Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı konuşmada Halk TV’ye yönelik operasyonu, yatırım fonlarındaki para hareketlerini, gençlerin istihdam sorununu, gıda enflasyonunu, yargı sistemini ve dış politikayı gündeme taşıdı. Fon soruşturması üzerinden hesap verebilirlik çağrısı yapan Arıkan, “Parayı geri vermek banka hesabını kapatabilir. Ama milletin vicdanındaki hesabı kapatmaz” ifadelerini kullandı.
Arıkan, konuşmasında iktidarın yönetim anlayışını “Fon, faiz, fırsat” sözleriyle eleştirdi. Türkiye’nin üretimle büyümesi gerektiğini savunan Arıkan, adalet, ahlak, millî ve manevi değerler ile üretimi ülkenin temel dayanakları olarak nitelendirdi.
“FON SORUŞTURMASINDA ADI GEÇENLERİN LEKELENMEME HAKKI VAR DA, MUHALİF SESLERİN YOK MU?”
Mahmut Arıkan, konuşmasının başında Halk TV’ye yönelik operasyona değindi. Soruşturmaların yürütülmesine itirazlarının olmadığını belirten Arıkan, basın kuruluşlarına yönelik operasyonlar konusunda iktidara seslendi.

Arıkan, fon soruşturmasında adı geçen kişilerin lekelenmeme hakkının hatırlatıldığını belirterek, aynı hassasiyetin muhalif sesler için de gösterilmesi gerektiğini söyledi. İktidara yönelik çağrısında, “Türkiye’yi germeyin! Türkiye’yi her sabah yeni bir krize uyandırmayın!” ifadelerini kullandı.
“CUMHURBAŞKANLIĞI YARGI MAKAMI DEĞİLDİR”
Fon soruşturmasına ilişkin açıklamaları eleştiren Arıkan, “Liste Cumhurbaşkanının önünde” ifadesini gündeme taşıdı. Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu hatırlatan Arıkan, listelerin Cumhurbaşkanının değil, yargının önünde olması gerektiğini savundu.
Arıkan, “Liste, Cumhurbaşkanının önünde değil, yargının önünde olmalıdır!” dedi. Cumhurbaşkanlığının yargı makamı olmadığını vurgulayan Arıkan, soruşturma süreçlerinin hukuk çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
Para iadesinin adalet duygusunu ve devlete duyulan güveni kendiliğinden geri getirmeyeceğini belirten Arıkan, vatandaşların yaşadığı kaybın yalnızca maddi boyutuyla ele alınamayacağını söyledi.
“Diyelim ki paralar iade edildi” diyen Arıkan, milletin kırılan adalet duygusunun hangi IBAN’a yatırılacağını, devlete duyulan güvenin hangi dekontla geri getirileceğini sordu. Konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Bu millet, evladının geleceğinden kısarak biriktirdiği parayı kaybetti. Şimdi parayı geri verip, bütün bunlar hiç yaşanmamış gibi davranamazsınız!”
“131 FONDA YAŞANANLAR, DİĞER FONLAR İÇİN DE BİR UYARI OLMALIDIR”
Arıkan, 131 yatırım fonunda yaşananların başka fonlar açısından da incelenmesi gerektiğini söyledi. Sermaye Piyasası Kurulunun benzer risk taşıyan fonları araştırıp araştırmadığını sorgulayan Arıkan, yeni bir mağduriyet yaşanmadan tedbir alınmasını istedi.
Bir kamu bankasının bünyesindeki iki yatırım fonunu incelediklerini belirten Arıkan, bu fonlarda yaklaşık üç yıl boyunca yalnızca ikişer yatırımcı bulunduğunu ve aynı süreçte fonların değerinin yaklaşık dört katına yükseldiğini söyledi.
Arıkan’ın konuşmasında aktardığına göre, daha sonra fonlara yeni yatırımcılar katıldı ve fonlardan birindeki yatırımcı sayısı 14 bin 500’ü aştı. Fon fiyatlarının yüksek seviyelere ulaşmasının ardından milyarlarca liralık para çıkışı gerçekleştiğini belirten Arıkan, yalnızca bir fonda yüksek fiyat döneminde giren paradan 4 milyar 190 milyon lira daha fazla para çıktığını ifade etti.
