Bitkisel ürünler, detoks kürleri ve bitki çayları sağlıklı yaşam arayışında pek çok kişinin tercihleri arasında yer alıyor. Ancak doğal kaynaklı olmaları, bu ürünlerin her koşulda zararsız olduğu anlamına gelmiyor. Kontrolsüz ve yüksek miktarda tüketilen bazı bitkisel ürünler, akut böbrek hasarından sıvı ve elektrolit dengesinin bozulmasına, tansiyon sorunlarından ilaç etkileşimlerine kadar çeşitli riskler taşıyor.
Türk Böbrek Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Aydın Türkmen ile Türk Böbrek Vakfı Diyetisyeni Gökçen Efe Aydın, bitkisel ürünlerin bilinçsiz kullanımına karşı önemli uyarılarda bulundu. Uzmanlar, özellikle kronik böbrek hastalarının, diyabet ve hipertansiyon hastalarının ve böbrek nakli alıcılarının hekimlerine danışmadan bitkisel takviye kullanmamaları gerektiğine dikkat çekti.

BİTKİSEL ÜRÜNLER BÖBREK HASARINA NEDEN OLABİLİR Mİ?
Böbrekler, vücuttaki atık maddelerin uzaklaştırılması ve sıvı-elektrolit dengesinin korunması gibi yaşamsal görevler üstleniyor. Prof. Dr. Aydın Türkmen, böbreklerin sistemik dolaşımdan yüksek miktarda kan aldığını ve bir günde yaklaşık 180 litre sıvıyı süzerek kanın temizlenmesine katkı sağladığını belirtiyor.
Bu yoğun çalışma nedeniyle böbrekler, tüketilen gıdaların ve kullanılan ilaçların vücutta ortaya çıkan yıkım ürünleriyle sürekli temas halinde bulunuyor. Gereğinden yüksek dozda alınan ilaçlar, zararlı maddeler ve kontrolsüz kullanılan takviyeler böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkileyebiliyor.
Türkmen, özellikle mevcut böbrek hastalığı bulunan kişilerin bitkisel ürün kullanırken daha dikkatli olması gerektiğini vurguluyor.

DOĞAL OLMASI BİR ÜRÜNÜN GÜVENLİ OLDUĞUNU GÖSTERİR Mİ?
Bitkisel takviyeler, ağrıları hafifletmek, kilo vermek veya sağlığı korumak amacıyla yaygın şekilde kullanılıyor. Ancak bu ürünlerin içerikleri ve etken madde miktarları markadan markaya değişebiliyor.
Üretim ve kalite kontrol sorunları nedeniyle bazı ürünlerde ağır metal, pestisit veya etikette belirtilmeyen farklı maddeler bulunabiliyor. Özellikle internet üzerinden kaynağı belirsiz ürünlerin satın alınması ve hekim önerisi olmadan uzun süre kullanılması risk oluşturuyor.
Uzmanlar, güvenilir üreticilerden temin edilen ürünlerin bile herkes için uygun olmayabileceğini belirtiyor. Bitkisel takviyelerin mevcut tedavilerin yerine kullanılmaması ve kullanım kararının kişinin sağlık durumuna göre verilmesi gerektiğinin altını çiziyor.
ZERDEÇAL VE KURKUMİN KULLANIRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?
Eklem ağrılarından iltihabi hastalıklara kadar farklı amaçlarla kullanılan zerdeçal ve etken maddesi kurkumin, bitkisel ürünler konusunda dikkat çeken örnekler arasında bulunuyor.
Antioksidan ve antiinflamatuvar özellikleri nedeniyle ilgi gören kurkuminin sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin bilimsel kanıtların her kullanım amacı için yeterli olmadığı belirtiliyor. Prof. Dr. Aydın Türkmen, ürünün içeriğinin ve tüketim miktarının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Bazı ticari bitkisel ürünlerde ilaç etken maddeleriyle kontaminasyon ihtimali de risk oluşturuyor. Özellikle bazı ağrı kesici gruplarında bulunan nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar, böbrekte kan akımının düzenlenmesinde rol oynayan prostaglandinlerin üretimini baskılayabiliyor. Bu durum, kronik böbrek hastalarında, diyabetlilerde, hipertansiyon hastalarında ve ileri yaştaki kişilerde akut böbrek hasarı riskini artırabiliyor.
Yüksek doz kurkumin takviyelerinin oksalat içeriği nedeniyle oksalat taşlarına yatkın kişiler açısından da değerlendirilmesi gerekiyor. Böbrek nakli alıcılarında ise kullanılan ilaçlarla olası etkileşimler dikkate alınmalı.

