Erciyes Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen Erciyes Zirvesi-1’de iklim değişikliği, su yönetimi, gıda güvenliği ve sürdürülebilir kalkınma başlıkları ele alındı. Zirvede konuşan Su Politikaları Derneği Başkanı ve Hidropolitik Uzmanı Dursun Yıldız, iklim değişikliğinin sınıraşan su yönetimini doğrudan etkilediğini belirterek, 20. yüzyılda yapılan su anlaşmalarının yeni koşullara göre yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

ERCİYES ZİRVESİ'NDE İKLİM, SU VE GIDA GÜNDEMİ MASAYA YATIRILDI
AK Parti Kayseri Milletvekili ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar ile AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler koordinasyonunda, Erciyes Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen Erciyes Zirvesi-1 sona erdi. “İklim, Su, Gıda ve Güvenlik” temasıyla düzenlenen zirvede, iklim değişikliği, su güvenliği, gıda arzı ve sürdürülebilir kalkınma başlıkları çok boyutlu olarak ele alındı.
Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası, FAO, Dünya Gıda Programı, üniversiteler, araştırma kuruluşları ve kamu kurumlarından uzmanların katıldığı organizasyonda, küresel risklere karşı ortak çözüm arayışları ve iş birliği imkanları değerlendirildi. Zirvede öne çıkan başlıklar arasında dirençli üretim sistemleri kurulması, su kaynaklarının etkin yönetimi, yeşil ve dijital dönüşüm yatırımlarının hızlandırılması ile sürdürülebilir kalkınma politikalarının güçlendirilmesi yer aldı.
Kapanış konuşmasında Hulusi Akar, iklim değişikliği, su yönetimi ve gıda güvenliği konularının toplumun tamamını ilgilendirdiğini belirterek, bu alanlarda bütüncül bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini ifade etti. Akar, tasarruf kültürü, israfın önlenmesi ve kaynaklara saygı anlayışının korunmasının önemine işaret etti.
UZMANLAR DÖRT AYRI PANELDE GÖRÜŞLERİNİ PAYLAŞTI
Zirvede, Türkiye’nin iklim, su ve gıda gündemine ilişkin başlıklar dört ayrı panelde ele alındı. “İklim Değişikliği ve Jeopolitik” panelinde iklim değişikliğinin tarımsal üretim ve su kaynakları üzerindeki etkileri değerlendirilirken, “Gıda Güvenliği” panelinde gıdanın ekonomik, sosyal ve stratejik boyutları ele alındı.
“İklim Aşırılıkları ve Su Yönetimi” panelinde su güvenliğinde mevcut ve potansiyel riskler ile çözüm önerileri tartışıldı. Ayşe Böhürler’in moderatörlüğünde düzenlenen “Sürdürülebilir Kalkınma” panelinde ise sürdürülebilir kalkınma hedefleri, iklim politikaları ve çevresel yönetişim konuları görüşüldü.

YILDIZ SINIRAŞAN SU YÖNETİMİNDE DEĞİŞEN DÖNEME DİKKAT ÇEKTİ
Su Politikaları Derneği’nin katkı sunduğu zirvede, derneğin başkanı ve Hidropolitik Uzmanı Dursun Yıldız “İklim Aşırılıkları ve Su Yönetimi” panelinde konuştu. “İklim değişikliğinin sınıraşan su yönetimi üzerine etkileri” başlıklı konuşmasında Yıldız, 20. yüzyıl ile 21. yüzyılın sınıraşan su yönetimi anlayışı arasında önemli farklar oluştuğunu ifade etti.
Programdaki zaman sınırlaması nedeniyle hazırladığı sunumu özetleyen Yıldız, 21. yüzyılın sınıraşan su politikalarını belirleyen üç temel etkenin belirsizlik, Su-Enerji-Gıda-Çevre bağlantılı politikalar ve uyarlanabilir su yönetimi olacağını söyledi.
