Adalar Belediyesi'nde yeni başkanvekili belli oldu
Adalar Belediyesi'nde yeni başkanvekili belli oldu
İçeriği Görüntüle

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bir boşanma davasında “Seni sevmiyorum, sevgim bitti” diyen kadını kusurlu buldu. Kararı değerlendiren Avukat Ferhat Can Atıcı, Türkinform muhabiri Sema Ersoy’a yaptığı açıklamada, söz konusu ifadenin tek başına değil, evlilik bütünündeki davranışlarla birlikte ele alındığını vurguladı.

Thumbs B C 8172C11Bb27C4E307D3B05A985E83F26 (1)

YARGITAY'IN “SENİ SEVMİYORUM” KARARI NE ANLAMA GELİYOR?

Avukat Atıcı, kararın yanlış yorumlandığını belirterek, “Seni sevmiyorum” ifadesinin tek başına otomatik bir kusur sebebi olmadığını ifade etti. Atıcı, hukuki değerlendirmede esas olanın sözün söylendiği bağlam ve eşlik eden davranışlar olduğunu söyledi. Atıcı açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“‘Seni sevmiyorum’ sözü kamuoyunda biraz yanlış anlaşıldı. Sanki mahkeme sadece bu cümle söylendi diye kişiyi kusurlu kabul etmiş gibi algılandı. Oysa aile hukukunda mesele tek bir kelimeden ibaret değildir. Mahkeme, o sözün ne zaman, nasıl, hangi davranışlarla birlikte söylendiğine bakar.”

EVLİLİKTE SADECE SÖZ DEĞİL, TÜM DAVRANIŞLAR DEĞERLENDİRİLİYOR

Atıcı, evlilik birliğinde sadakat kadar saygı, ilgi ve ortak hayatı sürdürme yükümlülüğünün de bulunduğunu belirtti. Açıklamasında, sürekli tekrarlanan soğuk ve dışlayıcı ifadelerin hukuki sonuç doğurabileceğini dile getirdi. Atıcı, “Bir eşin diğerine sürekli ‘seni sevmiyorum’, ‘seni istemiyorum’, ‘sana karşı hiçbir şey hissetmiyorum’ demesi; özellikle ilgisizlik ve dışlayıcı davranışlarla birleştiğinde evlilik birliğini ciddi şekilde sarsar” dedi. Ayrıca şu değerlendirmeyi yaptı:

“Kimse bir insanı başka birini sevmeye zorlayamaz. Ancak evlilik devam ederken karşı tarafı sürekli değersizleştiren, duygusal olarak dışlayan söz ve davranışlar kusur değerlendirmesine konu olabilir.”

Boşanma-2

GÜNLÜK HAYATTA SIRADAN GÖRÜLEN DAVRANIŞLAR DA DOSYAYA GİRİYOR

Avukat Ferhat Can Atıcı, vatandaşların günlük hayatta normal gördüğü birçok davranışın boşanma davalarında kusur sayılabildiğine dikkat çekti. Örnekler vererek, evlilik birliğinin sadece büyük olaylarla değil, günlük tutumlarla da sarsılabileceğini ifade etti. “Eşe uzun süre küs kalmak, aynı evde konuşmamak, eşin ailesiyle görüşmesini istememek, hastayken ilgilenmemek, başkalarının yanında aşağılamak, küçültücü lakaplar kullanmak, ortak ihtiyaçları bilerek karşılamamak, sürekli telefona odaklanıp eşini yok saymak gibi davranışlar kusur olarak değerlendirilebilir” diyen Atıcı, mahkemelerin tek tek cümlelere değil, evlilik bütününe baktığını da vurguladı:

“Aile mahkemesi cümle avcılığı yapmaz. Ortak hayatın sürüp sürmediğine, güven ve saygının bitip bitmediğine bakar.”

Boşanmak Artık Lüks Oldu! Çiftler Kredi Çekerek Boşanmaya Başladı2

YARGITAY’DAN EMSAL NİTELİĞİNDE KARAR

Olayın merkezindeki dosyada Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını inceleyerek dikkat çeken bir değerlendirmeye imza attı. Daire, “Seni sevmiyorum, sevgim bitti” ifadesini ve eşe yönelik aşağılayıcı sözleri birlikte değerlendirerek kusur tespiti yaptı. Kararda şu ifadeler yer aldı:

“Mahkemece evlilik birliğinin sarsılmasına yol açan olaylarda, davalı-karşı davacı erkek tam kusurlu kabul edilerek erkeğin boşanma davasının reddine, kadının davasının kabulüyle boşanmaya karar verilmiştir... davacı-karşı davalı kadının başkalarının yanında eşini kastederek ‘Ben çocuk avutuyorum, biz çocuğa bakıyoruz’ demek suretiyle eşini aşağıladığı ve ‘ben eşimi sevmiyorum, sevgim bitti’ dediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, erkek de dava açmakta haklıdır.”

Yargıtay, bu gerekçelerle erkeğin davasının da kabul edilmesi gerektiğine hükmederek kararı bozdu.

Muhabir: SEMA ERSOY