Kuzey Makedonya’da 2001 yılında yaşanan silahlı çatışmaları sona erdiren ve ülkenin çok etnikli yapısına ilişkin yeni bir hukuki çerçeve oluşturan Ohri Çerçeve Anlaşması’nın imzalanmasının üzerinden 25 yıl geçti. 13 Ağustos 2001’de imzalanan anlaşma; ayrımcılığın önlenmesi, toplulukların kamu kurumlarında adil temsili, dil hakları ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gibi önemli düzenlemelerin temelini oluşturdu.

Çeyrek asırlık süreçte özellikle Arnavut toplumunun dil, eğitim ve siyasi temsil alanlarında elde ettiği kazanımlar öne çıkarken, ülkedeki daha küçük toplulukların anlaşmadan ne ölçüde yararlanabildiği tartışılmaya devam ediyor. Kuzey Makedonya’daki Türk toplumu da kamu kurumları ve yerel yönetimlerde daha güçlü temsil talebini sürdürüyor.

ABD'de askeri helikopter mü düştü? Yaralı ve ölü sayısı nedir?
ABD'de askeri helikopter mü düştü? Yaralı ve ölü sayısı nedir?
İçeriği Görüntüle

2001’DEKİ ÇATIŞMALARA SON VERDİ

Kuzey Makedonya, eski Yugoslavya’dan 1991’de bağımsızlığını ilan etmesinin ardından farklı etnik toplulukların siyasi ve kültürel haklarına ilişkin tartışmalarla karşı karşıya kaldı. Özellikle Arnavut toplumunun dil, eğitim ve kamusal temsil talepleri, 1990’lı yıllar boyunca ülkedeki önemli siyasi başlıklardan biri oldu.

2001 yılının başında güvenlik güçleri ile etnik Arnavut Ulusal Kurtuluş Ordusu arasında başlayan silahlı çatışmalar kısa sürede ülkenin farklı bölgelerine yayıldı. Yaşanan çatışmalarda can kayıpları meydana gelirken, binlerce kişi yaşadığı bölgeyi terk etmek zorunda kaldı.

Uluslararası arabulucuların katılımıyla yürütülen müzakereler sonucunda 13 Ağustos 2001’de Ohri Çerçeve Anlaşması imzalandı. Anlaşma, silahlı çatışmaların sona erdirilmesinin yanı sıra ülkenin etnik topluluklar arasındaki ilişkilerini yeniden düzenleyen kapsamlı reformların da önünü açtı.

Ohri

DİL VE TEMSİL HAKLARINDA YENİ DÖNEM BAŞLADI

Ohri Çerçeve Anlaşması’nın en önemli unsurlarından biri, ülkedeki toplulukların kamu hayatındaki temsilinin güçlendirilmesi oldu. Kamu kurumlarında “adil ve hakkaniyetli temsil” ilkesi benimsenirken, yerel yönetimlere daha fazla yetki verilmesi ve toplulukların kendi kültürel kimliklerini koruyabilmelerine yönelik düzenlemeler getirildi.

Anlaşmada, ülke nüfusunun en az yüzde 20’si tarafından konuşulan bir dilin Makedoncanın yanında resmi olarak kullanılabilmesine yönelik hüküm de yer aldı. Yerel düzeyde ise bir belediyede nüfusun en az yüzde 20’sinin konuştuğu dilin resmi kullanımına imkan tanındı.

Bu düzenlemeler başta Arnavutça olmak üzere farklı toplulukların dil hakları açısından önemli değişikliklere yol açtı. Türk nüfusunun yoğunlaştığı bazı belediyelerde de Türkçe resmi kullanım hakkına sahip oldu.

TÜRKLER ÜLKENİN ÜÇÜNCÜ BÜYÜK TOPLULUĞU

Kuzey Makedonya’nın 2021 nüfus sayımına göre ülkede 1 milyon 836 bin 713 kişi ikamet ediyor. Nüfusun yüzde 58,44’ünü Makedonlar, yüzde 24,30’unu Arnavutlar, yüzde 3,86’sını ise Türkler oluşturuyor. Böylece Türkler, ülkedeki üçüncü büyük etnik topluluk konumunda bulunuyor.

Aynı verilere göre Romanların nüfus içindeki oranı yüzde 2,53, Sırpların ise yüzde 1,30 seviyesinde. Türk toplumu özellikle Üsküp, Gostivar, Kalkandelen, Plasnitsa, Merkez Jupa, Radoviş ve çevresindeki bölgelerde varlığını sürdürüyor.

TÜRK TOPLUMUNDAN DAHA FAZLA TEMSİL TALEBİ

Ohri Çerçeve Anlaşması’nın üzerinden geçen yıllara rağmen Kuzey Makedonya’daki Türk toplumunun bazı temsilcileri, anlaşmanın sağladığı “adil temsil” ilkesinden nüfuslarıyla orantılı biçimde yararlanamadıklarını savunuyor. Özellikle kamu kurumları, bürokrasi ve yerel yönetimlerde Türklerin daha güçlü şekilde temsil edilmesi talep ediliyor.

Türk toplumunda anlaşmanın yalnızca ülkedeki iki büyük etnik topluluk arasındaki ilişkileri düzenleyen bir yapı olarak görülmemesi gerektiği yönünde görüşler de bulunuyor. Daha küçük toplulukların da siyasi, kültürel ve idari karar mekanizmalarında daha görünür hale gelmesi gerektiği ifade ediliyor.

25 YIL SONRA ANLAŞMANIN GELECEĞİ TARTIŞILIYOR

Ohri Çerçeve Anlaşması, aradan geçen 25 yılda Kuzey Makedonya’nın siyasi ve kurumsal yapısının şekillenmesinde belirleyici rol oynadı. Dil haklarından yerelleşmeye, kamu kurumlarında temsilden toplulukların karar süreçlerine katılımına kadar birçok alanda önemli değişikliklerin temelini oluşturdu.

Ancak anlaşmanın 25. yılında yapılan değerlendirmelerde, uygulamadaki eksiklikler ve farklı toplulukların sisteme ne ölçüde dahil edilebildiği de yeniden tartışılıyor. Türk toplumu açısından ise gündemin önemli başlıklarından biri, anlaşmanın daha kapsayıcı bir anlayışla uygulanması ve ülkenin üçüncü büyük topluluğunun kamu hayatında nüfusuyla daha uyumlu biçimde temsil edilmesi olmaya devam ediyor.

Kaynak: İHA