Türkiye’nin çelik sektöründe ulaştığı üretim rakamları dikkat çekici bir başarıyı ortaya koyarken, sektör aynı zamanda yüksek finansman maliyetleri, artan işçilik giderleri ve ithalat baskısıyla mücadele ediyor. Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Dalbeler, Türk çelik sektörünün mevcut durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunarak üretim gücü ile karşı karşıya kalınan maliyet baskısı arasındaki dikkat çekici tabloyu ortaya koydu.

ALMANYA’YI GERİDE BIRAKTIK, AVRUPA’DA ZİRVEYE ÇIKTIK

Türkiye, geçen yıl 38,1 milyon ton çelik üretimi gerçekleştirerek Avrupa’da Almanya’yı geride bıraktı ve kıtanın en fazla çelik üreten ülkesi oldu. Türkiye aynı zamanda dünya sıralamasında yedinci sıraya yükseldi. Ancak üretimdeki bu güçlü tabloya rağmen sektörün dış ticaret dengesi ve iç pazardaki ithalat payı önemli bir sorun olarak öne çıkıyor. Dalbeler’in verdiği bilgilere göre Türkiye yaklaşık 20 milyon ton çelik ihraç ederken, 23 milyon ton civarında ithalat gerçekleştiriyor. Türkiye’de çelik tüketiminde ithalatın payının ise yüzde 50’ye yaklaşması, sektörün üretim gücüyle iç pazardaki konumu arasındaki çelişkiyi ortaya koyuyor.

“SORUN İTHALAT DEĞİL, EŞİT REKABET KOŞULLARI”

Sektörde ithalatın tamamen karşısında olmadıklarını belirten Dalbeler, asıl meselenin üreticilerin eşit rekabet koşullarında mücadele edebilmesi olduğunu vurguladı. Türkiye’nin güçlü üretim kapasitesine rağmen yüksek finansman ve üretim maliyetlerinin sanayicinin uluslararası pazarlardaki hareket alanını daralttığına dikkat çekildi. Özellikle yüksek faiz oranlarının şirketlerin hem yatırım yapmasını hem de günlük faaliyetlerini sürdürebilmek için ihtiyaç duyduğu işletme sermayesine ulaşmasını zorlaştırdığı ifade edildi.

FABRİKALAR FİNANSMAN YÜZÜNDEN YAŞLANIYOR

Sektör açısından en dikkat çekici uyarılardan biri ise üretim tesislerinin mevcut durumu oldu. Dalbeler, birçok çelik fabrikasının finansman sorunları nedeniyle eskidiğine dikkat çekti. Yüksek finansman maliyetlerinin yeni yatırımları zorlaştırmasının yanı sıra mevcut tesislerin yenilenmesini ve teknolojik yatırımların yapılmasını da güçleştirdiği belirtildi. Sanayinin küresel rekabette ayakta kalabilmesi için yalnızca üretim miktarının değil, üretim teknolojisinin ve verimliliğin de geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.

ENERJİDEN KAZANDIĞIMIZI İŞÇİLİKTEN KAYBEDİYORUZ

Çelik sektörünün en büyük sorunlarından birinin üretim maliyetleri olduğunu belirten Dalbeler, Türkiye’nin küresel rekabet ortamındaki rakiplerinin artık farklılaştığını söyledi. Türkiye’nin yalnızca Avrupa ve ABD ile rekabet etmediğini belirten Dalbeler, Çin, Hindistan, Mısır, Pakistan, Vietnam ve Endonezya gibi daha düşük maliyetlerle üretim yapan ülkelerin karşısına çıktığını ifade etti. Özellikle işçilik maliyetlerindeki artışa dikkat çeken Dalbeler, bu maliyetlerin son beş yılda dolar bazında yaklaşık üç katına çıktığını söyledi. Dalbeler, toplam üretim maliyetleri içerisindeki işçilik payının geçmişte yüzde 5’in altında olduğunu, bugün ise yüzde 15-20 seviyelerine ulaştığını belirterek şöyle konuştu:

“Toplamda işçilik maliyeti yüzde 15-20 arasında değişiyor. Geçmişte yüzde 5’in altındaydı. Enerjiden kazandığımızı işçilikten kaybediyoruz.”

