Yardım kuruluşlarına yönelik güven tartışmaları yeniden gündeme gelirken, toplumun sivil toplum kuruluşlarına bakışı da mercek altına alındı. Akdeniz Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Suat Kolukırık, yaşanan güven kaybının yalnızca ilgili kuruma mal edilmemesi gerektiğini belirterek, sivil toplumun toplum-devlet ilişkilerindeki önemine dikkat çekti.
“GÜÇLÜ TOPLUMLAR, GÜÇLÜ SİVİL TOPLUMLA OLUR”
Prof. Dr. Suat Kolukırık’a göre sivil toplum kuruluşları, devlet ile vatandaş arasında toplumsal sorunların çözümüne katkı sağlayan önemli yapılar arasında yer alıyor. Bu yapıların temelinde ise gönüllülük anlayışının bulunduğunu belirten Kolukırık, kuruluşların kendi amaçlarının dışına çıkarak farklı bir mekanizmaya dönüşmesinin toplumdaki güven algısını ciddi biçimde zedeleyebileceğini ifade etti.
Kolukırık, tek bir sivil toplum kuruluşunda yaşanan sorunların bütün sivil toplum alanına genellenmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Hiçbir STK devlet değildir” mesajı verdi.
BAĞIŞÇI KURUMA MI, KİŞİYE Mİ GÜVENİYOR?
Prof. Dr. Suat Kolukırık, insanların bağış yaparken yalnızca kurumun kendisine değil, o kurumu temsil eden kişilere ve toplumdaki rol modellerine de güvenebildiğini belirtti.
Özellikle tanınmış isimlerin veya toplumda güven uyandıran kişilerin sivil toplum kuruluşlarıyla özdeşleşmesinin bağış kararlarını etkileyebileceğini kaydeden Kolukırık, bu güvenin yanlış kullanılması halinde toplumun yanıltılabileceğine dikkat çekti.
Kolukırık, geçmişte Çiftlik Bank örneğinde de toplumdaki umut duygusunun ve tanınan isimlere duyulan güvenin etkili olduğunu hatırlatarak, yardım faaliyetlerinde “kime yardım yapılıyor?” sorusunun önem taşıdığını söyledi.
KAYBEDİLEN BAĞIŞÇI GÜVENİ NASIL KAZANILIR?
Bağışçı güveninin bir kez sarsılmasının kalıcı bir kopuş anlamına gelmediğini belirten Prof. Dr. Suat Kolukırık, güçlü bir sivil toplum yapısının toplum açısından vazgeçilmez olduğunu ifade etti.
Modern toplumların aynı zamanda örgütlü toplumlar olduğuna dikkat çeken Kolukırık, güçlü STK'ların toplumsal sorunların çözümünde önemli görevler üstlendiğini söyledi.
Fransa, Almanya ve İngiltere'deki sivil toplum kuruluşlarının sayısına dikkat çeken Kolukırık, Türkiye'de de güçlü bir sivil toplum yapısının bulunmasının önemli bir avantaj olduğunu belirtti.
BAĞIŞÇININ DENETİMİNDEN ÖNCE ŞEFFAFLIK GELİYOR
Türkiye'de bağışçıların yardım kuruluşlarını denetleme konusunda yeterli bilince sahip olup olmadığı konusunda ise Prof. Dr. Suat Kolukırık, yalnızca vatandaşın denetimine odaklanmanın yeterli olmayacağını söyledi.
Kolukırık'a göre asıl önemli unsur, sivil toplum kuruluşlarının kendi faaliyetleri konusunda kamuoyuna açık ve anlaşılır bilgi vermesi.
STK'ların yıl sonunda hangi bütçeyle, nerede, ne zaman ve hangi projeleri gerçekleştirdiğini kamuoyuyla paylaşmasının güven açısından kritik olduğunu belirten Kolukırık, şeffaflığın hesap verebilirlikle birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.
YARDIM KURULUŞLARI BUGÜN NE YAPMALI?
Prof. Dr. Suat Kolukırık, bağışçı güveninin yeniden oluşturulması için STK'ların öncelikle görev ve sorumluluk alanlarını net biçimde belirlemesi gerektiğini söyledi.

Sadece tabela niteliğinde kalan yapılanmalar yerine somut projeler üreten ve toplumsal sorunlara doğrudan temas eden kuruluşların öne çıkması gerektiğini belirten Kolukırık; kadın, istihdam, kent yaşamı ve gündelik hayata ilişkin sorunlara yönelik projelerin önemine dikkat çekti.
STK'ların kendi finansal sürdürülebilirliklerini sağlaması ve elde edilen kaynaklarla hangi projeleri hayata geçirdiğini açık biçimde kamuoyuna anlatması gerektiğini kaydetti.
“STK'LAR KENDİ ROLLERİNİ ÇOK İYİ BİLMELİ”
Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarının görev ve sorumluluklarını doğru biçimde tanımlaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Suat Kolukırık, toplumsal fayda üreten projelerin farklı kesimlerle iş birliği içerisinde yürütülmesinin de güveni güçlendireceğini söyledi.
Kolukırık, STK'ların yalnızca kendi faaliyetlerini yürütmekle kalmayıp ortaya çıkan sonuçları da kamuoyuyla paylaşması gerektiğini ifade etti.
SİVİL TOPLUMUN AŞIRI POLİTİZE OLMASI GÜVENİ ZEDELEYEBİLİR
Türkiye'deki güven tartışmasının bir boyutunun da sivil toplum kuruluşlarının siyasallaşması olduğunu belirten Kolukırık, STK'ların faaliyetlerini aşırı biçimde politize etmeden sürdürmesinin güvenin yeniden tesis edilmesine katkı sağlayabileceğini söyledi.

Sivil toplum kuruluşlarının toplumsal faydayı merkeze alan projeler üretmesinin ve farklı kesimlerle iş birliği yapmasının önemine dikkat çekti.
“TÜRKİYE'DE GÜÇLÜ BİR SİVİL TOPLUM YAPISI VAR”
Türkiye'de 100 binin üzerinde sivil toplum kuruluşunun bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Suat Kolukırık, sendikalar ve meslek odaları da dikkate alındığında Türkiye'nin önemli bir sivil toplum kapasitesine sahip olduğunu ifade etti.
Kolukırık, yaşanan sorunların bütün sivil toplum alanına mal edilmemesi gerektiğini belirterek, Türkiye'deki çok sayıda STK'nın önemli ve başarılı çalışmalar yürüttüğünü söyledi.
GÜVENİN YENİDEN İNŞASINDA ÜÇ KRİTİK KAVRAM
Prof. Dr. Suat Kolukırık'ın değerlendirmesine göre yardım kuruluşlarının toplumdaki güveni yeniden kazanabilmesi için şeffaflık, hesap verebilirlik ve toplumsal fayda temelinde hareket etmesi gerekiyor.

Bağışların hangi kaynaklardan geldiğinin, nerelerde kullanıldığının ve yürütülen projelerin sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması, bağışçı ile kuruluş arasındaki güven ilişkisinin yeniden güçlenmesinde belirleyici olabilir.
Kolukırık, toplumun sivil toplum kuruluşlarına yönelik güveninin tamamen ortadan kalktığını düşünmediğini belirterek, asıl ihtiyacın başarılı çalışmaların daha görünür hale getirilmesi ve sivil toplumun güven veren çalışma anlayışını sürdürmesi olduğunu ifade etti.





