Sürekli uyuma isteği, dinlenmeye rağmen geçmeyen halsizlik ve gün içinde bitkin hissetmek sanıldığı kadar basit bir sorun olmayabilir. Fonksiyonel Tıp Diyetisyeni Elif Öykü Kıyak, aşırı uyku ihtiyacının yalnızca psikolojik nedenlerle açıklanamayacağını belirterek, beslenme alışkanlıkları, vitamin ve mineral eksiklikleri, kan şekeri dalgalanmaları ve yetersiz su tüketiminin enerji seviyesini ciddi şekilde etkileyebileceğini söyledi.

"VÜCUT ALARM VERİYOR, BİZ İSE ERTELE TUŞUNA BASIYORUZ"
Kıyak, son dönemde en sık duyduğu şikayetlerden birinin, "Sabah uyandım ama sanki hiç uyumamış gibiyim..." olduğunu belirterek, bu durumun çoğu zaman göz ardı edildiğine dikkat çekerek, "Tabii hemen suçu mevsime ya da pazartesi sendromuna atıyoruz ama işin mutfağında bazen beslenme alışkanlıklarımız da var. Vücudumuz aslında bize sürekli mesaj gönderiyor. Sürekli uyku hali de bunlardan biri. Yani beden bazen 'Bir kahve değil, biraz ilgi istiyorum.' demeye çalışıyor olabilir" dedi.
DEMİR, B12, D VİTAMİN VE SUSUZLUK UYARI VERİYOR
Sürekli yorgunluğun arkasında beslenmeye bağlı birçok neden bulunabileceğini vurgulayan Kıyak, özellikle demir, B12 vitamini ve D vitamini eksikliklerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade ederek şunları kaydetti:
"Özellikle demir, B12 vitamini ve D vitamini eksiklikleri, yetersiz protein alımı, düzensiz öğünler, uzun süre aç kalmak veya gün içinde yeterince su içmemek enerji seviyesini ciddi şekilde etkileyebilir. Hatta çoğu kişi susuzluğu bile yorgunluk sanabiliyor. Gün içinde iki bardak suyla koskoca günü geçirmeye çalışan vücudun biraz sitem etmesi oldukça normal."

KAHVALTIYI ATLAMAK VE KAN ŞEKERİ DALGALANMALARI RİSK OLUŞTURUYOR
Kan şekeri dengesinin de aşırı uyku hissinde önemli rol oynadığını belirten Kıyak, özellikle öğün atlayanların risk altında olduğuna işaret ederek, "Bir diğer önemli konu da kan şekeri dalgalanmaları. Kahvaltıyı atlayıp öğlene kadar sadece kahveyle idare edenler ya da gün içinde tatlı krizleriyle yaşayanlar, kan şekerindeki iniş çıkışlar nedeniyle kendilerini sürekli bitkin hissedebiliyor" dedi.
Kıyak, her halsizliğin yalnızca beslenmeyle açıklanamayacağını da vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
"Elbette her halsizliğin nedeni beslenme değildir. Kalitesiz uyku, yoğun stres, tiroit hastalıkları veya başka sağlık sorunları da tabloya eşlik edebilir. Ama şunu söyleyebilirim; yorgunluğu sadece 'Ben galiba tembelleştim.' diye geçiştirmemek gerekiyor. Çünkü bazen vücut alarm veriyor, biz ise ertele tuşuna basıyoruz."
Uzun süren uyku halinin mutlaka araştırılması gerektiğini söyleyen Kıyak, "Eğer uyku hali uzun süredir devam ediyor, günlük yaşamı etkiliyor ve dinlenmeyle düzelmiyorsa mutlaka altta yatan neden araştırılmalı. Çünkü doğru teşhis olmadan enerji veren mucize bir besin maalesef yok; ama doğru beslenme ve doğru tedavi bir araya geldiğinde enerjiyi yerine koymak mümkün" dedi.
Aşırı uyku şikayetiyle başvuran kişilerde yalnızca uyku saatine odaklanmanın doğru olmadığını belirten Kıyak, kapsamlı değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekerek, "Sürekli uyku hali yaşayan biri geldiğinde sadece 'Daha erken yatın.' demek, yanan motorun üzerine sadece araba yıkatmak gibi olur. Önce kaputu açıp ne olduğuna bakmak gerekir" ifadelerini kullandı.

HANGİ DEĞERLER KONTROL EDİLMELİ?
Kıyak, değerlendirilmesi gereken sağlık göstergelerini de tek tek sıraladı:
"İlk değerlendirdiğimiz konuların başında demir eksikliği, ferritin düzeyi, B12 vitamini ve D vitamini geliyor. Çünkü bu eksiklikler kendini çoğu zaman 'Hiç enerjim yok.' cümlesiyle gösteriyor. Bunun yanında tiroit fonksiyonları, kan şekeri dengesi, insülin direnci ve gerektiğinde magnezyum gibi bazı değerlerin de değerlendirilmesi önemli. Çünkü bazen sorun sandığımızdan çok daha farklı bir noktadan çıkabiliyor."
Son yıllarda insülin direncine bağlı şikayetlerde dikkat çekici artış yaşandığını belirten Kıyak, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Son yıllarda özellikle insülin direnciyle birlikte gün içinde yemek sonrası uyku hali yaşayan kişilerin sayısı da oldukça arttı. Sürekli tatlı istemek, sık acıkmak, yemekten sonra ağırlık çökmesi gibi belirtiler bazen bize önemli ipuçları verebiliyor."

"KOMŞUMA İYİ GELDİ DİYE VİTAMİN KULLANMAYIN"
Vitamin ve mineral takviyelerinin bilinçsiz şekilde kullanılmaması gerektiğini vurgulayan Kıyak, vatandaşlara şu uyarıyı yaptı:
"Altını çizmek istediğim önemli bir nokta var; vitaminler gelişigüzel kullanılacak ürünler değildir. 'Komşuma iyi geldi, ben de alayım.' mantığı beslenmede pek işe yaramaz. Eksiklik varsa yerine koyarız, yoksa fazlası enerji değil, gereksiz yük olabilir."
Sağlıklı ve enerjik bir yaşam için temel alışkanlıkların önemine dikkat çeken Kıyak, sözlerini şöyle tamamladı:
"Enerjik bir gün için sihirli bir takviye aramak yerine sağlam bir temel oluşturmak çok daha doğru. Düzenli kahvaltı yapmak, kaliteli protein tüketmek, bol sebze ve meyveye yer vermek, tam tahılları tercih etmek, yeterli su içmek ve iyi bir uyku düzeni oluşturmak en güçlü reçetedir. Çünkü bazen vücudun ihtiyacı olan şey yeni bir vitamin kutusu değil; uzun zamandır ihmal edilen iyi alışkanlıklardır."