Arıkan, bu rakamların tek başına bir suçlama olarak değerlendirilmemesi gerektiğini de vurguladı. Konuşmasında, “Bu bir suçlama değil, açık bir erken uyarıdır!” diyen Arıkan, Sermaye Piyasası Kuruluna, ilgili kamu bankasının yönetimine ve ekonomi yönetimine üç soru yöneltti:
“131 fon hakkında işlem yaparken benzer riskleri taşıyan başka fonları da incelediniz mi?”
“Milyarlarca liralık çıkışların hangi hesaplara yapıldığını araştırdınız mı?”
“Yeni bir fon krizinin yaşanmayacağını garanti edebiliyor musunuz?”
Arıkan, yeni bir kriz yaşandıktan sonra sorumluların aranmasını istemediklerini belirterek, “Bugünden tedbir alınmasını istiyoruz!” dedi.
“MİLLETE ÜRETİM, KENDİLERİNE 3F”
Ekonomi yönetimini “3F” ifadesiyle eleştiren Arıkan, iktidarın yönetim anlayışını “Fon, faiz, fırsat” sözleriyle tanımladı. Millete üretimin anlatıldığını ancak tercihlerin finansal getiri yönünde olduğunu savunan Arıkan, eski ekonomi bakanı ile ticaret bakanının paralarını fonlara yatırdığını söyledi.
Arıkan, esnafa işini büyütmesinin, sanayiciye yatırım yapmasının, gençlere ise girişimci olmasının söylendiğini belirterek, “Peki kendiniz hangi yolu seçiyorsunuz? Paradan, para kazanmayı…” ifadelerini kullandı.
“Kimsenin meşru tasarrufuna itirazımız yok” diyen Arıkan, millete önerilen ekonomik yolun önce yöneticiler tarafından benimsenmesi gerektiğini savundu. Türkiye’nin finansal getirilerle değil, üretimle büyüyeceğini belirten Arıkan, “Tezgâh çalışırsa, fabrika üretirse, gençler iş bulursa büyüyecektir!” dedi.
“TÜRKİYE, EV GENÇLİĞİ ORANINDA 38 ÜLKE ARASINDA BİRİNCİ SIRADA”
Gençlerin eğitim ve istihdam durumuna da değinen Arıkan, OECD’nin son raporuna göre Türkiye’nin ev genci oranında 38 ülke arasında birinci sırada olduğunu söyledi. Arıkan, 18-24 yaş grubundaki gençlerin üçte birinin ne okuduğunu ne de çalıştığını ifade etti.
Gençlerin iş bulamamasının ve emeklerinin karşılığını alamamasının gelecek beklentilerini etkilediğini belirten Arıkan, “Bu ülkede milyonlarca genç, sabah kalktığında gidecek bir işi olmadan yaşıyor, emek verecek bir imkân bulamadan yaşıyor, geleceğine dair bir plan kuramadan yaşıyor!” dedi.
Gençlere seslenen Arıkan, onların yalnız olmadığını belirterek, gençlerin hayallerinin peşinden koşabildiği bir Türkiye inşa edeceklerini söyledi.
“O KÜRSÜDE HANGİ ADALETİ ANLATTINIZ?”
Arıkan, Türkiye’nin uluslararası adalet ve özgürlük endekslerindeki sıralamalarını da konuşmasına taşıdı. Türkiye’nin 2025 Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 143 ülke arasında 118’inci, 2025 Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 182 ülke arasında 124’üncü, 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde ise 180 ülke arasında 163’üncü sırada bulunduğunu belirtti.
Uluslararası Adalet Zirvesi’nde yapılan konuşmaları eleştiren Arıkan, “O kürsüde hangi adaleti anlattınız?” diye sordu. Türkiye’nin endekslerdeki durumunun zirveye katılan konuklara anlatılıp anlatılmadığını sorguladı.
Ankara 2 No’lu Baro Başkanı’nın televizyon ekranlarında yaptığı açıklamayı da gündeme getiren Arıkan, şu sözleri aktardı:
“Bizler referans olduk, bakanlıklarla görüştük. Bakanlık bir ayrıcalık tanıdı. 70 tane baro üyesi avukat arkadaşımızı hâkim savcı yaptık.”
Arıkan, hukuk fakültesi mezunlarının atamalarda adalet beklediğini belirterek, hâkim ve savcı olmak için hukuk bilmenin mi yoksa doğru kişiyi tanımanın mı gerektiğini sordu. Adalet Bakanlığına seslenen Arıkan, atama süreçlerinin kamuoyuna açıklanmasını istedi.
“Adaleti, zirvelerden, lansmanlardan, saraylardan mahkemelere indirin!” diyen Arıkan, adaletin en güçlü kişinin bile hâkim karşısında ayrıcalıksız durduğu yer olduğunu ifade etti.
