Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinde dönüm noktalarından biri olarak kabul edilen Amasya Genelgesi'nin yayımlanmasının üzerinden 107 yıl geçti. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları tarafından 22 Haziran 1919'da kaleme alınan genelge, Kurtuluş Savaşı'nın ilk yazılı belgesi olarak tarihteki yerini koruyor. "Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" sözüyle hafızalara kazınan belge, milli mücadelenin yol haritasını ortaya koydu.

MİLLİ MÜCADELENİN TEMELLERİ AMASYA'DA ATILDI
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın ardından Anadolu'nun çeşitli bölgeleri işgal altına girerken Mustafa Kemal Atatürk 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkarak bağımsızlık mücadelesini başlattı. Samsun'daki incelemelerinin ardından Havza'ya geçen Atatürk, daha güvenli bir merkez olarak gördüğü Amasya'ya hareket etti.
Amasya Müftüsü Hacı Tevfik Efendi ile yapılan yazışmaların ardından kente gelen Mustafa Kemal Atatürk, vatandaşlar tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı. Amasya'da başlayan görüşmeler, milli mücadelenin şekillenmesinde belirleyici rol oynadı.
SARAYDÜZÜ KIŞLASINDA TARİHİ KARARLAR ALINDI
Amasya'daki Saraydüzü Kışlası'nda gerçekleştirilen toplantılara dönemin önemli komutan ve devlet adamları katıldı. Ali Fuat Paşa, Rauf Orbay, Refet Bey ve diğer isimlerin yer aldığı görüşmeler, 21 Haziran 1919 gecesi başladı ve sabaha kadar sürdü.
Toplantılar sonunda hazırlanan Amasya Genelgesi ile Türk milletine, ülkenin bütünlüğünün ve bağımsızlığının ciddi tehdit altında olduğu duyuruldu. Genelge, işgallere karşı millet iradesine dayanan topyekun bir direniş çağrısı niteliği taşıdı.
HALK EGEMENLİĞİNİN İLK İŞARETİ OLDU
22 Haziran 1919'da yayımlanan Amasya Genelgesi, yalnızca Kurtuluş Savaşı'nın başlangıç belgesi değil aynı zamanda halk egemenliğine dayalı yeni yönetim anlayışının da ilk işareti olarak kabul ediliyor. Genelgede yer alan "Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" ifadesi, milli egemenlik ilkesinin temelini oluşturdu.
Erzurum ve Sivas kongrelerine giden sürecin önünü açan genelge, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuna uzanan yolun en önemli kilometre taşlarından biri olarak değerlendiriliyor.





