Türkiye’nin savunma sanayiinde son yıllarda ortaya koyduğu üretim kabiliyeti, yalnızca ana yüklenici firmaların çalışmalarıyla sınırlı değil. Ana yüklenicilerin geliştirdiği sistem ve ürünlerde kullanılan çok sayıda parça ve yapısal ürün, alt tedarikçi firmalar tarafından üretiliyor.
Bu noktada alt tedarikçilerin zamanında, kaliteli ve belirlenen teknik kriterlere uygun üretim yapması, savunma ve havacılık sanayiindeki üretim zincirinin kesintisiz ilerlemesi açısından büyük önem taşıyor.
KALIPSAN Savunma ve Havacılık Üretim Müdürü Ahmet Enes Keleş, Türkiye’nin savunma sanayiindeki yükselişinde alt tedarikçilerin üstlendiği sorumluluğu Türkinform’a değerlendirdi.

SAVUNMA SANAYİİNDE ALT TEDARİKÇİLER NEDEN KRİTİK?
Keleş, Türkiye savunma sanayiinde güçlenirken alt tedarikçi firmaların da bu üretim ekosisteminin önemli bir parçası olduğunu belirtti.
Savunma ve havacılık alanında faaliyet gösteren ana yüklenicilerin geliştirdiği ürünlerin birçok parçasının alt tedarikçiler tarafından üretildiğini ifade eden Keleş, bu üretimin ana ürünlerin daha hızlı ve kaliteli şekilde tamamlanmasına katkı sunduğunu dile getirdi.
“Türkiye savunma sanayisinde güçlenirken biz burada alt tedarikçi olarak önemli bir rol alıyoruz.”
Keleş, ana yüklenicilerle yürütülen üretim sürecinde alt tedarikçilerin sorumluluğunun yalnızca bir parçayı üretmekten ibaret olmadığını, zamanında teslimat ve kalite kriterlerinin de büyük önem taşıdığını vurguladı.
“ZAMANLA YARIŞIYORUZ”
Savunma ve havacılık sektöründe üretim takviminin kritik olduğunu belirten Keleş, alt tedarikçilerin teslimat performansının ana yüklenicilerin üretim süreçlerini doğrudan etkileyebildiğine dikkat çekti.
“Alt tedarikçilerin rolü bizce çok kritik çünkü zamanla yarışıyoruz.”
Ana yüklenicilerin aynı anda çok sayıda parça ve yapısal ürünün üretimini gerçekleştirdiğini aktaran Keleş, alt tedarikçinin siparişini aldığı parçayı hedeflenen zamanda teslim edememesi durumunda üretimin bir sonraki aşamasında beklemelerin yaşanabileceğini söyledi.
Bu nedenle alt tedarikçi açısından zamanında teslimat ve yüksek kalite puanının, sektörde sürdürülebilir büyümenin temel unsurları arasında bulunduğunu ifade etti.
HEDEF: OEM TEDARİKÇİSİ OLARAK BÜYÜMEK
Keleş, KALIPSAN olarak hedeflerinin zamanında teslimat yapan ve kalite performansı yüksek bir alt tedarikçi olarak üretim hacimlerini artırmak olduğunu belirtti.
Bu doğrultuda parça sayısını artırarak savunma ve havacılık sanayiinde daha güçlü bir üretim kapasitesine ulaşmayı hedeflediklerini ifade eden Keleş, uzun vadede OEM tedarikçisi olarak büyümenin önemine dikkat çekti.
“Ana gayemiz zamanında teslimat yapan ve kalite puanı yüksek olan alt tedarikçi olarak parça sayımızı arttırıp ülkemizin savunma ve havacılık sanayisinde OEM tedarikçisi olarak büyüyüp bu milli mücadelenin gururunu yaşamayı sürdürmek.”
ANA YÜKLENİCİLERİN İHRACATI ALT TEDARİKÇİLERİ NASIL ETKİLİYOR?
