak, belirlenen kuralların dışına çıkıldığında yoğun suçluluk hissetmek, tıbbi bir gereklilik bulunmadığı hâlde besin gruplarını giderek daha fazla kısıtlamak ve sosyal yaşamı beslenme kurallarına göre şekillendirmek önemli işaretler arasında yer alıyor.

Bu durumun yalnızca psikolojik açıdan değil, fiziksel sağlık bakımından da sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Doğan, gereksiz besin kısıtlamalarının zamanla enerji, protein, vitamin ve mineral alımının yetersiz kalmasına neden olabileceğini belirtti.

Öte yandan besin etiketlerini okumak, sağlıklı tarifler hazırlamak veya kişisel sağlık gereksinimleri nedeniyle bazı besinlerden uzak durmanın tek başına ortoreksiya anlamına gelmediğini vurgulayan Doğan, belirleyici unsurun davranışların ne kadar katılaştığı, kişide ne düzeyde kaygı yarattığı ve günlük yaşamı nasıl etkilediği olduğunu kaydetti.

Polikistik Over Sendromunda Beslenme Onerileri 20180316081837

SAĞLIKLI BESLENME İLE BESLENME TAKINTISI ARASINDAKİ SINIR NASIL KORUNUR?

Sağlıklı beslenmenin yalnızca tabaktaki yiyeceklerin kalitesiyle değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çeken Uzm. Dyt. Serpil Uzunok Doğan, yeterli ve dengeli beslenmenin yanı sıra yemek yemekten keyif alabilmenin, sosyal yaşamı sürdürebilmenin ve zaman zaman esnek davranabilmenin de sağlıklı bir beslenme ilişkisinin parçaları olduğunu belirtti.

Doğan, besin çeşitliliğinin sağlanması, liften zengin yiyeceklere yer verilmesi, protein ihtiyacının karşılanması ve bireysel sağlık gereksinimlerinin gözetilmesinin önemli olduğunu ifade etti. Ancak bu süreçte gereksiz yasaklardan kaçınılması ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarının desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

Beslenmeyle ilgili düşüncelerin yoğun kaygıya, suçluluk duygusuna veya yaşam kalitesinde belirgin azalmaya neden olması durumunda profesyonel destek alınması gerektiğini belirten Doğan, ihtiyaç hâlinde diyetisyen ve ruh sağlığı uzmanlarının birlikte çalışmasının kişinin hem yeterli beslenmesini hem de yemekle daha sağlıklı bir ilişki kurmasını destekleyebileceğine dikkat çekti.

Sağlıklı beslenmenin kusursuz beslenmek anlamına gelmediğini hatırlatan Doğan, zaman zaman sevdikleriyle aynı sofraya oturabilmenin, bir öğün nedeniyle kendini suçlamamanın ve beslenmeyi hayatın tek belirleyicisi hâline getirmemenin de sağlıklı yaşamın önemli parçaları arasında bulunduğunu vurguladı.

Muhabir: Esra Koçak Mayda