Düğünlerde takılan altın ve paraların kime ait olduğu tartışmasına Yargıtay son noktayı koydu. Yeni içtihada göre, takılar kural olarak kime takıldı veya verildiyse ona ait olacak. Kadına özgü bilezik ve kolye gibi ziynetler geline, erkeğe takılan para, çeyrek altın ve saat gibi takılar ise damada ait sayılacak. Yargıtay'ın kararıyla düğün takılarında yeni dönem başlarken, nişanın bozulması halinde takıların ve yapılan masrafların ne olacağı da merak konusu oldu.
![]()
YARGITAY'DAN DÜĞÜN TAKILARINDA EZBER BOZAN KARAR
Düğünlerde takılan altınların boşanma halinde kime ait olacağı, yıllardır davaların en önemli uyuşmazlık başlıklarından biri olarak öne çıkıyordu. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise 2024 yılında verdiği kararla, uzun yıllardır uygulanan yaklaşımını değiştirdi. Önceki içtihatlarda, aksine bir anlaşma veya örf ve adet kuralı bulunmadığı sürece düğünde hangi eşe ne takıldığına bakılmaksızın ekonomik değere sahip ziynet eşyaları, altın, döviz ve Türk Lirası gibi değerlerin tamamının kadına ait olduğu kabul ediliyordu.
Yeni içtihatla birlikte bu yaklaşım değişti. Artık takının kime takıldığı ve takının niteliği önem taşıyacak. Buna göre bilezik ve kolye gibi kadına özgü ziynet eşyaları geline ait kabul edilirken, erkeğe doğrudan takılan para, çeyrek altın ve saat gibi ekonomik değere sahip eşyalar ise damada ait sayılacak.
![]()
"KİME TAKILDIYSA ONUN"
Yargıtay, yeni uygulamanın gerekçesini toplumdaki gelenek ve göreneklerin zaman içerisinde değişmesi ve düğünlerde yalnızca kadına özgü ziynet eşyalarının değil, ortak bir yaşam kuran eşlere maddi katkı sağlamak amacıyla farklı ekonomik değerlerin de takılması üzerinden açıkladı. Daire kararında şu ifadeler yer aldı:
"Ekonomik ve hukuksal ilişkilerin dinamik yapısı ve özellikle; düğünlerde kadına özgü ziynet eşyalarının dışında, ortak bir yaşam kurma aşamasında olan eşlere maddi katkı sağlamak amacıyla, ekonomik değeri olan başka şeylerin de takılması dikkate alınarak, düğünde eşlere takılan ve ekonomik değeri olan eşyalarla ilgili davalarda, dairemizin içtihatlarında değişikliğe gidilmesi zorunluluğu doğmuştur."
Karara göre taraflar arasında ziynet eşyalarının paylaşımına ilişkin bir anlaşma varsa öncelikle bu anlaşma uygulanacak. Taraflar arasında anlaşma bulunmuyorsa ve yerel örf ve adet kuralı iddia edilip ispatlanırsa paylaşım buna göre yapılacak.

KARŞI CİNSİN TAKISI KİME AİT OLACAK?
Yargıtay'ın yeni içtihadında takının kime ait olduğunun belirlenmesinde cinsiyete özgü nitelik de dikkate alınacak. Kararda, "Aksi takdirde erkeğe ve kadına takılan/verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kendilerine aittir. Ne var ki; takılar içinde karşı cinse özgü (kadına ya da erkeğe özgü) bir şey varsa o cinse verilmiş sayılır." ifadelerine yer verildi.
Takının kadınlara mı yoksa erkeklere mi özgü olduğu konusunda uyuşmazlık çıkması halinde bilirkişi incelemesi yapılabilecek. Bir eşyanın her iki cinse de özgü olduğu belirlenirse, takılan veya verilen eşe ait kabul edilecek. Takı sandığı veya torbasına bırakılan ekonomik değere sahip eşyalar için de benzer bir değerlendirme yapılacak. Kadına veya erkeğe özgü olduğu belirlenen takılar ilgili cinse verilmiş sayılacak. Her iki cinse de özgü olduğu belirlenen eşyalar ise ortak kabul edilecek.
PEKİ NİŞAN BOZULURSA TAKILAR KİMİN OLACAK?
Yargıtay'ın düğün takılarına ilişkin yeni içtihadı, nişan bozulması halinde takıların, hediyelerin ve yapılan masrafların akıbetini de gündeme getirdi. Hukukçu Iyaz Çimen, nişanın bozulması ile düğün takılarının paylaşımının farklı hukuki kurallara tabi olduğunu belirterek, tarafların haklarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Çimen, nişanın evlenme dışında bir sebeple sona ermesi halinde nişanlıların birbirlerine, ayrıca anne ve babanın veya onlar gibi davranan kişilerin diğer nişanlıya verdikleri alışılmışın dışındaki hediyelerin geri istenebileceğini belirtti.
Hediyenin aynen veya mislen geri verilememesi halinde bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edilebileceğini ifade eden Çimen, hediyelerin geri alınmasında nişanı kimin bozduğu veya tarafların kusurlu olup olmadığının önem taşımadığını vurguladı. Çimen, nişan yüzüğü ve alyansın mutad hediye sayıldığını ve kural olarak geri istenemeyeceğini belirterek, "Buna karşılık bilezik, küpe, tektaş, altın ve diğer ziynet eşyaları alışılmışın dışındaki hediye kabul edilerek iadeye konu olabilir. Yargıtay da nişan yüzüğü dışındaki ziynetlerin geri istenebileceğini kabul etmektedir" değerlendirmesinde bulundu.