Savunma sanayiinde ihracatın artmasının yalnızca ana yüklenici firmalar açısından değil, üretim zincirinin diğer halkaları açısından da önemli sonuçlar doğurduğunu belirten Keleş, ana yüklenicilerin yurt dışına açılmasının alt tedarikçilere de yeni fırsatlar sunduğunu ifade etti.
Keleş’e göre ana yüklenicilerin ihracat kapasitesindeki artış, alt tedarikçiler açısından daha fazla parça siparişi, yeni yatırımlar ve üretim kapasitesinin geliştirilmesi gibi sonuçlar doğurabiliyor.
Bunun yanında alt tedarikçilerin doğrudan ihracat gerçekleştirmese dahi uluslararası projelerde yer almasının, firmalara farklı çalışma kültürlerini tanıma ve ilerleyen dönemlerde doğrudan ihracat yapabilme konusunda deneyim kazandırabileceğini söyledi.
“ALT TEDARİKÇİYİ TEKNOLOJİK OLARAK GELİŞTİRİYORLAR”
Ana yükleniciler ile alt tedarikçiler arasındaki ilişkinin yalnızca sipariş ve teslimat süreciyle sınırlı olmadığını belirten Keleş, ana yüklenicilerin alt tedarikçilerin teknolojik ve kurumsal kapasitesinin gelişmesine de katkı sunduğunu ifade etti.
Bu süreçte AS9100, EYDEP ve diğer sertifikasyon gerekliliklerinin önemli bir yer tuttuğunu belirten Keleş, alt tedarikçilerin belirlenen teknik kriterleri karşılayabilmek için üretim süreçlerini geliştirmek ve dijital ortamda kayıt altına almak durumunda olduğunu söyledi.
Keleş, bu gerekliliklerin firmaları teknolojik yatırımlara yönlendirdiğini ve üretim süreçlerinin daha sistemli hale gelmesini sağladığını ifade etti.
KALİTE VE DİJİTALLEŞME ÜRETİMİN MERKEZİNDE
Savunma ve havacılık sektöründe üretilen parçaların kritik özellik taşıması nedeniyle kalite kontrol süreçlerinin büyük önem taşıdığını belirten Keleş, yetkili tedarikçi olarak iş almak isteyen firmaların belirlenen kriterleri karşılamasının zorunlu olduğunu vurguladı.
Üretim süreçlerinin dijital ortamda kayıt altına alınması, teknolojik altyapının geliştirilmesi ve gerekli sertifikasyonların tamamlanmasının firmaların sektördeki konumunu güçlendirdiğini belirten Keleş, ana kuruluşların sipariş süreçlerinin de bu kapasite doğrultusunda şekillendiğini söyledi.
Bu açıdan bakıldığında savunma sanayiindeki büyük üretim ekosisteminin yalnızca ana yüklenicilerden oluşmadığını belirten Keleş, alt tedarikçilerin gelişiminin sektörün genel kapasitesini de güçlendirdiğine dikkat çekti.
ALT TEDARİKÇİLERİN BÜYÜMESİ SEKTÖRÜN GELECEĞİNİ DE BELİRLİYOR
Türkiye’nin savunma ve havacılık alanındaki üretim kapasitesinin gelişmesinde alt tedarikçilerin daha fazla sorumluluk üstlenmesinin önemli olduğunu ifade eden Keleş, zamanında teslimat, kalite, teknolojik altyapı, sertifikasyon ve dijitalleşmenin bu sürecin temel unsurları olduğunu belirtti.
Ana yüklenicilerin geliştirdiği ürünlerin üretim zincirinde alt tedarikçilerin üstlendiği görevlerin, Türkiye’nin savunma sanayiindeki üretim kabiliyetinin genişlemesine katkı sunduğunu belirten Keleş, hedeflerinin bu ekosistem içerisinde daha fazla sorumluluk üstlenerek büyümek olduğunu ifade etti.








