Boşanma davalarının en çok konuşulan konularından biri olan süresiz nafaka meselesinde önemli bir gelişme yaşandı. Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karar, nafaka uygulamalarında yeni bir dönemin kapısını aralayabilecek nitelikte değerlendiriliyor. Kararın ardından dikkatler şimdi yapılacak yasal düzenlemeye çevrildi. Hukuk çevreleri, nafaka süresi, tarafların ekonomik durumu ve evlilik süresi gibi kriterlerin yeniden ele alınabileceğini belirtiyor.
MİLYONLARI İLGİLENDİRİYOR
Türkiye'de uzun süredir tartışma konusu olan süresiz nafaka uygulaması, hem nafaka ödeyenler hem de nafaka alanlar açısından farklı görüşleri beraberinde getiriyordu. AYM'nin kararıyla birlikte konunun yeniden Meclis gündemine gelmesi bekleniyor. Kararın detayları ve yeni düzenlemenin nasıl şekilleneceği ise önümüzdeki süreçte netlik kazanacak.
AİLE HUKUKUNDA DENGELER NASIL SAĞLANACAK?
Avukat Arzu Gül, Türkinform’a özel yaptığı açıklamada, “İlk olarak; buradaki en kritik mesele, reformların zayıf tarafı korurken bağımlılık üretmemesidir. Gerçek ekonomik analiz şart. Mahkemeler artık sadece boşanma olgusuna değil tarafların gerçek gelirine, çalışma kapasitesine, iş piyasasındaki durumuna bakmalıdır. Bu çok önemli çünkü; nafaka bir cezalandırma değil, ekonomik dengeleme aracıdır. İkincisi ise; kadın–erkek değil ekonomik zayıflık korunmalı. Yeni sistemde koruma cinsiyete göre değil, gerçek ihtiyaç durumuna göre olmalıdır. Yani çalışmayan ama çalışabilecek kişi ile gerçekten çalışamayacak kişi aynı değerlendirilmemelidir” ifadesini kullandı.
“TARAFLARI BAĞIMLI HALE GETİRMEK DEĞİL…”
Avukat Gül, açıklamalarını şu sözlerle tamamladı:
“Bir diğeri, nafaka ömür boyu gelir olmaktan çıkmalı. Ama tamamen kaldırılmamalı da. Yeni yaklaşım; kişiye hayata yeniden tutunma süresi vermek. Eğitim, iş bulma ve ekonomik adaptasyon sağlamak. Öte yandan alternatif çözümler geliştirilmeli. Toplu nafaka (tek seferlik ödeme), Anlaşmalı boşanmalarda mali paketler, meslek edindirme programları… Genel sonuç olarak; aile hukukunda amaç taraflardan birini sürekli bağımlı hale getirmek değil, boşanma sonrası ekonomik dengeyi adil ve sürdürülebilir şekilde kurmaktır.”



