Sağlık

Yalan söylüyorsun, yalan... Neden?

Uzmanlara göre yalan söylemenin temelinde çoğu zaman kötülük değil; korku, kabul görme isteği ve kendini koruma içgüdüsü yatıyor. Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, yalanın bir savunma mekanizması olarak nasıl ortaya çıktığını ve hangi işaretlerle anlaşılabileceğini anlattı.

YALAN ÇOĞU ZAMAN KORKUNUN ÜRÜNÜ

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, yalan söylemenin insan doğasının bir parçası olduğunu belirterek, bunun çoğu zaman korku temelli bir savunma mekanizması olarak ortaya çıktığını vurguladı. Ceza almaktan, yargılanmaktan, dışlanmaktan ya da bir şeyleri kaybetmekten korkan bireylerin, kendilerini korumak için yalana başvurabildiğini ifade etti. Tunçel’e göre bu durum kişinin kötü niyetli olduğundan değil, tehdit algısı yaşamasından kaynaklanıyor.

KABUL GÖRME ARZUSU YALANA SÜRÜKLÜYOR

Yalan söylemenin bir diğer temel nedeninin kabul edilme ve sevilme ihtiyacı olduğunu dile getiren Tunçel, bu tür yalanların genellikle kimseye doğrudan zarar vermediğini söyledi. CV’lerin abartılması, sosyal medyada gerçekte mutsuzken mutluymuş gibi paylaşımlar yapılması ya da ilk buluşmalarda daha “cool” görünme çabası bu duruma örnek gösterildi. Ancak bu noktada yalanın bir maske haline gelerek kişinin kendi gerçekliğinden uzaklaşmasına neden olabileceği uyarısında bulundu.

YALAN BAZEN BİR REFLEKSE DÖNÜŞEBİLİR

Bazı bireyler için yalanın savunma mekanizması olmaktan çıkıp otomatik bir refleks haline geldiğini belirten Tunçel, özellikle çocukluk döneminde yoğun eleştiri ve cezayla büyüyen kişilerde bu durumun daha sık görüldüğünü ifade etti. Bu kişilerde beynin “tehlike eşittir yalan” şeklinde bir kodlama geliştirdiğini ve bazen yalan söylediklerinin farkına bile varmadıklarını söyledi.

YALAN NASIL ANLAŞILIR? TEK BİR İŞARET YETERLİ DEĞİL

Yalanı anlamanın tek bir kesin işareti olmadığını vurgulayan Tunçel, tutarsızlıklar ve duygusal uyumsuzlukların önemli ipuçları sunduğunu aktardı. Hikâyelerin zamanla değişmesi, aşırı detay verilmesi ya da tam tersine kaçamak cevaplar, sorulara soruyla karşılık verilmesi ve duygularla anlatımın uyuşmaması yalana işaret edebilecek unsurlar arasında yer alıyor.

ANLAMAK, ONAYLAMAK DEĞİL

Yalanın çoğu zaman kötülükten değil, çaresizlikten kaynaklandığını bilmenin öfkeyi azaltabileceğini ifade eden Tunçel, asıl önemli olanın kişinin neden yalan söyleme ihtiyacı hissettiğini anlamak olduğunu söyledi. Güven ortamının olduğu ilişkilerde yalanın azaldığını vurgulayan Tunçel, “Anlamak, onaylamak değildir; ancak karşımızdakine anlaşıldığını hissettirmek ilişkiyi iyileştirmenin ilk adımıdır.” sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.