Savunma sanayii denildiğinde uzun yıllar boyunca erkek çalışanların ağırlıkta olduğu bir sektör algısı öne çıkarken, kadın mühendislerin sektördeki varlığı giderek daha görünür hale geliyor. Ancak kadınların sektöre girmesi kadar, çalışma ortamında nasıl karşılandıkları ve mesleki yetkinliklerinin nasıl değerlendirildiği de önem taşıyor.
Ankara’da savunma sanayii alanında üretim yapan bir firmada çalışan üç kadın mühendis, kadın olarak teknik bir alanda çalışmanın kendileri açısından farklı deneyimler barındırdığını söyledi.
Üç mühendisin anlatımlarında ortak nokta ise mesleki yeterliliğin cinsiyetten bağımsız olması gerektiği düşüncesi oldu. Ancak bu yaklaşımın çalışma hayatının her aşamasında aynı ölçüde karşılık bulmadığını belirten mühendisler, yaşadıkları deneyimleri anlattı.
“BU İŞ KADINLARA GÖRE DEĞİL” DENİLMESE DE ÖNYARGIYLA KARŞILAŞTIK
Mühendislerden biri, kariyerinin ilk dönemlerinde doğrudan “Bu iş kadınlara göre değil” şeklinde bir söylemle karşılaşmadığını ancak deneyimsiz olduğu dönemde “sen bilmezsin”, “daha yenisin” gibi yaklaşımlar duyduğunu söyledi.
Bu ifadelerin başlangıçta kadın olmasından çok deneyimsizliğiyle ilgili olduğunu düşündüğünü belirten mühendis, buna rağmen zaman zaman kendisini kanıtlama ihtiyacı hissettiğini dile getirdi.
“O dönemde elbette kendimi kanıtlama ihtiyacı hissettiğim zamanlar oldu.”
Zaman içerisinde erkeklerin de üstlenebileceği pek çok sorumluluğu aldığını, hatta bazı durumlarda daha fazlasını üstlenmeye gönüllü olduğunu anlatan mühendis, işin gerektirdiği yükü almaktan kaçınmadığını belirtti.
Ona göre çalışma arkadaşlarının yaklaşımı da deneyimin şekillenmesinde önemli rol oynuyor. Her çalışanın kadın mühendislere bakışının aynı olmadığını belirten mühendis, kendi kariyerinde daha çok yetkinliğe ve yapılan işe odaklanan insanlarla çalışma fırsatı bulduğunu ifade etti.

KADIN MÜHENDİSLERİN SAYISININ ARTMASI GURUR VERİYOR
Bir diğer kadın mühendis ise saha çalışmalarında ve iş hayatında zaman zaman cinsiyet ayrımcılığıyla karşılaştığını ancak bunun her zaman olumsuz bir biçimde yaşanmadığını söyledi.
Özellikle fiziksel olarak zorlayıcı olabilecek saha çalışmalarında destek gördüğü durumların da bulunduğunu anlatan mühendis, sanayide kadın olarak çalışmanın kendine özgü zorlukları olduğunu ancak kadın mühendislerin sayısının artmasını olumlu bulduğunu ifade etti.
“Mesleki yetkinliğin cinsiyetten bağımsız olduğunu düşünüyorum ve başta direnç gösterilse dahi zamanla bunun herkes tarafından kabul gördüğüne şahit oldum.”
Kadınların artık farklı alanlarda daha fazla yer aldığını ve başarı gösterebildiğini belirten mühendis, bu değişimin kendileri açısından gurur verici olduğunu söyledi.
AYNI İŞİ YAPAN KADIN VE ERKEĞİN SÖZÜ EŞİT Mİ?
Üçüncü mühendis ise mesleki yeterlilik kadar, çalışma ortamındaki sosyal ilişkilerin de kadınların sektördeki deneyimini etkileyebildiğine dikkat çekti.
Erkek çalışanların kendi aralarındaki ilişkilerin ve iletişim biçimlerinin zaman zaman iş alanına da yansıyabildiğini belirten mühendis, kadın olarak bu çevrenin dışında kalmanın kendisini zorladığını anlattı.
Bu durumun yalnızca kendisine özgü olmadığını düşündüğünü ifade eden mühendis, kadınların yetkinlikleri ne kadar yüksek olursa olsun bazı durumlarda erkeklerin daha kolay tercih edilebildiğini savundu.
Kendi deneyiminden de örnek veren mühendis, daha önce kalite departmanında çalıştığı dönemde bir erkek çalışma arkadaşıyla birlikte kaynak muayenesine gittiğini ve karşı tarafın kendi ölçümlerinden ve sözlerinden ziyade erkek çalışma arkadaşının ifadelerine daha fazla önem verdiğini gözlemlediğini söyledi.
“‘Bu iş kadınlara göre değil’ gibi değil de ‘kadınlar yapmamalı’ düşüncesi ile çok karşılaştım ve bunu kadınlar da yapabilir diye kanıtlamak için çok uğraştım.”
