1979 ile 12 Eylül 1980 arasındaki dönemde yaşanan siyasi gelişmeler, Türkiye’nin yakın tarihindeki önemli kırılma noktaları arasında yer aldı. Bu süreçte Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından 27 Aralık 1979 tarihinde hazırlanan muhtıra, Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’e sunuldu. Muhtıra, kamuoyuna ise birkaç gün sonra yansıdı. Cumhurbaşkanlığı makamında yürütülen görüşmeler, siyasi parti liderleriyle yapılan temaslar ve hükümet kanadındaki değerlendirmeler, 12 Eylül’e giden sürecin önemli aşamalarından biri olarak kayda geçti.

Tarihte bugün: Mülkiye Mektebi açıldı
Tarihte bugün: Mülkiye Mektebi açıldı
İçeriği Görüntüle

27 ARALIK MUHTIRASI CUMHURBAŞKANLIĞINDA BEKLETİLDİ

Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından kendisine iletilen muhtırayı altı gün süreyle kamuoyuna açıklamadı. Korutürk, muhtırayı saklama gerekçesini yakın çevresine, yılbaşı öncesinde toplumda huzursuzluk oluşmaması amacıyla açıkladı. Bu süre zarfında muhtıranın içeriği sınırlı bir çevrede bilinirken, resmi bir açıklama yapılmadı.

27 A R A L I K-1

ÇANKAYA KÖŞKÜ’NDE KOMUTANLARLA GÖRÜŞME YAPILDI

Cumhurbaşkanı Korutürk, 1 Ocak 1980 tarihinde Genelkurmay Başkanı Kenan Evren, kuvvet komutanları ve Jandarma Genel Komutanı’nı Çankaya Köşkü’ne davet etti. Burada yapılan görüşmede Korutürk, nisan ayında sona erecek görev süresi dolmadan herhangi bir askeri müdahalede bulunulmamasını istedi. Görüşmede, isterlerse görevinden istifa edebileceğini de ifade etti.

MUHTIRA KAMUOYUNA GAZETE HABERİYLE YANSIDI

27 Aralık Muhtırası, kamuoyuna ilk kez 2 Ocak 1980 tarihinde gazeteci Cüneyt Arcayürek’in Hürriyet gazetesinde yayımlanan haberiyle duyuruldu. Haber üzerine Cumhurbaşkanı Korutürk, aynı gün Başbakan Süleyman Demirel ile ana muhalefet lideri Bülent Ecevit’i Çankaya Köşkü’ne davet etti. Görüşmelerde muhtıranın birer kopyası kendilerine teslim edildi.

DEMİREL VE ECEVİT’TEN AÇIKLAMALAR GELDİ

Başbakan Süleyman Demirel, muhtıraya ilişkin yaptığı kısa açıklamada, “35 günde ne yapılabilirse onun azamisini yaptık.” ifadesini kullandı. Muhtıranın muhatabının kendisi olduğunu belirten Demirel, Millî Savunma Bakanı Ahmet İhsan Birincioğlu ile görüşerek yaşadığı üzüntüyü dile getirdi ve istifa etmeyi düşündüğünü ifade etti. Daha sonra Birincioğlu’nun Kenan Evren ile yaptığı görüşmede Evren, muhtıranın hükümete doğrudan verilmediğini, istifa gerektirecek bir durum bulunmadığını ve taleplerin karşılanması halinde daha rahat çalışılabileceğini belirtti. Bu gelişmelerin ardından Demirel görevine devam etti.

Ana muhalefet lideri Bülent Ecevit ise yaptığı değerlendirmede, muhtıranın 12 Mart Muhtırası’ndan farklı olduğunu, herhangi bir model sunmadığını ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin hiçbir döneminde demokrasiye yönelik böyle bir uyarı almadığını ifade etti. Ecevit, hükümetin daha 51’inci gününde bu tür bir uyarıyla karşı karşıya kalmasını eleştirdi.

SİYASİ LİDERLERE MUHTIRA GÖNDERİLDİ

Cumhurbaşkanı Korutürk, muhtıranın birer örneğini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cahit Karakaş’a, Cumhuriyet Senatosu Başkanı İhsan Sabri Çağlayangil’e, Cumhuriyet Senatosu Millî Birlik Grubu Başkanı Fahrettin Özdilek’e, Kontenjan Grubu Başkanı Zeyyat Baykara’ya ve dönemin siyasi parti liderlerine gönderdi. Muhtıra; Millî Selamet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Alparslan Türkeş, Cumhuriyetçi Güven Partisi Genel Başkanı Turhan Feyzioğlu ve Demokratik Parti Genel Başkan Vekili Mehmet Faruk Sükan’a da iletildi.

MUHTIRA METNİ;

Sayın Cumhurbaşkanım,

Ülkemizin içinde bulunduğu ortamda devletimizin bekası, milli birliğinin sağlanması, halkın mal ve can güvenliğinin temini için; anarşi, terör ve bölücülüğe karşı parlamenter demokratik rejim içerisinde Anayasal kuruluşların ve özellikle siyasi partilerin, Atatürkçü milli bir görüşle müştereken tedbirler ve çareler aramaları kaçınılmaz bir zorunluk olarak görülmektedir.