“TEK PARTİ, İKİ TÜRKİYE”
Türkiye’nin uzun süredir tek başına yönetildiğini belirten Arıkan, iktidarın yaptığı yolları ve kurduğu üniversiteleri gündeme getirerek, ülkenin diğer sorunlarının da konuşulması gerektiğini söyledi.
Arıkan, “Biz üniversite binalarının sayısını değil, diplomalı işsizler ordusunu da, ev gençlerini de konuşacağız” dedi. Adalet saraylarının büyüklüğü yerine adaletin işleyişinin tartışılması gerektiğini savunan Arıkan, gazetecilere yönelik operasyonları da eleştirdi.
“Bu ay yıldızlı bayrak hepimizin bayrağıdır. Bu vatan, aziz milletimizin ortak yurdudur” diyen Arıkan, itirazlarının ortak değerlere değil, tek parti iktidarına yönelik olduğunu ifade etti. Konuşmasında “Bayrak hepimizin ama iktidar sizin” sözlerini kullandı.
Türkiye’de iki farklı yaşam tablosu oluştuğunu savunan Arıkan, bir tarafta hisse senedi, diğer tarafta borç senedi peşinde koşanların bulunduğunu söyledi. “Bir tarafında fonzadeler, diğer tarafında fonzedeler var!” diyen Arıkan, ülkeyi bir avuç mutlu azınlığın ve rant çevrelerinin eline teslim etmeyeceklerini belirtti.
“TÜRKİYE GIDA ENFLASYONUNDA TAM BEŞİNCİ SIRADA”
Gıda fiyatlarındaki artışı da eleştiren Arıkan, Türkiye’nin gıda enflasyonunda dünyada beşinci sırada bulunduğunu söyledi. Suriye’deki yüksek enflasyon nedeniyle bu ülkenin dördüncü sıraya yerleştiğini belirten Arıkan, Türkiye’deki sıralama değişiminin vatandaşın mutfak masrafını azaltmadığını vurguladı.
TÜİK verilerine göre yıllık gıda enflasyonunun yüzde 27,62 olduğunu aktaran Arıkan, market fiyatlarından örnekler verdi. Konuşmasında bir paket makarnanın 13 liradan 35 liraya, beş kilogram unun 100 liradan 195 liraya çıktığını söyledi.
Bir litre sütün 29 liradan 65 liraya, bir kilogram çayın 155 liradan 310 liraya, bir kilogram zeytinin ise 320 liradan 500 liraya yükseldiğini belirten Arıkan, bu ürünlerden oluşan sepetin bir yıllık fiyat artışının yüzde 79 olduğunu ifade etti.
Arıkan, “Emekli maaşını TÜİK’in rakamlarına göre alıyor, ama alışverişini marketin fiyatlarına göre yapıyor!” dedi. Verdiği örneklerle geçim sorununa dikkat çeken Arıkan, gıda fiyatlarındaki artışın vatandaşın bütçesine yansımasını gündeme taşıdı.
MAHMUT FARUK AKŞİT’E VERİ GÜVENLİĞİ TEŞEKKÜRÜ
Arıkan, TUSAŞ Motor Sanayii Genel Müdürü Mahmut Faruk Akşit’in yabancı elektrikli araçların kamera, sensör ve veri toplama sistemleri nedeniyle savunma sanayisinin stratejik tesislerine alınmadığı yönündeki açıklamasına da değindi.
Akşit’in açıklamasını önemli bulduğunu belirten Arıkan, millî güvenliğin yalnızca sınırların korunmasıyla sınırlı olmadığını söyledi. “Verimizi korumak, teknolojimizi korumak, dijital egemenliğimizi korumak da millî güvenliğin ayrılmaz bir parçasıdır” ifadelerini kullanan Arıkan, Akşit’e ve savunma sanayisinde çalışanlara teşekkür etti.
Arıkan ayrıca Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı’nın yolsuzluk, kayırmacılık, denetimsizlik ve kul hakkı ihlaline karşı yaptığı açıklamaya teşekkür etti. Hakkı kimin söylediğine bakılmaksızın teslim etmenin ve yanlış yapanı uyarmanın önemli olduğunu belirtti.