HANGİ BİTKİSEL TAKVİYELER SAĞLIK RİSKİ TAŞIYOR?
Uzmanların dikkat çektiği riskler yalnızca zerdeçal ve kurkuminle sınırlı değil.
Prof. Dr. Aydın Türkmen, bazı Aristolochia türlerinde bulunan aristoloşik asidin geri dönüşümsüz böbrek hasarı ve idrar yolu kanserleriyle ilişkilendirildiğini belirtiyor.
Yüksek doz yeşil çay ekstresi bazı kişilerde karaciğer hasarına yol açabilirken, bazı zayıflama ürünlerinde tespit edilebilen ağır metaller ve etikette belirtilmeyen ilaç etken maddeleri de ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor.
Protein ve kreatin takviyelerinin kontrolsüz kullanımı da özellikle önceden böbrek hastalığı bulunan kişiler açısından dikkat gerektiriyor. Bu ürünlerin herkes için zararlı olduğu söylenemese de böbrek fonksiyonları, kullanılan ilaçlar, beslenme düzeni ve takviye dozu birlikte değerlendirilmeden kullanım kararı verilmemesi gerekiyor.

YEŞİL ÇAY VE MATCHA FAZLA TÜKETİLİRSE NE OLUR?
Türk Böbrek Vakfı Diyetisyeni Gökçen Efe Aydın, bitki çaylarının tüketim miktarı ve sıklığının kişinin sağlık durumuna göre değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Kafein içeren yeşil çay ve matcha, bazı kişilerde hafif idrar söktürücü etki gösterebiliyor. Aşırı tüketim ve yetersiz sıvı alımı, özellikle hassas bünyelerde sıvı dengesini olumsuz etkileyebiliyor.
Kronik böbrek hastalarının bu içecekleri ne miktarda tüketebileceklerini sağlık durumlarına göre belirlemesi önem taşıyor.
HİBİSKUS TANSİYON İLAÇLARIYLA BİRLİKTE TÜKETİLEBİLİR Mİ?
Tansiyon ve kilo kontrolü amacıyla tercih edilen hibiskus, kan basıncını düşürücü etki gösterebiliyor.
Bu nedenle tansiyon ilacı veya idrar söktürücü kullanan kişilerin hibiskus tüketmeden önce hekimlerine danışmaları gerekiyor. İlaçlarla birlikte kullanıldığında tansiyon üzerindeki etkilerin dikkate alınması önem taşıyor.

MEYAN KÖKÜ TANSİYONU YÜKSELTEBİLİR Mİ?
Meyan kökü, kontrolsüz tüketildiğinde kan basıncının yükselmesine, potasyum seviyesinin düşmesine ve vücutta sıvı tutulmasına neden olabiliyor.
Bu etkiler özellikle hipertansiyon ve kronik böbrek hastalığı bulunan kişiler açısından risk oluşturuyor.
SİNAMEKİ UZUN SÜRE KULLANILIRSA NE OLUR?
Kabızlık şikayeti için kullanılan sinamekinin uzun süre veya gereğinden fazla tüketilmesi ishal, sıvı kaybı ve elektrolit bozukluklarına yol açabiliyor.
Özellikle potasyum kaybı, kasların yanı sıra kalp ve böbrek sağlığını da olumsuz etkileyebiliyor.
ISIRGAN OTU VE ADAÇAYI TÜKETİMİNDE NELERE DİKKAT EDİLMELİ?
Ödem şikayeti nedeniyle tercih edilen ısırgan otu, idrar söktürücü etkisiyle bazı kişilerde sıvı dengesini etkileyebiliyor. Özellikle idrar söktürücü ilaç kullananların ve böbrek hastalarının kontrolsüz tüketimden kaçınması gerekiyor.
Adaçayının bazı bileşenleri de biyolojik etkiler gösterebiliyor. Özellikle yoğun, yüksek miktarda ve uzun süreli tüketimde kişinin sağlık durumu ve kullandığı ilaçlar dikkate alınmalı. Düzenli kullanım öncesinde sağlık uzmanına danışılması öneriliyor.
BİTKİSEL KÜRLERDE MUCİZE VAATLERİNE NEDEN DİKKAT EDİLMELİ?
Kilo verme, ödem atma, vücudu arındırma veya hastalıkları iyileştirme iddiasıyla hazırlanan bitkisel kürler de önemli riskler taşıyabiliyor.
Farklı bitkilerin gelişigüzel bir araya getirilmesiyle hazırlanan karışımlarda hangi maddelerin ne miktarda bulunduğu çoğu zaman bilinmiyor. Birden fazla bitkinin birlikte kullanılması, olası etkilerin ve ilaç etkileşimlerinin değerlendirilmesini de zorlaştırıyor.
Diyetisyen Gökçen Efe Aydın, fayda sağlama beklentisiyle yapılan bu uygulamaların başta böbrekler olmak üzere çeşitli organları olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor.
Uzmanlar, bitkisel kürlerin kulaktan dolma bilgilerle hazırlanarak tedavi amacıyla kontrolsüz kullanılmaması gerektiğini vurguluyor. Özellikle kronik böbrek hastalarının, diyabetlilerin, hipertansiyon hastalarının ve böbrek nakli alıcılarının herhangi bir bitkisel ürün veya takviyeye başlamadan önce mutlaka hekimlerine danışmaları öneriliyor.