Milli Güvenlik Kurulunun muhtelif toplantılarında bu konuda alınan kararların muhalefete mensup siyasi partilerin kısır tutum ve davranışları yüzünden olumlu sonuçlara götürülemediği yüksek malûmlarıdır.

Kuvvet Komutanları ile beraber yaptığım son gezilerimde Ordu ve Kolordu Komutanı seviyesindeki general ve amirallerle görüşmelerimde, milli birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bu dönemde, süratle bir sonuca ulaşabilmek için gerekli tedbirlerin müştereken tespiti amacı ile, tüm Anayasal kuruluşlar ve siyasi partilerin bir kere daha uyarılması bütün Komutanlarca müştereken dile getirildi.

Bu karar ışığında Türk Silahlı Kuvvetlerinin görüşlerini, Milli Güvenlik Kurulu Başkanı olarak Zat-ı âlilerine sunuyorum.

Gereğini yüksek takdirlerine arz ederim.

Saygılarımla

Orgeneral Kenan Evren

Genelkurmay Başkanı

Türk Silahlı Kuvvetlerinin Görüşü

Ülkemizin içinde bulunduğu son derece önemli siyasi, ekonomik ve sosyal ortamda her geçen gün hızını biraz daha artıran anarşi, terör ve bölücülüğe karşı milli birlik ve beraberliğin sağlanabilmesi için, Türk Silahlı Kuvvetleri, ülke yönetiminde etkili ve sorumlu Anayasal kuruluşları ve özellikle siyasi partileri göreve davet etmek mecburiyetinde kalmıştır.

Kahramanmaraş olaylarının yıldönümünde, henüz ilk ve orta öğretim çağındaki evlatlarımızın örgütlü eylemciler tarafından zorla sürüklendikleri anarşik olaylar ibretle müşahade edilmektedir.

Anayasamızın getirdiği geniş hürriyetleri kötüye kullanarak, İstiklal Marşımız yerine komünist enternasyonali söyleyenlere, şeriat düzeni davetçilerine, demokratik rejim yerine her türlü faşizmi getirmek isteyenlere, anarşiye, yıkıcılığa ve bölücülüğe milletimizin tahammülü kalmamıştır.

İktidar olan siyasi partilerin bütün devlet kademelerini kendi siyasi görüşleri doğrultusunda hareket edecek kişilerle doldurması, kamu görevlilerinin ve vatandaşların bölünmesini zorunlu hale getirmektedir. Siyasi partilerce yaratılan bu bölünme giderek anarşi ve bölücülüğü destekleyen iç kaynakların şekillenmesine, himayesine, polis, öğretmen ve diğer birçok kuruluşun birbirine düşman kamplara ayrılmalarına neden olmaktadır.

Türk Silahlı Kuvvetleri, ülkemizin siyasi, ekonomik ve sosyal sorunlarına bir çözüm getiremeyen, anarşi ve bölücülüğün ülke bütünlüğünü tehdit eden boyutlara varmasını önleyemeyen, bölücü ve yıkıcı gruplara tavizler veren ve kısır siyasi çekişmeler nedeni ile uzlaşmaz tutumlarını sürdüren siyasi partileri uyarmaya karar vermiştir.

Bölgemizdeki gelişmeler Orta Doğu'da her an sıcak bir çatışmaya dönüşebilecek durumdadır. İçte anarşist ve bölücüler yurt sathında genel bir ayaklanmanın provalarını yapmaktadırlar.

Ülkede birlik ve beraberliğin, vatandaşın can ve mal güvenliğinin süratle sağlanabilmesi için gerekli kısa ve uzun vadeli tedbirlerin yüce meclislerimizde en kısa zamanda kararlaştırılması bugünkü ortam içinde hayati bir önem taşımaktadır.

Diğer yandan meclislerin açılışından bir buçuk ay sonra komisyonların ancak teşkil edilebilmesi ve ülkenin acilen çözüm bekleyen konularıı müzakere için bugüne kadar müşterek bir gündemin saptanamaması üzüntü ile izlenmektir.

Atatürk milliyetçiliğinden alınan ilham ve hızla vatandaşlarımızı kaderde, kıvançta ve tasada ortak, bölünmez bir bütün halinde milli şuur ve ilkeler etrafında toplamanın, iç barış ve huzurun sağlanmasında temel unsur olduğu apaçık bir gerçektir. Ülkenin içinde bulunduğu bu durumdan bir an evvel kurtulması hükümetler kadar diğer siyasi partilerimizin de görevleri arasındadır.

Türk Silahlı Kuvvetleri iç hizmet yasası ve kendisine verilen görev ve so­rumluluğunun idraki içinde ülkemizin bugünkü hayati sorunları karşısında siyasi partilerimizin, bir an önce milli menfaatlerimizi ön plana alarak, Anayasamızın ilkeleri doğrultusunda ve Atatürkçü bir görüşle bir araya gelerek anarşi, terör ve bölücülük gibi devleti çökertmeye yönelik her türlü hareketlere karşı bütün önlemleri müştereken almalarını ve diğer Anayasal kuruluşların da bu yönde yardımcı olmalarını ısrarla istemektedir.

Kaynak: Haber Merkezi