Yezid b. Muaviye, 26 (647) veya 27 (648) yılında Dımaşk’ta doğmuştu. Annesi, Yemen asıllı Kelb kabilesinden Meysun bint Bahdel’dir. Babası Muaviye, oğlunun Arap dilini ve savaş sanatlarını öğrenmesi için onu annesiyle birlikte çölde yaşayan Kelb kabilesinin yanına göndermişti. Böylece Yezid, Tedmür civarındaki bedevî çevrede büyümüştü.

Bu süreçte ata binme, silah kullanma ve fasih Arapça konuşma becerileri kazanmıştı. Bununla birlikte çöl hayatının etkisiyle eğlenceye, şiire ve içki meclislerine de ilgi duymuştu. Daha sonra Dımaşk’a döndüğünde babası tarafından eğitimine devam edilmiş, Dağfel b. Hanzale gibi alimler kendisine özel olarak görevlendirilmişti. Ancak gençlik yıllarında edindiği alışkanlıklar ve eğlenceye düşkünlüğü, toplumda eleştirilmesine yol açmıştı.

Yezidin Mi Huseyinin Mi Safindasin H15140

VELİAHTLIK SÜRECİ VE SİYASİ YÜKSELİŞİ

Muaviye, iç savaşların yeniden başlamasını önlemek amacıyla oğlu Yezid’i veliaht tayin etmeyi uygun görmüştü. Bu kararını valilerine bildirmiş, ancak özellikle Ziyad b. Ebih’in uyarıları nedeniyle süreci bir süre ertelemişti.

Yezid’in toplum nezdinde kabul görmesi için bazı önemli görevler verilmişti. 49 veya 50 (669-670) yılında İstanbul’a düzenlenen kuşatmada komutanlık yapmış, 51 (671) yılında ise hac emiri olarak görevlendirilmişti. Bu görevler sırasında halkın desteğini kazanmaya çalışmıştı.

Muaviye’nin ölümünden sonra Yezid, 60 (680) yılında Dımaşk’ta halife olarak biat almıştı. Kısa sürede İslâm dünyasının büyük bölümünde onun halifeliği kabul edilmişti.

KERBELA OLAYI VE İÇ KARŞI KOYUŞLAR

Yezid’in hilafeti, İslâm tarihinin en önemli ve tartışmalı olaylarından biri olan Kerbela hadisesiyle başlamıştı. Hz. Hüseyin, Kûfelilerin daveti üzerine yola çıkmış ancak Kerbela’da Yezid’e bağlı ordu tarafından kuşatılmıştı.

10 Muharrem 61 (10 Ekim 680) tarihinde Hz. Hüseyin ve beraberindeki yetmiş iki kişi şehit edilmişti. Bu olay, İslâm dünyasında derin bir üzüntü ve büyük bir siyasi kırılmaya yol açmıştı.

Bu süreçte Abdullah b. Zübeyr Mekke’de Yezid’e karşı muhalefetin merkezi haline gelmiş ve kendi yönetimini ilan etmişti.

Kerbela’nın ardından Medine’de de Yezid’e karşı ciddi bir tepki oluşmuştu. Medineliler, Yezid’in temsilcilerini şehirden çıkarmış ve ona biatlarını geri çekmişti.

Usta Oyuncu Tarık Papuççuoğlu kimdir?
Usta Oyuncu Tarık Papuççuoğlu kimdir?
İçeriği Görüntüle

Bunun üzerine Yezid, Müslim b. Ukbe komutasında büyük bir orduyu Medine üzerine göndermişti. 63 (683) yılında gerçekleşen Harre Savaşı sonucunda Medine ele geçirilmiş, şehir ağır bir yıkıma uğramıştı. Bu olay, Yezid’e yönelik tepkileri daha da artırmıştı.

Medine’nin ardından Mekke’ye yönelen Emevi ordusu, Abdullah b. Zübeyr’i etkisiz hale getirmeyi amaçlamıştı. Mekke kuşatması Yezid’in ölüm haberine kadar devam etmiş, şehir uzun süre abluka altında kalmıştı.

FETİHLER VE DEVLET YÖNETİMİ

Yezid döneminde Kuzey Afrika dışında büyük fetihler durmuştu. Bizans’a karşı düzenlenen seferler azaltılmış, bazı stratejik adalardaki Müslüman birlikler geri çekilmişti.

Kuzey Afrika’da ise Ukbe b. Nafi‘in başarıları kısa süreli olmuş, ancak daha sonra Berberi direnişi karşısında İslam ordusu geri çekilmek zorunda kalmıştı.

ÖLÜMÜ VE SONUÇLARI

Yezîd, 64 (683) yılında Dımaşk yakınlarındaki Huvvarin’de vefat etmiş ve Babüssagir Mezarlığına defnedilmişti. Halifeliği yaklaşık üç buçuk yıl sürmüştü.

Onun dönemi, Kerbela, Harre ve Mekke kuşatması gibi olaylar nedeniyle İslam tarihinin en tartışmalı dönemlerinden biri olarak kabul edilmişti. Bu olaylar, Müslüman toplumda derin siyasi ve mezhepsel etkiler bırakmıştı.

Buna karşılık Yezid’in şiirle ilgilendiği, Arap edebiyatına katkı sağladığı ve bazı eserlerin kendisine atfedildiği de biliniyor. Ancak tarihi hafızada daha çok siyasi olaylar ve krizlerle anılmıştı.

Kaynak: HABER MERKEZİ