Günümüzde evlerde, iş yerlerinde, alışveriş merkezlerinde ve kamusal alanlarda neredeyse kesintisiz kullanılan Wi-Fi teknolojisi, yeni araştırmalarla birlikte farklı bir boyut kazanıyor. Kablosuz ağların yaydığı radyo sinyallerinin insan vücuduyla etkileşimi, yapay zekâ tarafından analiz edildiğinde kişinin hareketleri ve fiziksel özellikleri hakkında çeşitli bilgilerin ortaya çıkarılabileceği belirtiliyor.

Almanya'daki Karlsruhe Teknoloji Enstitüsü (KIT) araştırmacılarının çalışmaları, kişinin yanında Wi-Fi bağlantılı bir telefon veya elektronik cihaz bulunmasına gerek kalmadan da bu tür algılamaların gerçekleştirilebildiğini ortaya koyuyor.

Siber Güvenlik Uzmanı Akif Sarı, Türkinform'a konuşarak Wi-Fi tabanlı algılama teknolojilerinin gelecekte güvenlik ve mahremiyet açısından önemli bir tartışma başlığı haline gelebileceğini söyledi.

Wi Fi Internet Yok Guvenli Sorunu Ve Cozumu

Wİ-Fİ SİNYALLERİ İNSANLAR HAKKINDA NASIL BİLGİ VEREBİLİYOR?

Wi-Fi sinyallerinin bir ortam içerisinde ilerlerken duvarlara, eşyalara ve insan vücuduna çarptığını belirten Akif Sarı, insanların hareketlerinin ve fiziksel özelliklerinin bu sinyallerde küçük değişiklikler oluşturabildiğini ifade etti.

Sarı, “Kablosuz sinyalin ortam içerisinde nasıl değiştiği analiz edildiğinde, o ortamda bulunan insanların hareketlerine ilişkin belirli bilgiler elde edilebiliyor. Burada asıl dikkat çekici nokta, bu değişimlerin yapay zekâ ve derin öğrenme sistemleri tarafından analiz edilerek anlamlandırılabilmesi” değerlendirmesinde bulundu.

Bu teknolojinin klasik kamera sistemlerinden farklı bir çalışma mantığına sahip olduğunu belirten Sarı, radyo dalgalarının kullanılması nedeniyle görsel görüntünün bulunmadığı ortamlarda da algılama yapılabilmesinin mahremiyet tartışmalarını büyüttüğünü söyledi.

Internette Ping Nasil Dusurulur Ve Oyunlarda Gecikme Sorunu Nasil Cozulur

Wİ-Fİ SİNYALİ BİYOMETRİK İZ HALİNE GELEBİLİR Mİ?

Roma Sapienza Üniversitesi araştırmacılarının geliştirdiği “WhoFi” sisteminin, Wi-Fi ağlarındaki Channel State Information (CSI) verilerini analiz ederek kişilere özgü bir sinyal profili oluşturmayı hedeflediğini belirten Sarı, bunun biyometrik tanıma açısından önemli bir gelişme olduğunu söyledi.

Sarı, “İnsan vücudunun Wi-Fi dalgalarıyla etkileşimi sonucunda ortaya çıkan sinyal değişimleri kişiye özgü bazı özellikler taşıyabiliyor. Yapay zekâ bu verileri işleyerek bir tür biyometrik imza oluşturabiliyor. Bu durum, gelecekte kimlik tanımanın yalnızca yüz veya parmak izi gibi klasik yöntemlerle sınırlı kalmayabileceğini gösteriyor” dedi.

Ancak mevcut araştırmaların önemli bölümünün deneysel nitelikte olduğuna dikkat çeken Sarı, laboratuvar ortamındaki yüksek doğruluk oranlarının her gerçek yaşam koşulunda aynı sonucu vereceği anlamına gelmediğinin de altını çizdi.

DUVARLAR VE KARANLIK ORTAMLAR GÖZETİMİ NASIL DEĞİŞTİREBİLİR?

Wi-Fi tabanlı algılama sistemlerinin en dikkat çekici özelliklerinden birinin radyo dalgalarının fiziksel ortamdaki hareketinden yararlanması olduğunu belirten Sarı, bunun kamera sistemlerine kıyasla farklı avantajlar oluşturabileceğini söyledi.

“Kamera açısından düşük ışık, görüş açısının kapanması veya kişinin kameraya sırtını dönmesi önemli sorunlar oluşturabilir. Radyo dalgası temelli sistemlerde ise algılama mantığı farklıdır. Bu nedenle görsel gözetimin mümkün olmadığı bazı koşullarda dahi hareket veya varlık tespiti yapılabilmesi söz konusu olabilir” ifadelerini kullandı.

