Ege adaları silahlanma krizi, Ankara'nın uluslararası hukuk ve askeri caydırıcılık eksenindeki kararlı tutumuyla yeni bir faza girdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kırgızistan dönüşü uçakta Yunanistan'a yönelik sarf ettiği sert uyarılar, Türkiye'nin kırmızı çizgilerini bir kez daha dünya gündemine taşıdı. Güvenlik Uzmanı Ali Coşar, Ege adaları silahlanma krizi bağlamında bu çıkışların arkasındaki diplomatik ve stratejik kırılma noktalarını değerlendirdi.

Albay Cosar Uyardi Lokal Degisikliklerle Konsantremizi Bozmaya Calisabilirler H1571029719 D66Cd2-1

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'DAN BİŞKEK DÖNÜŞÜ "GEREĞİNİ YAPARIZ" ÇIKIŞI

Konu Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Bişkek ziyareti dönüşü uçakta yaptığı açıklamalarla yeniden gündeme geldi. Yunanistan'ın iyi komşuluk ilişkilerine uymayan adımlarına ve gayri-askeri statüdeki adaları silahlandırma inadına tepki gösteren Erdoğan, "Ne yapalım? Bize düşen nedir? Gereğini yapmak" ifadeleriyle Atina yönetimine çok net bir rest çekti. "Kimsenin toprağında gözümüz yok ancak kimseye de haklarımızı çiğnetmeyiz" diyen Cumhurbaşkanı, Yunanistan Başbakanı Miçotakis'in Ege'deki askeri planlarından vazgeçmeyecekleri yönündeki söylemlerine karşı "Tarih, ibret alanlar için çok çok iyi bir yol göstericidir" uyarısında bulundu.

EGE ADALARI SİLAHLANMA KRİZİ MASADA:LOZAN VE PARİS UYARISI

Bu açıklamaların ardından gözler, Ankara'nın Doğu Akdeniz ve Ege'deki milli güvenlik konseptine çevrildi. Güvenlik Uzmanı Ali Coşar'a göre; 1923 Lozan ve 1947 Paris Barış Antlaşmaları ile Gayri Askeri Statüdeki Adalar (GASA) ilkesi açıkça güvence altına alınmış durumda. Coşar, Yunanistan'ın bu şartı ihlal ederek askeri yığınak yapmasının, Türkiye tarafından Birleşmiş Milletler nezdinde kayda geçirildiğini ve adalardaki egemenlik hakkının artık hukuken tartışmaya açıldığını belirtiyor. Erdoğan'ın, "İzmir’i unutma, adaları işgal etmeniz falan bizi bağlamaz" çıkışı da uzmanın değerlendirmesinde, bu hukuki pozisyonun en üst düzeydeki siyasi iradeye dönüşmesi anlamına geliyor.

"BİR GECE ANSIZIN GELEBİLİRİZ" SÖYLEMİNİN ASKERİ ARKA PLANI

Röportajda öne çıkan bir diğer tespitte, masada yalnızca diplomatik protestoların değil, reddedilemez bir askeri caydırıcılığın (deterrence) bulunduğu vurgulanıyor. Deneyimli ismin analizine göre Türkiye; İHA/SİHA sistemleri, yerli füzeler ve Mavi Vatan tatbikatlarıyla Yunanistan'ın kendisini karaya hapsetme (Sevres) yaklaşımına karşı askeri kabiliyetlerinin hazır olduğunu kanıtlıyor. Uzman isim, "Şakası yok" ve "Günü geldiğinde gereği yapılır" mesajlarının, olası kışkırtmalara karşı askeri seçeneğin aktif tutulduğunu gösterdiğinin altını çiziyor. "Bir gece ansızın gelebiliriz" cümlesi ise analist tarafından, fiili durum (fait accompli) yaratma çabalarına karşı net bir askeri önlem olarak yorumlanıyor.

Dünya sıraya girdi! KAAN ve HÜRJET için kritik tarih belli oldu
Dünya sıraya girdi! KAAN ve HÜRJET için kritik tarih belli oldu
İçeriği Görüntüle

ATİNA'NIN DEMİR KUBBE HAMLESİ VE EGE ADALARI SİLAHLANMA KRİZİ

Bölgedeki tansiyonun sadece iki ülke arasındaki tarihi anlaşmazlıklardan ibaret olmadığını savunan Ali Coşar, küresel aktörlerin denkleme dahil olmasına dikkat çekiyor. Coşar'ın tespitlerine göre Yunanistan, ABD'nin Dedeağaç'taki varlığı, Fransa ile kurduğu savunma ortaklığı ve son olarak İsrail ile imzaladığı Demir Kubbe benzeri hava savunma sistemi anlaşmasından cesaret alıyor. Türkiye'nin sert mesajlarının aslında Atina'yı bir ileri karakol gibi kullanmak isteyen müttefiklere yönelik de bir ikaz olduğunu aktarıyor. Kapsamlı değerlendirmenin sonucunda, Ankara'nın diplomasi masasını terk etmediği, aksine reel askeri gücü masaya koyarak Yunanistan'ı antlaşma sınırlarına çekmeyi hedeflediği net bir şekilde ortaya konuluyor.

Muhabir: Barlas Helvacı