NİŞAN MASRAFLARINDA KUSUR ŞARTI
Nişanın bozulması nedeniyle yapılan masrafların geri istenmesinde ise farklı bir hukuki değerlendirme yapılıyor. Çimen, haklı bir neden olmadan nişanı bozan veya nişanın bozulmasına kusuruyla sebep olan tarafın, diğer tarafın evlenme amacıyla yaptığı dürüstlük kuralına uygun harcamaları, maddi fedakârlıkları ve nişan giderlerini uygun tazminat olarak ödemekle yükümlü olabileceğini belirtti.
Bu kapsamda salon kaporası, davetiye, gelinlik ve damatlık ile ev kurmaya ilişkin somut ve makul hazırlık giderlerinin talep edilebileceğini aktaran Çimen, ancak ispatlanamayan giderlerin, soyut gelecek planlarının ve evliliğin gerçekleşmesi halinde beklenen menfaatlerin tazminat kapsamına girmediğini ifade etti. Nişanın bozulması nedeniyle kişilik hakkının ihlal edilmesi halinde manevi tazminat talebinin de gündeme gelebileceğini belirten Çimen, bu taleplerin nişanın sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerektiğini kaydetti.
DÜĞÜN TAKILARINDA YENİ DÖNEM
Yargıtay'ın düğünde takılan takılara ilişkin yeni yaklaşımını da değerlendiren Çimen, eski uygulamada aksi yönde bir anlaşma veya yerel örf ve adet bulunmadığı sürece düğünde takılan tüm ekonomik değerlerin kadına ait olduğunun kabul edildiğini belirtti.
Güncel uygulamada ise öncelikle taraflar arasında takıların paylaşımına ilişkin bir anlaşma bulunup bulunmadığına bakıldığını ifade eden Çimen, anlaşma bulunmaması halinde yerel örf ve adetin ileri sürülüp ispat edilmesi durumunda paylaşımın buna göre yapılacağını aktardı. Bunların da bulunmaması halinde ekonomik değer taşıyan eşyanın kural olarak kime takılmış veya verilmişse ona ait kabul edildiğini belirten Çimen, kadına veya erkeğe özgü takıların doğrudan o cinse verilmiş sayılacağını, her iki cinsin de kullanabileceği bir eşyanın ise kime takıldıysa ona ait olacağını ifade etti.

TAKI SANDIĞINDAKİ ALTINLAR İÇİN DE AYRIM VAR
Çimen, takı sandığı veya torbasına bırakılan ekonomik değere sahip eşyaların paylaşımında da takının niteliğinin belirleyici olduğunu söyledi. Buna göre kadın veya erkek kullanımına özgü olan eşyalar ilgili cinse ait kabul edilirken, her iki cinsin de kullanabileceği nitelikteki eşyaların ortak sayılabileceğini belirten Çimen, uyuşmazlıklarda delillerin büyük önem taşıdığını vurguladı.
Düğün videosu, fotoğraflar, takı listesi ve tanık anlatımlarının yanı sıra yerel örf ve adet araştırması ile gerektiğinde bilirkişi incelemesinin de belirleyici olabileceğini aktaran Çimen, Yargıtay'ın artık erkeğe takılan her şeyin doğrudan kadına ait olduğu varsayımıyla karar verilmesini bozma nedeni saydığını ifade etti.
Böylece Yargıtay'ın düğün takılarına ilişkin yeni içtihadı ile nişanın bozulması halinde uygulanacak kuralların birbirinden farklı hukuki rejimlere tabi olduğu ortaya çıkıyor. Düğün takılarında takının kime takıldığı ve niteliği öne çıkarken, nişan bozulduğunda ise takıların iadesi, masrafların tazmini, kusur durumu ve taleplerin süresi ayrı ayrı değerlendiriliyor.