MEKKE ANLAŞMASI VE ABD’NİN BÖLGESEL PLANLARINA İLİŞKİN SORULAR
Dış politikaya ilişkin değerlendirmelerinde Arıkan, Mekke Anlaşması’nın savunma amaçlı olduğu ve Yemen’e yönelik saldırı harekâtı yapılmayacağı yönündeki açıklamaları gündeme getirdi. Ancak devletin geleceğine ilişkin kararların yalnızca sözlü güvencelerle değil, açık hükümlerle, belirlenmiş sınırlarla ve hukuki denetimle güvence altına alınması gerektiğini söyledi.
Arıkan, anlaşmanın arkasında ABD’nin bölgesel hesaplarının bulunup bulunmadığını ve Türkiye’ye anlatılanlarla Washington’da planlananların ne ölçüde örtüştüğünü sorguladı. Irak ve Suriye’de yaşananları hatırlatan Arıkan, ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye ve Türk askerleri hakkındaki açıklamalarına da tepki gösterdi.
Türkiye’nin askerî taahhütlerinin amaç, kapsam ve sınırlarının açıkça ortaya konulmasını isteyen Arıkan, Meclis’te atılan imzaların saklanmaması gerektiğini söyledi.
“BU MİLLETİN EVLATLARININ HAYATINA FİYAT BİÇTİRMEYİN”
Arıkan, 14 Ekim 1950’de Türk askerlerinin Kore’ye ayak basmasının 76’ncı yıl dönümünü hatırlattı. Kore Savaşı’nda mücadele eden askerleri anan Arıkan, dönemin ABD Dışişleri Bakanı John Foster Dulles’a atfedilen “Türk askerinin 23 sente mal olduğu” sözünü gündeme getirdi.
Geçmişte alınan askerî kararların da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Arıkan, iktidara şu çağrıda bulundu:
“Anadolu’nun evlatlarını belirsiz hedeflerle, ucu açık taahhütlerle karşı karşıya bırakmayın.”
Arıkan, Türkiye’nin atacağı adımların amacının, kapsamının ve sınırlarının açıkça ortaya konulmasını istedi. “Bu milletin evlatlarının hayatına fiyat biçtirmeyin!” diyen Arıkan, askerlerin hayatının her türlü siyasi hesabın üzerinde tutulması gerektiğini ifade etti.
“ANKARA’DA BİR YEMEN DİYALOG MASASI KURULMALIDIR”
Yemen’deki iç savaş çözülmeden yalnızca savunma anlaşmaları üzerinden kalıcı istikrar sağlanamayacağını savunan Arıkan, Türkiye’nin diplomatik girişimde bulunmasını önerdi.
Arıkan, “Türkiye’nin öncülüğünde, Ankara’da bir ‘Yemen Diyalog Masası’ kurulmalıdır” dedi. Önerdiği masada Yemen’deki tarafların bir araya gelmesini, bölge ülkelerinin katkı sunmasını ve İslam dünyasından gözlemcilerin sürece dâhil olmasını istedi.
Türkiye’nin diplomatik birikimini ve bölgesel ilişkilerini kullanarak Yemen’de arabuluculuk sorumluluğu üstlenmesi gerektiğini belirten Arıkan, Millî Görüş Hareketi olarak Yemen’de barışın sağlanmasına katkı sunmaya hazır olduklarını söyledi.
“TÜRKİYE ÇÖKÜYOR” SÖZLERİYLE TAŞIYICI KOLONLARI ANLATTI
Konuşmasının son bölümünde Türkiye’de farklı alanlarda yaşanan sorunları sıralayan Arıkan, “Binalar çöküyor, borsalar çöküyor, eğitim sistemi çöküyor, ekonomi çöküyor, futbol çöküyor, medya çöküyor” ifadelerini kullandı.
Türkiye’yi bir binaya benzeten Arıkan, iktidarın ülkenin taşıyıcı kolonlarını zayıflattığını savundu. Adalet, ahlak, millî ve manevi değerler ile üretimi temel kolonlar olarak sıralayan Arıkan, “Üzerine bir de ‘itibar’ diye kaçak kat çıktılar!” dedi.
Arıkan, ülkenin adalet kolonunun yeniden sağlamlaştırılması, ahlakın güçlendirilmesi, millî ve manevi değerlerin hayatın merkezine yerleştirilmesi ve üretimin yeniden ayağa kaldırılması gerektiğini söyledi.
Konuşmasını çözüm mesajıyla tamamlayan Arıkan, “Biz bu binayı Allah’ın izniyle güçlendiririz!” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin ortak evleri olduğunu belirten Arıkan, sorumluluk almaya, çözüm üretmeye ve milletle birlikte yürümeye hazır olduklarını dile getirdi.




