Venezuela’da Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun Amerika Birleşik Devletleri tarafından askeri bir operasyonla yakalanması ve yargı sürecine taşınması, global yatırımcı algısını doğrudan etkiledi. Bu olay, yalnızca Latin Amerika’dan yükselen bir kriz değil; küresel risk priminin artmasına ve güvenli liman varlıklarına yönelik talebin yeniden canlanmasına neden oldu.
2025 boyunca altın, jeopolitik belirsizlik, merkez bankalarının sürekli alımları ve faizlerin düşük seyriyle birlikte tarihi yükselişler kaydetmişti. Ancak Maduro’nun yakalanması gibi dramatik bir gelişme, altın piyasasında kısa vadeli bir ivme artışı yarattı. Reuters verilerine göre, bu haberlere tepki olarak spot altın fiyatları yaklaşık %2,2 yükselerek ons başına 4 424 dolar seviyelerine ulaştı. Bu tür yükseliş hareketleri genellikle “güvenli liman talebi” ile açıklanır; yatırımcılar belirsizlik ortamında altını nakit paraya veya riskli varlıklara tercih ediyor.

Bu yükseliş yalnızca uluslararası piyasalarda değil, Türkiye gibi yerel pazarlarda da yansımasını buldu. Spot altındaki hareketlilik gram altında da kendini göstererek, TL bazında altın fiyatlarında belirgin artışlara neden oldu. Özellikle gram altın fiyatları, yatırımcıların riskten korunma stratejileriyle birlikte yüzde 2 civarında prim kazanarak önemli bir seviyeye ulaştı.
GÜVENLİ LİMAN TALEBİNİN ARKA PLANI NEDİR?
Duyar'a göre Altının güvenli liman rolü, eskiden sadece savaş ve büyük ekonomik çöküşlerle ilişkilendirilirdi. Ancak 21. yüzyılda jeopolitik olaylar – özellikle liderlerin beklenmedik şekilde hedef haline gelmesi – finansal piyasalarda risk algısını hızla değiştirebiliyor. Bu noktada Venezüella örneği, altının hâlâ jeopolitik risklerin en somut alıcısı olduğunu gösteriyor: yatırımcılar belirsizlik arttığında sermayelerini altına ve diğer değerli metallere kaydırıyorlar.
Maduro’nun yakalanması sonrası piyasalarda sadece altın değil, gümüş ve diğer metaller de yukarı yönlü hareket etti; silver fiyatları da önemli kazanımlar gördü.

"2025 ALTIN İÇİN REKOR BİR YIL OLDU"
2025, altın için rekor bir yıl oldu. Metanın fiyatı, yıl boyunca yaklaşık %64 yükselerek önemli bir psikolojik eşik geçirdi. Bu güçlü performans, pandemi sonrası küresel likidite, merkez bankaları alımları, faiz indirimi beklentileri ve jeopolitik risklerin eş zamanlı olarak artmasından kaynaklandı.
Duyar, Venezuela olayının tetiklediği yükselişin ani bir uçuş olabileceğine dikkat çekiyor. Bazı piyasa yorumlarına göre, altının bu tür jeopolitik tetikleyicilere verdiği yanıt genellikle kısa vadeli ve dalgalı oluyor; sürdürülebilir bir trend için daha geniş ekonomik ve finansal göstergelerin gerçekleşmesi gerekiyor. Duyar'a göre, bu haftanın veri takvimi, ABD ekonomik büyüme verileri, istihdam raporları ve merkez bankası politikalarına ilişkin açıklamalar yatırımcı algısını daha da belirginleştirecek.

"BELİRSİZLİK ORTAMINDA ALTIN BİR ÇIKIŞ YÖNÜ OLABİLİR"
Altın fiyatlarının bu tür bir jeopolitik tetikleyiciyle yükselmesi, klasik “riskten kaçış” davranışına işaret ediyor. Yatırımcılar jeopolitik belirsizlik arttığında genellikle dolar, tahvil ve hisse senetleri yerine altın gibi değer saklama varlıklarına yönelirler. Bu eğilim, kısa vadede altın talebini canlı tutarken, uzun vadede ekonomik büyüme, faiz oranları ve küresel jeopolitik denge gibi daha geniş faktörlerle şekillenmeye devam eder.
Duyar, belirsizlik ortamlarında altınla birlikte ABD Hazine tahvilleri, döviz sepetleri ve diğer emtiaları yakından izlemek gerektiğini vurguluyor. Altının güvenli liman olarak rolü sabit kalırken, bu tür olayların piyasaya etkisi genellikle kısa vadeli dalgalanmalarla sınırlı kalabiliyor.



