Sürekli nemli kalan yüzeylerin, düzenli temizlense bile görünmeyen mikrop kolonilerine ev sahipliği yapabileceğini anlatan enfeksiyon hastalıkları uzmanı Dr. Ayşe Kılıç, banyoların evin en yoğun mikrobiyal yaşam alanlarından biri olduğuna dikkat çekiyor.
Özellikle nemli ve havalandırması yetersiz banyolarda bakteri ve mantarların hızla çoğalabildiğine dikkat çeken Kılıç, bazı noktaların çoğu zaman gözden kaçabildiğini belirtiyor.
Duş alanlarının temiz görünse bile perde kıvrımları ve silikon köşelerin önemli bir mikrop deposu haline gelebildiğini hatırlatan Kılıç, bu bölgelerde küf mantarları, maya türleri ve nem seven bakterilerin birikebildiğine işaret ediyor.
Özellikle siyah lekeler halinde görülen küf oluşumlarının yalnızca estetik bir sorun olmadığı, hassas bireylerde alerjik reaksiyonları tetikleyebileceği ifade ediliyor.
DIŞ FIRÇASI MASUM MU?
En sık kullanılan kişisel bakım ürünlerinden biri olan diş fırçalarına da dikkat çeken Kılıç, tuvalet sifonu çekildiğinde ortaya çıkan mikroskobik damlacıkların çevredeki yüzeylere yayılabildiğine dikkat çekiyor. Bu nedenle diş fırçalarının kapalı dolapta saklanması, düzenli olarak değiştirilmesi ve kullanım sonrası kurutulması tavsiye ediliyor.
GİDERE DİKKAT
Kılıç, lavabo giderlerinde biriken sabun kalıntılarının, deri hücreleri ve organik maddelerin mikroorganizmalar için uygun bir ortam oluşturduğunu belirterek, burada oluşan biyofilm tabakası içerisinde milyonlarca bakterinin yaşayabildiği uyarısında bulunuyor.
PEKİ YA PASPASLAR?
Nemli kalan banyo paspaslarının, mantar ve bakterilerin çoğalması için uygun ortam sağlayabildiğini ifade eden Kılıç, özellikle çıplak ayakla temas edilen paspaslarda, ayak mantarı etkenleri, deri enfeksiyonlarına neden olabilen mikroorganizmalar ve küf sporları bulunabildiğine dikkat çekiyor.
Banyo temizliğinde genellikle klozet ve lavabo ön plana çıksa da musluk kolları, sifon düğmeleri ve kapı kolları çoğu zaman ihmal ediliyor. Uzmanlara göre gün içerisinde en sık dokunulan yüzeyler arasında yer alan bu noktalar, çapraz bulaş açısından önemli risk oluşturabiliyor.
Öte yandan banyoyu temizlemek için kullanılan sünger ve bezlerin yeterince kurutulmadığında bakteri üretim merkezine dönüşebildiğini belirten Kılıç, mikroorganizmaların hızla çoğalma ihtimaline karşı bezlerin yüksek sıcaklıkta yıkanması, süngerlerin düzenli değiştirilmesi ve kullanım sonrası tamamen kurutulmasını öneriyor.
Göze çarpan küf oluşumları, çoğu zaman estetik bir problem olarak değerlendirilse de uzmanlar bunun sağlık açısından da önemli sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor. Küf sporları bazı kişilerde, burun tıkanıklığı, gözlerde sulanma, öksürük, astım belirtilerinde artış gibi sorunlara yol açabiliyor.
NE YAPMALI?
Uzmanlar, banyolarda mikrop yükünü azaltmak için şu önerilerde bulunuyor:
-Banyoyu düzenli havalandırın.
-Nemli yüzeyleri mümkün olduğunca kuru tutun.
-Paspasları sık yıkayın.
-Duş perdelerini belirli aralıklarla değiştirin.
-Diş fırçalarını kapalı ve kuru ortamda saklayın.
-Musluk ve kapı kollarını düzenli dezenfekte edin.
-Temizlik bezlerini sık değiştirin.




