Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması sonrası üç ülkenin bölgedeki işbirliğine ilişkin dünyadaki tartışmalar devam ediyor. Özellikle Pakistan’ın nükleer gücünün Türkiye için bir şemsiye olabileceği yönünde değerlendirmeler yapılırken Ortadoğu Uzmanı Mete Sohtaoğlu, söz konusu tartışmaları Türkinform’a yorumladı.

Ortadoğu Uzmanı Mete Sohtaoğlu, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması'nın savunma ve enerji alanlarında uzun vadeli stratejik sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Sohtaoğlu, özellikle Pakistan'ın sahip olduğu nükleer kapasitenin ittifak üyeleri açısından "örtük bir caydırıcılık" oluşturabileceğini ifade ederken, nükleer enerji alanındaki iş birliğinin de önümüzdeki dönemin önemli başlıklarından biri olacağını söyledi.

Alihan Kuriş soruşturmasında çarpıcı detaylar! Gizli haberleşme ağı ve “Mehdi” iddiası
Alihan Kuriş soruşturmasında çarpıcı detaylar! Gizli haberleşme ağı ve “Mehdi” iddiası
İçeriği Görüntüle

Sohtaoğlu, Pakistan'ın nükleer gücünün doğrudan paylaşılmasının söz konusu olmadığını ancak uzun vadede bu kapasitenin Türkiye ve Suudi Arabistan açısından dolaylı bir güvenlik unsuru oluşturabileceğini dile getirdi. "Pakistan üzerinden zaten uzun vadede örtük bir nükleer şemsiye ve caydırıcılık oluşacaktır. Bu kapsamda ülkeler arasında çeşitli iş birlikleri de gündeme gelebilir." ifadelerini kullandı.

"SUUDİ ARABİSTAN ABD İLE DOĞRUDAN KARŞI KARŞIYA GELMEK İSTEMEZ"

Suudi Arabistan'ın nükleer enerji konusunda ABD ile yürüttüğü temaslara değinen Sohtaoğlu, Washington'un uzun süredir ülkede bir nükleer reaktör kurulmasını istediğini ancak Riyad'ın Çin ve Rusya ile de alternatif iş birliklerini değerlendirdiğini söyledi.

Sohtaoğlu, "Suudi Arabistan nükleer paylaşımı açık şekilde kabul edecek bir pozisyonda olmaz. Çünkü bu durum ABD ile doğrudan bir çatışma anlamına gelebilir. Dolayısıyla burada daha çok örtük bir caydırıcılık mekanizması söz konusu olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

"NÜKLEER REAKTÖR SAHİBİ OLMAK FARKLI, NÜKLEER SİLAH GELİŞTİRMEK FARKLI"

Nükleer enerji ile nükleer silah teknolojisinin birbirinden ayrılması gerektiğini vurgulayan Sohtaoğlu, bir ülkenin uranyumu zenginleştirmesinin tek başına nükleer silah sahibi olduğu anlamına gelmeyeceğini ifade etti.

Nükleer savaş başlığının geliştirilmesinin ileri düzey teknolojik bilgi ve mühendislik gerektirdiğini belirten Sohtaoğlu, "Uranyumu zenginleştirseniz bile onu füzenin başlığına monte edebilecek teknolojiye ve bilgi birikimine sahip olmanız gerekiyor. Nükleer savaş başlığı üretimi sıradan bir süreç değildir. Başlığın tasarlanması, monte edilmesi ve farklı füze sistemlerine entegre edilmesi çok özel bir uzmanlık ister." dedi.

"ÜÇ ÜLKE YENİ NÜKLEER ENERJİ PROJELERİNDE BİRLİKTE HAREKET EDEBİLİR"

Sohtaoğlu, Mekke Anlaşması'nın yalnızca güvenlik boyutuyla değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek enerji alanındaki iş birliklerinin de ön plana çıkacağını söyledi.

Özellikle nükleer enerji yatırımlarının ülkelerin artan enerji ihtiyacını karşılamada önemli rol oynayacağını ifade eden Sohtaoğlu, Türkiye'de kurulması planlanan yeni nükleer santrallerde üç ülkenin teknik bilgi ve tecrübelerini bir araya getirebileceğini belirtti.

Sohtaoğlu "Bugün ülkelerin önceliği nükleer silahtan çok nükleer enerjiye erişimdir. Türkiye'de ilerleyen dönemde üçüncü ve dördüncü nükleer reaktörlerin kurulması sürecinde Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın bilgi, teknoloji ve mühendislik kapasitesini birleştiren ortak projeler gündeme gelebilir." diye konuştu.

Muhabir: Yalçın Taşbaşı