“ÇELİĞİ DIŞARIDAN ALARAK REKABET GÜCÜNÜ ARTIRAMAYIZ”

Çeliğin yalnızca bir sanayi girdisi olmadığını, aynı zamanda Türkiye açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Dalbeler, dışa bağımlılığın azaltılması gerektiğine dikkat çekti. Dalbeler, sektörün geleceğine ilişkin, “Çeliği dışarıdan alarak sanayinin rekabet gücünü artıramayız” mesajını verdi. Çelik sektörünün güçlü tutulmasının otomotivden beyaz eşyaya, makine sektöründen inşaata kadar çok sayıda üretim alanı açısından kritik olduğu belirtildi.

İSTANBUL’DA DEV ÇELİK ZİRVESİ

Sektörde yaşanan sorunların çözümü ve uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi amacıyla İstanbul da önemli bir organizasyona hazırlanıyor. Steel Networking Summits 2026, 25-27 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek. Zirvede 80’den fazla ülkeden delegasyonun, 400’ün üzerinde sektör temsilcisinin ve 200’ü aşkın uluslararası katılımcının bir araya gelmesi bekleniyor. Zirvenin, küresel çelik sektöründeki yeni iş birlikleri, ticaret fırsatları ve sektörün karşı karşıya olduğu sorunların ele alınması açısından önemli bir buluşma olması hedefleniyor.

İHRACATTA DİKKAT ÇEKEN SIÇRAMA

Türk çelik sektöründe maliyet baskısı sürerken, 2026’nın ilk 7 ayındaki ihracat verileri bazı pazarlarda dikkat çekici artışlar yaşandığını gösteriyor. En çarpıcı yükseliş ise Meksika’da görüldü. Meksika’ya yapılan çelik ihracatı miktar bazında yüzde 1056 arttı. Böylece ülkeye yapılan ihracat yaklaşık 11 bin tondan 127 bin tona yükseldi. Bu artış, Meksika’yı Türk çelik sektörü açısından öne çıkan pazarlardan biri haline getirdi.

PERU, BOSNA-HERSEK VE AVUSTRALYA DA ÖNE ÇIKTI

İhracat artışında Meksika’nın yanı sıra Peru, Bosna-Hersek ve Avustralya da dikkat çeken pazarlar arasında yer aldı. Mısır ve ABD gibi önemli pazarlarda tonaj bazındaki güçlü seyrin korunması da sektör açısından olumlu gelişmeler arasında gösterildi. Bunun yanı sıra Ukrayna ve Moldova’da ihracattaki yükseliş eğiliminin devam etmesi dikkat çekti.

ÇELİKTE BÜYÜK ÜRETİM, BÜYÜK SINAV

Türkiye bir taraftan 38,1 milyon tonluk üretimle Avrupa’da zirveye çıkarken, diğer taraftan yüksek faiz, artan işçilik giderleri, enerji maliyetleri ve ithalat baskısıyla karşı karşıya. Ortaya çıkan tablo, Türk çelik sektörünün önündeki temel sorunu da net biçimde ortaya koyuyor:

Üretim gücü var, ihracat potansiyeli var; ancak bu gücü küresel rekabette koruyabilmek için maliyetlerin ve finansman koşullarının iyileştirilmesi gerekiyor.

Resmi Gazete’de yayımlandı! DASK’ta yeni dönem başlıyor
Resmi Gazete’de yayımlandı! DASK’ta yeni dönem başlıyor
İçeriği Görüntüle

Sektör temsilcilerinin mesajı ise açık: Türkiye Avrupa’nın çelik üretiminde zirveye çıkmış olabilir ancak asıl mücadele, bu zirvedeki yerini koruyabilmek olacak.

Kaynak: HABER MERKEZİ