Yıldız, “20. yüzyılda yapılan sınıraşan su anlaşmaları iklim değişikliği etkisini dikkate almadı. Ancak bu durum Türkiye’nin 1987 yılında Suriye’ye bırakmayı taahhüt ettiği aylık ortalama 500 m3/s’lik su konusunun değerlendirilmesinde DSİ Genel Müdürlüğü tarafından gündeme getirilmişti. O dönemde “ Doğal Hidrolojik Koşulların değişkenliği prensibinin “ anlaşma içinde yer alması gerektiği önerilmişti. Yıllar sonra BM’nin ilgili kurumları tarafından yayınlanan el kitaplarında ve raporlarda “Sınır aşan su anlaşmalarında iklim değişikliği nedeniyle su tahsisi” konusunun yeniden ele alınması gerektiği yer aldı. Son olarak UNECE, bu konuda 2021 ve 2023 yıllarında iki kapsamlı rapor yayımladı. Water and Climate Change Adaptation in Transboundary Basins, Handbook on Water Allocation in a Transboundary Context. Bu raporlarda, su yönetiminde belirsizlikten ve adaptasyondan söz edilmekte ve daha önce yapılan ve yeni yapılacak sınıraşan su anlaşmalarında iklim değişikliği etkisi dikkate alınarak önceki anlaşmaların revize edilmesi önerilmektedir” dedi.
“SUYUN HACİM OLARAK PAYLAŞIMI YERİNE FAYDANIN PAYLAŞIMI ÖNE ÇIKIYOR”
Dursun Yıldız, 21. yüzyılın başından bu yana iklimin, uluslararası sistemin ve güvenlik anlayışının hızla değiştiğini belirterek, bu değişimlerin sınıraşan su yönetimini de etkilediğini söyledi. Yıldız, “bu değişiklikler sınıraşan su yönetimini de etkiledi. Savaşlar bazı bölgelerde gıda güvencesinin sağlanmasını riske attı. İklim değişikliği etkisi arttı. Bu nedenle, sınıraşan su yönetiminde artık suyun hacim olarak paylaşımından daha çok suyun yaratacağı faydaların paylaşımı ve Su-Enerji-Gıda ve Çevre sektörlerini birlikte ele alarak işbirliği yaklaşımı öne çıkmaya başladı. Barış ve istikrar için bunun yaygınlaşma gerekli” ifadelerini kullandı.
YILDIZ SU GERİLİMLERİNİN ÜLKE İÇİNDE DE ARTABİLECEĞİNİ BELİRTTİ
İklim değişikliği etkisi altında ülkelerin su güvenliğinin sağlanmasının önemine değinen Yıldız, su savaşları tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Yıldız, “İklim değişikliği etkisi altında ülkelerin su güvenliğinin sağlanması önemli. Bu konuda en çok sorulan soru Su Savaşı çıkar mı ? sorusudur. 21 yüzyılda su konusunda ülkeler arasında gerilimler yaşanacak. Ancak sınıraşan su yönetimi paradigmasında değişimin sürmesi bu gerilimleri azaltacak. Su savaşı ise genellikle doğrudan su paylaşımı için çıkmaz. Bölgedışı güçlerin su sıkıntısı yaşanan bölgelerdeki hakimiyetlerinin devamı için su araç olarak kullanılır ve çatışma çıkarılabilir. Ancak bu çatışmalar ve gerilimler, ülkeler arasından daha çok iklim değişikliği etkisi altında su sıkıntısı yaşayan ülkelerin eyaletleri ve kentleri arasında yaşanacaktır. Bu nedenle uluslararası gerilimlerin yanı sıra ülkelerin içindeki gerilimlere de bakılmalıdır. Örneğin ülkemizde 2024 yılında Manisa sınırları içinde İzmir’e tahsis edilen su tahsisinin kaldırılması talebi dikkat çekicidir. Sonuç olarak, iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki etkisi artacaktır. Bu durum ve diğer baskılar, değişen koşulları dikkate alarak sınıraşan su havzalarında su yönetimi paradigmasının değişmesini gerekli kılmaktadır. Bu değişmediği ölçüde, iklim değişikliği etkisi ülke içinde ve ülkeler arasında su tahsislerini zorlayacak ve gerilimi artıracaktır” dedi.
ZİRVE SONUNDA ORTAK İŞ BİRLİĞİ VURGUSU YAPILDI
Zirvenin sonunda akademi, kamu, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum temsilcilerinin katkılarıyla şekillenen görüş ve öneriler kamuoyuyla paylaşıldı. Katılımcılar, küresel sorunlara karşı ortak çözüm arayışlarının güçlendirilmesi ve yeni iş birliği imkanlarının geliştirilmesi yönünde ortak irade ortaya koydu.
Zirvede ortaya konan ortak görüşte, iklim değişikliği, su güvenliği ve gıda arzı konularında ulusal ve uluslararası iş birliklerinin artırılması gerektiği belirtildi.



