Aile, akraba veya arkadaşlar arasında güven ilişkisi nedeniyle verilen para, döviz ve altınlar çoğu zaman herhangi bir sözleşme yapılmadan teslim edilebiliyor. Ancak yıllar sonra taraflar arasında anlaşmazlık çıktığında, “Bu para borç muydu, hediye miydi?” sorusu ciddi bir hukuki uyuşmazlığa dönüşebiliyor.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin el yazılı kayıtların değerlendirilmesine ilişkin kararı da bu noktada dikkat çekti. Kararda, belgelerde doğrudan “borç aldım” veya “geri vereceğim” ifadelerinin bulunmamasının, kayıtların hukuki değerini tek başına ortadan kaldırmayacağı değerlendirildi.
Kararı Türkinform’a değerlendiren Avukat Hasan Erdoğan, özellikle aile ve yakın ilişkiler içerisinde yapılan para ve ziynet teslimlerinde yazılı kayıt tutulmasının ileride yaşanabilecek ispat sorunları açısından büyük önem taşıdığını belirtti.

EL YAZILI NOTLAR HUKUKİ DELİL DEĞERİ TAŞIYABİLİR
Avukat Hasan Erdoğan, mahkemelerin yalnızca belgede “borç” kelimesinin bulunup bulunmadığına bakmadığını, belgenin tamamının ve olayın diğer koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Erdoğan, “Bir kişinin el yazısıyla belirli bir tarihte belirli miktarda para veya ziynet eşyası aldığını kayda geçirmesi, belgenin içeriğine ve diğer delillere göre önem taşıyabilir. Burada tek başına bir kelimeye bakılarak sonuca gidilmemesi gerekir” değerlendirmesinde bulundu.
Dava dosyasında yer alan kayıtlarda “1 tane 100 Euro aldım” şeklindeki ifadelerin yanı sıra çeşitli ziynet eşyalarının teslim alındığına ilişkin notların bulunduğuna dikkat çeken Erdoğan, bu tür kayıtların somut olayın diğer unsurlarıyla birlikte değerlendirilmesinin önemine işaret etti.

İMZANIN İNKÂR EDİLMEMESİ NEDEN ÖNEMLİ?
Kararda öne çıkan unsurlardan birinin de belgelerdeki imzaların inkâr edilmemesi olduğunu belirten Erdoğan, imzanın kime ait olduğu, belgenin içeriği, tarih ve miktar bilgilerinin birlikte değerlendirilmesinin uyuşmazlığın çözümünde önem taşıyabileceğini söyledi.
Erdoğan, “Bir belgenin gerçekten taraflardan biri tarafından düzenlenip düzenlenmediği, imzanın aidiyeti ve belgenin hangi koşullarda oluşturulduğu önemlidir. Bunların yanında tarafların iddiaları ve dosyada bulunan diğer deliller de dikkate alınır” dedi.
“BORÇ” KELİMESİ YOK DİYE BELGE DEĞERSİZ HALE GELMEZ
Vatandaşların kararı “Her el yazılı not borç senedidir” şeklinde yorumlamaması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, Yargıtay’ın yaklaşımının somut olayın bütün koşullarının değerlendirilmesine dayandığını ifade etti.
Erdoğan, “Bir belgede ‘borç aldım’ ifadesinin bulunmaması, o belgenin otomatik olarak hukuki değer taşımadığı anlamına gelmez. Ancak aynı şekilde üzerinde bir miktar veya tarih yazan her kâğıdın da kendiliğinden borç senedi kabul edilmesi söz konusu değildir” dedi.
Bu nedenle belgenin düzenlenme şekli, içeriği, tarafların ilişkisi ve teslimin niteliği gibi unsurların birlikte ele alınması gerektiğini belirtti.

AİLE İÇİNDEKİ PARA VE ALTINLARDA İSPAT SORUNU YAŞANABİLİR
Özellikle aile ve akrabalık ilişkilerinde para veya altın alışverişinin çoğu zaman sözlü şekilde yapıldığını belirten Erdoğan, ilişkiler iyi olduğu sürece önemsenmeyen bu durumun ileride ciddi uyuşmazlıklara neden olabileceğini söyledi.
“Güven ilişkisi, ileride ortaya çıkabilecek hukuki uyuşmazlığın ispat sorununu ortadan kaldırmaz” diyen Erdoğan, yüksek miktarlı para, döviz veya ziynet eşyası teslimlerinde mümkün olduğunca yazılı kayıt oluşturulmasını önerdi.
Erdoğan, kayıtlarda tarih, miktar, teslim edilen eşyanın niteliği ve mümkünse teslimin hangi amaçla yapıldığının açıkça belirtilmesinin tarafların ileride haklarını ortaya koyabilmeleri açısından önemli olduğunu ifade etti.
BİR KÂĞIT PARÇASI YILLAR SONRA DOSYANIN EN ÖNEMLİ DELİLİ OLABİLİR
Yargıtay kararının özellikle günlük hayatta sık karşılaşılan bir probleme dikkat çektiğini belirten Avukat Hasan Erdoğan, vatandaşların “Nasıl olsa ailemizden biri” düşüncesiyle yazılı kayıt tutmaktan kaçınmaması gerektiğini söyledi.
Erdoğan, Türkinform’a yaptığı değerlendirmede, “Bugün birkaç kelimeden ibaret görülen bir kayıt, yıllar sonra taraflar arasında çıkabilecek bir uyuşmazlıkta önemli hale gelebilir. Özellikle yüksek miktarlı para veya ziynet eşyası teslimlerinde yazılı kayıt tutulması, tarafların ne üzerinde anlaştığını ortaya koyabilmek açısından önemlidir” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, son olarak Yargıtay kararının her el yazılı belgenin doğrudan borç senedi sayılacağı anlamına gelmediğinin altını çizerek, her uyuşmazlığın kendi koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.




