Yapay zeka teknolojileri baş döndürücü bir hızla büyürken, arkasında bıraktığı çevresel ayak izi giderek daha fazla tartışma konusu oluyor. Özellikle veri merkezlerinin su tüketimi, dünyanın su kaynaklarını tehdit ediyor mu sorusunu gündeme taşıyor.

Veri Merkezlerinin Susuzluk İştahı

Yapay zekanın eğitim süreçleri ve karmaşık sorguları, sıradan internet aramalarına göre katbekat fazla bilgi işlem gücü gerektiriyor. Bu artan işlem gücü ise daha fazla elektrik tüketimi ve ısınma anlamına geliyor. İşte tam da burada soğutma ihtiyacı devreye giriyor. Veri merkezleri ısınan sunucuları soğutmak için başta temiz, tatlı suyu tercih ediyor.

Örneğin Google’ın 2024’teki raporuna göre veri merkezleri 37 milyar litre su tüketti. Bunun yaklaşık 29 milyar litresi buharlaşarak “tüketilen” su olarak kayda geçti. BM verileriyle kıyaslandığında bu miktar, 1,6 milyon kişinin yıllık minimum içme suyu ihtiyacını karşılayabilecek büyüklükte.

Kurak Bölgelere Kurulan Dev Tesisler

Kuraklık tehdidi altındaki bölgelerde veri merkezi inşaatları özellikle tepki çekiyor. Arizona’dan Şili’ye, İspanya’dan Uruguay’a pek çok yerde halk hareketleri doğdu. Protestocular, “Bulut hizmetleriniz bizim nehirlerimizi kurutuyor” diyerek seslerini yükseltiyor.

Peki neden kurak alanlar cazip geliyor? Uzmanlara göre bunun sebebi nemin düşük olması nedeniyle korozyon riskinin azalması ve daha az enerjiyle soğutma imkanı. Ayrıca geniş arazilerin ucuzluğu ve gevşek yerel regülasyonlar da yatırımcıların iştahını kabartıyor.

Şirketler Çözüm Arayışında mı?

Teknoloji devleri Google, Microsoft, Meta ve Amazon gibi şirketler ise 2030 itibarıyla "su pozitif" olmayı hedeflediklerini açıklıyor. Bu hedef, faaliyetleri sırasında tükettiklerinden daha fazla suyu doğaya geri kazandırmayı öngörüyor.

Google son raporunda, suyunun %14’ünün su stresi yüksek alanlardan, Microsoft ise %46’sının su sıkıntısı yaşayan bölgelerden geldiğini kabul ediyor. Meta da suyunun %26’sını yüksek riskli bölgelerden temin ediyor. Buna karşın, yerel su koruma projelerine fon sağladıklarını ve soğutma sistemlerinde kapalı devre çözümleri geliştirdiklerini savunuyorlar.

Soğutma Sistemlerinde Yeni Trendler

Su buharlaştırarak soğutma en yaygın yöntemken, şirketler daha sürdürülebilir seçeneklere de yönelmeye başladı. Kapalı devre sistemler sayesinde suyun tekrar tekrar kullanılması, deniz suyu ya da endüstriyel atık su gibi içilmeyen kaynakların tercih edilmesi gibi yöntemler gündemde.

Almanya ve Danimarka gibi ülkelerde ise veri merkezlerinden çıkan ısı, evlerin ısıtılmasında değerlendirilmeye başlandı. Bu tür projeler, veri merkezlerinin çevresel etkisini bir nebze de olsa dengelemeyi hedefliyor.

AB’den telefon dünyasında devrim gibi karar: Bataryayı artık kullanıcı değiştirecek
AB’den telefon dünyasında devrim gibi karar: Bataryayı artık kullanıcı değiştirecek
İçeriği Görüntüle

Yapay Zeka Fayda mı, Tehdit mi?

Yapay zeka sistemlerinin sağladığı faydalar da yok değil. Trafik akışını optimize ederek yakıt tasarrufu sağlamak, sera gazı sızıntılarını tespit etmek gibi alanlarda gezegene katkıda bulunabiliyor. Ancak uzmanlar, daha verimli sistemlerin daha fazla kullanım getirdiğini ve toplam çevresel yükün artabileceğini hatırlatıyor.