Yazar ve Aile Danışmanı Şeyda Betül Kılıç, Türk toplumunda cinselliğin hala en zor konuşulan konular arasında yer aldığını belirterek, çiftlerin yaşadıkları cinsel sorunları doğrudan ifade etmek yerine farklı cümlelerle dile getirdiğine dikkat çekti. Kılıç, birçok sorunun bu nedenle görünmez hale geldiğini vurguladı.
"EV ARKADAŞI GİBİYİZ" SÖZÜNÜN ARDINDA BAŞKA SORUNLAR OLABİLİR
Çiftlerin terapi süreçlerinde cinsellikle ilgili problemleri açıkça konuşmaktan çekindiğini ifade eden Kılıç, "Uzaklaştık", "Artık kadın-erkek gibi değiliz" ya da "Ev arkadaşı gibiyiz" gibi ifadelerin çoğu zaman cinsel ve duygusal sorunların dışa vurumu olduğunu belirtti.
Kılıç'a göre evlilikte cinselliğin tamamen sona ermesi her zaman doğrudan cinsel bir problemden kaynaklanmıyor. Bu durumun arkasında kırgınlıklar, öfke, güvensizlik, bedensel kaygılar, hormonal değişimler, geçmiş travmalar, performans baskısı veya duygusal kopukluk gibi birçok farklı neden bulunabiliyor.
"CİNSELLİK SADECE FİZİKSEL BİR ALAN DEĞİL"
Terapi süreçlerinde cinsel sorunların güvenli ve yargısız bir ortamda ele alınmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Kılıç, cinselliğin evlilikte yalnızca fiziksel bir ihtiyaç olmadığını söyledi.
Kılıç, "Cinsellik aynı zamanda görülme, arzulanma, yakınlık kurma ve bağ geliştirme alanıdır. Bu nedenle yaşanan sorunların görmezden gelinmesi ya da konuşulmaması problemi ortadan kaldırmaz" dedi.
SORUNLAR HALI ALTINA SÜPÜRÜLDÜKÇE MESAFE BÜYÜYOR
Toplumda cinsel problemlerin çoğu zaman konuşulmak yerine ertelendiğini veya yok sayıldığını belirten Kılıç, bu yaklaşımın çiftler arasındaki duygusal mesafeyi artırdığına dikkat çekti.
Evliliklerde yaşanan cinsel ve duygusal sorunların erken dönemde ele alınmasının, ilişkinin sağlıklı şekilde devam etmesi açısından kritik önem taşıdığı belirtiliyor.