KENDİNİ KANITLAMAK İÇİN 30 KİLOLUK MALZEMEYİ BİLE KALDIRMAYA ÇALIŞTI
Kadınların yapamayacağı düşünülen işleri özellikle üstlenmeye çalıştığını anlatan mühendis, bu süreçte zaman zaman fiziksel sınırlarını zorladığını söyledi.
Tezgâhın içine girerek ölçüm yaptığını, markalama yaptığını, 30 kilogramlık malzemeyi yardım almadan kaldırmaya çalıştığını ve transpaletle malzeme çektiğini anlatan mühendis, amacının karşısındaki kişilere kadınların da bu işleri yapabileceğini göstermek olduğunu belirtti.
Ancak sürekli kendini kanıtlama çabasının bir noktadan sonra kendi sağlığını olumsuz etkilediğini de ifade etti.
“Bunları yapmak ve karşı taraftaki insana bunu kanıtlamak bana ne kadar içsel huzur vermiş olsa da sağlığımı olumsuz yönde etkiledi.”
Zaman içerisinde ise her işi tek başına yapmak veya sürekli kendisini kanıtlamak zorunda olmadığını fark ettiğini belirten mühendis, başkalarından destek almanın da olumsuz bir durum olmadığını düşündüğünü söyledi.
“BİR KADININ SADECE İŞTE DEĞİL, EVDE DE SORUMLULUKLARI VAR”
Kadın mühendislerin dikkat çektiği konulardan biri de yalnızca iş hayatındaki sorumluluklarla sınırlı kalmayan yükler oldu.
Kadınların para kazanma ve ekonomik olarak bağımsız olma çabasının yanında ev temizliği, yemek yapma ve çocuk büyütme gibi sorumlulukları da üstlendiğini belirten mühendis, bunun kadınlarda sürekli bir “yetersiz kalıyorum” hissi oluşturabildiğini ifade etti.
Eşlerin ev işlerine yardımcı olmasının önemli olduğunu ancak toplumsal beklentilerin hâlâ kadınların üzerinde daha fazla sorumluluk oluşturduğunu söyleyen mühendis, çalışan kadınların aynı zamanda evin sorumluluğunu da büyük ölçüde taşımak zorunda kaldığını dile getirdi.
“Bir kadın ve bir erkek aynı tempoda çalışmış olsa bile çevre her zaman erkeğin daha değerli olduğu ve daha çok yorulduğunu düşünüyor. Kadın zaten her şeyi yapmalı.”
KADINLARIN SEKTÖRDEKİ VARLIĞI ÖNYARGILARI KIRIYOR
Kadın mühendisler, yaşadıkları zorluklara rağmen kadınların savunma ve sanayi sektörlerindeki varlığının giderek arttığına dikkat çekiyor.
Mühendislerden biri, başlangıçta karşılaşılan dirençlerin zaman içerisinde mesleki başarı ve deneyimle aşılabildiğini belirtirken, bir diğer mühendis kadınların her alanda varlık gösterebildiğinin görülmesinin önemli bir değişim olduğunu vurguladı.
Üç mühendisin değerlendirmelerinde ortaklaşan nokta ise şu oldu: Bir mühendisin mesleki yetkinliğini belirleyen şey cinsiyeti değil, bilgi birikimi, deneyimi ve yaptığı iş.
“FİZİKSEL DEĞİL, PSİKOLOJİK OLARAK DAHA GÜÇLÜYÜZ”
Kadın mühendislerden biri, çalışma hayatında karşılaştıkları deneyimlerin kendilerini psikolojik açıdan da güçlendirdiğini belirtti.
Kadınların hem iş hayatında hem de özel yaşamda çok sayıda sorumluluğu aynı anda yürütmek zorunda kalabildiğine dikkat çeken mühendis, yaşanan tüm bu süreçlerin kadınları dayanıklı hale getirdiğini ifade etti.
“Bu durumları gerçekten yaşamış, bu psikolojilere girmiş olan bir insan olarak bir erkekten fiziksel olmasa bile psikolojik olarak çok güçlü olduğumuza inanıyorum.”
Üç kadın mühendisin anlattıkları, savunma sanayiinde kadınların karşılaştığı deneyimlerin tek bir başlık altında toplanamayacağını da ortaya koyuyor. Kimi zaman doğrudan bir ayrımcılık yaşanmazken, kimi zaman erkek egemen iletişim biçimleri, önyargılar veya kadınların kendilerini kanıtlama baskısı çalışma hayatını etkileyebiliyor.
Ancak kadın mühendislerin sektörde daha fazla görünür hale gelmesiyle birlikte bu algının da değişmeye başladığı görülüyor. Mühendislerin ortak mesajı ise net: Kadınların sektörde yer alması yalnızca sayısal bir artış değil, teknik yetkinliğin cinsiyetten bağımsız olduğunun daha fazla kabul görmesi anlamına geliyor.







