İran’ın istihbarat sistemi, Orta Doğu’nun en karmaşık güvenlik yapılanmalarından biri olarak öne çıkıyor. 1979 İslam Devrimi sonrasında şekillenen yapı; dış istihbarat, karşı istihbarat, insan istihbaratı, elektronik takip ve siber operasyonlar gibi birçok alanı kapsıyor. Sistemin merkezinde İran İstihbarat Bakanlığı MOIS ile Devrim Muhafızları Ordusu İstihbarat Teşkilatı bulunuyor.

İran’ın güvenlik yapılanmasının en dikkat çekici özelliklerinden biri, istihbarat faaliyetlerinin tek bir kurum üzerinden yürütülmemesi. MOIS ve Devrim Muhafızları farklı görev alanlarında faaliyet gösterirken, bazı konularda yetki alanları kesişebiliyor. Tahran yönetimi casusluk, sabotaj, siber saldırılar ve dış müdahale girişimlerini önemli tehditler arasında gördüğü için güvenlik sistemini çok katmanlı bir yapıda sürdürüyor.

İran ile İsrail arasındaki istihbarat savaşı ise bu yapının en çok konuşulan boyutlarından biri. İran’ın nükleer programı çevresinde yaşanan sabotaj iddiaları, suikastlar ve karşı casusluk operasyonları yıllardır Mossad ile İran istihbaratı arasındaki görünmez mücadelenin parçası olarak değerlendiriliyor. İran da zaman zaman Mossad ve CIA adına çalıştığını öne sürdüğü kişilere yönelik operasyonlar gerçekleştirdiğini açıklıyor.

Son yıllarda bu rekabet siber dünyaya da taşınmış durumda. İran bağlantılı olduğu değerlendirilen bazı grupların devlet kurumları, enerji şirketleri ve kritik altyapılara yönelik siber casusluk faaliyetleri uluslararası raporlarda yer alıyor. İran’ın gerçek istihbarat kapasitesini Mossad, CIA, MI6 ve FSB gibi servislerle kesin biçimde karşılaştırmak zor olsa da, bölgesel ağı, karşı istihbarat tecrübesi ve siber kapasitesi ülkeyi küresel istihbarat rekabetinin önemli aktörlerinden biri haline getiriyor.

Muhabir: Almila İrem Kerküklü