Sarı, bu özelliğin yaşlıların düşmesinin tespit edilmesi, temassız sağlık takibi ve akıllı ev uygulamaları gibi alanlarda önemli faydalar sağlayabileceğini ancak aynı teknolojinin izinsiz gözetim amacıyla kullanılmasının ciddi bir mahremiyet sorununa dönüşebileceğini vurguladı.

Ayni Adrese 2 Farkli Internet Aboneligi Mumkun Mu

YAPAY ZEKA Wİ-Fİ ÜZERİNDEN HAREKETLERİ DE TANIYABİLİR Mİ?

Araştırmaların yalnızca kişinin kimliğini belirlemeye yönelik olmadığını belirten Sarı, Wi-Fi sinyallerinden yararlanılarak insanların gerçekleştirdiği aktivitelerin sınıflandırılması konusunda da çalışmalar yürütüldüğünü söyledi.

Ağustos 2026'da yayımlanan çalışmalarda Wi-Fi sinyalleri üzerinden insan aktivitelerinin yapay zekâ tarafından tanınmasına yönelik sistemlerin geliştirildiğini belirten Sarı, bazı deneysel veri setlerinde yüksek doğruluk oranlarına ulaşılmasının dikkat çekici olduğunu ifade etti.

Sarı, “Burada teknolojinin geldiği noktayı doğru okumak gerekiyor. Sistemler henüz her ortamda kusursuz çalışan bir gözetim mekanizması anlamına gelmiyor. Ancak araştırmalar, kablosuz ağ altyapısının çevresindeki fiziksel hareketler hakkında tahminler üretebilecek bir sensör olarak kullanılabileceğini gösteriyor” diye konuştu.

Wİ-Fİ İLE İZLENMEK KİŞİSEL VERİLER AÇISINDAN NE ANLAMA GELİYOR?

Teknolojinin en önemli tartışma başlıklarından birinin kişilerin bilgileri ve açık rızası olmadan algılanabilmesi olduğunu belirten Siber Güvenlik Uzmanı Akif Sarı, özellikle kimlik, hareket ve davranış bilgilerinin kişisel veri boyutunun dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Bir kişinin ne zaman bulunduğu, nasıl hareket ettiği veya belirli bir ortamda hangi aktiviteyi gerçekleştirdiği gibi bilgiler bir araya getirildiğinde kişinin davranış profili ortaya çıkabilir. Bu nedenle teknoloji yalnızca teknik bir gelişme olarak değil, kişisel mahremiyet ve veri güvenliği açısından da ele alınmalı” dedi.

Sarı, özellikle iş yerleri, konutlar, oteller, alışveriş merkezleri ve kamusal alanlarda bu tür sistemlerin kullanılması halinde verinin ne amaçla toplandığı, ne kadar süre saklandığı, kimlerin erişebildiği ve kişilerin bundan haberdar olup olmadığı gibi soruların önem kazanacağını vurguladı.

İnternette Avlananlar Bu Kez Av Oldu Siber Operasyonda 126 Gözaltı

Wİ-Fİ AĞLARI GELECEKTE GÖZETİM SİSTEMİNE DÖNÜŞEBİLİR Mİ?

Wi-Fi teknolojisinin gelecekte yalnızca internet bağlantısı sağlayan bir altyapı olmaktan çıkabileceğini belirten Sarı, “Kablosuz ağların çevredeki insanları ve hareketleri algılayabilen sensörler gibi kullanılması teknik açıdan giderek daha fazla araştırılıyor. Bu durum bir yandan akıllı evlerden sağlık teknolojilerine kadar çok sayıda faydalı uygulamanın önünü açabilirken diğer yandan görünmez gözetim riskini de beraberinde getiriyor” ifadelerini kullandı.

Siber güvenlik açısından teknolojinin kendisinin iyi veya kötü olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Sarı, asıl önemli noktanın hangi amaçla, hangi verilerin ve hangi izin mekanizmasıyla toplandığı olduğunu belirtti.

Sarı, sözlerini şöyle tamamladı:

Instagram 10 yıllık logosuna veda ediyor: İşte yeni "Melez" tasarım!
Instagram 10 yıllık logosuna veda ediyor: İşte yeni "Melez" tasarım!
İçeriği Görüntüle

“Teknoloji geliştikçe mahremiyet kavramını da yeniden düşünmek zorundayız. Bir kişinin kamerasını kapatması, gelecekte çevresindeki kablosuz sinyaller üzerinden hiçbir şekilde algılanamayacağı anlamına gelmeyebilir. Bu nedenle teknik güvenlik kadar hukuki düzenlemeler, şeffaflık ve kullanıcı farkındalığı da kritik hale geliyor.”

Muhabir: ESRA KOÇAK MAYDA