Sürekli güçlü, kontrollü ve etkilenmiyormuş gibi görünmeye çalışan kişilerin bu tutumu her zaman gerçek bir dayanıklılığın göstergesi olmayabilir. Psikolog Sami Erdoğan, Türkinform Muhabiri Almila Kerküklü’ye verdiği özel röportajda, güçlü görünme çabasının bazı kişilerde geçmiş deneyimler, güvensizlik ve kırılganlıklarını gizleme ihtiyacıyla bağlantılı olabileceğini belirtti.
GÜÇLÜ GÖRÜNME ÇABASININ ARDINDA KIRILGANLIK OLABİLİR
İnsan psikolojisinde ilk bakışta birbiriyle bağlantısız gibi görünen duygu ve davranışların aslında belirli bir sebep-sonuç ilişkisi içerisinde ortaya çıkabileceğini belirten Erdoğan, sürekli güçlü görünmeye çalışmanın da bu durumlardan biri olduğunu söyledi.
Erdoğan’a göre kişi, kendisini yeterince güçlü hissetmediği bir konuda tam tersine daha güçlü, dayanıklı ve kontrol sahibi bir görüntü sergileyerek kırılgan taraflarını çevresinden saklamaya çalışabiliyor. Bu durumda güçlü görünmek, kişinin kendisini korumak için geliştirdiği bir davranış biçimine dönüşebiliyor.
Söz konusu mekanizmanın her zaman bilinçli biçimde ortaya çıkmadığını belirten Erdoğan, bazı kişilerin zayıf görünmemek için bilinçli olarak böyle bir tutum benimseyebildiğini, bazı bireylerin ise bu davranışın nedenini kendilerinin de fark etmeyebildiğini ifade etti.
GEÇMİŞTE YAŞANAN DENEYİMLER ETKİLİ OLABİLİYOR
Güçlü görünme ihtiyacının kişinin çocukluk ve ergenlik dönemindeki deneyimleriyle bağlantılı olabileceğine dikkat çeken psikolog Sami Erdoğan, geçmişte horlanma, dışlanma veya benzeri olumsuz deneyimler yaşayan kişilerin ilerleyen dönemlerde kendilerini daha korumacı bir tutum içerisinde bulabileceğini söyledi.
Erdoğan, daha önce zarar gördüğü bir durumla yeniden karşılaşmak istemeyen bireyin çevresine yeterli ve güçlü olduğu mesajını vermeye çalışabileceğini belirtti. Kişinin bu davranışla adeta “Bana zarar veremezsiniz” şeklinde bir sınır oluşturmaya çalışabileceğini ifade etti.
Bu tutumun kişinin yalnızca çevresiyle ilişkisini değil, kendisiyle kurduğu ilişkiyi de etkileyebileceğini söyleyen Erdoğan, bireyin zaman zaman kendi kırılganlığını kabul etmekte zorlanabileceğini ve güçlü görünme çabasını kendisine karşı da sürdürebileceğini kaydetti.
KORUNMA DUVARI AŞILDIĞINDA KIRILGANLIK ORTAYA ÇIKABİLİR
Bazı bireylerin geçmiş deneyimlerinin ardından kendilerini korumak amacıyla çevreleriyle aralarına duygusal sınırlar koyabildiğini ifade eden Erdoğan, güçlü görünmenin de bu korunma biçiminin önemli bir parçası haline gelebileceğini belirtti.
Kişinin çevresine ördüğü bu “korunma duvarı” herhangi bir nedenle aşıldığında daha önce gizlenen hassasiyetlerin ortaya çıkabileceğini söyleyen Erdoğan, dışarıdan son derece dayanıklı görünen bir kişinin belirli konular karşısında beklenenden çok daha yoğun duygusal tepkiler verebileceğini ifade etti.
Erdoğan’a göre bu durum, kişinin güçsüz olduğu anlamına gelmekten çok, uzun süredir bastırdığı veya gizlediği duyguların görünür hale gelmesi şeklinde değerlendirilebilir.

BİR KİŞİNİN İYİ OLMADIĞI NASIL ANLAŞILABİLİR?
Bir kişinin yaşadığı sıkıntıları doğrudan ifade etmese bile bazı davranış değişikliklerinin ipucu verebileceğini belirten Erdoğan, bunların başında sosyal çevreden uzaklaşmanın geldiğini söyledi.
Kişinin daha önce bulunduğu ortamlardan geri çekilmesi, arkadaşlarıyla veya yakın çevresiyle iletişimini azaltması ve kendisini giderek yalnızlaştırmasının dikkat edilmesi gereken davranışlar arasında yer alabileceğini ifade etti.
Bunun yanı sıra artan kaygı düzeyi, sürekli savunmada olma hali ve iletişim tarzında belirgin değişiklikler görülmesinin de kişinin bazı duygularını saklamaya çalıştığını düşündürebileceğini belirtti.
MÜKEMMELİYETÇİLİK DE BİR İŞARET OLABİLİR
Erdoğan, kişinin her koşulda kusursuz, başarılı veya kontrol sahibi görünmeye çalışmasının da bazı durumlarda altında yatan kırılganlığı gizleme amacı taşıyabileceğini söyledi.
Özellikle hata yapmaya karşı aşırı hassasiyet gösterme, başarısız görünmekten kaçınma veya çevresine sürekli olarak “her şey yolunda” görüntüsü verme çabasının kişinin iç dünyasındaki farklı duyguları perdeleyebileceğini ifade etti.
Ancak mükemmeliyetçi eğilimlerin tek başına kişinin psikolojik olarak iyi olmadığı anlamına gelmediğinin altını çizen Erdoğan, bu tutumların sosyal geri çekilme, yoğun kaygı ve sürekli savunmacı davranışlarla birlikte görülmesi halinde daha dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
İLETİŞİMDEKİ DEĞİŞİMLER DE DİKKAT ÇEKEBİLİR
Kişinin duygularını gizleme çabasının iletişim biçimine de yansıyabileceğini belirten Erdoğan, bazı bireylerin yaşadıkları sorunlardan söz etmekten özellikle kaçınabileceğini söyledi.
Konu kendi duygularına geldiğinde konuşmayı değiştirmek, aşırı savunmacı davranmak veya yakın ilişkilerde mesafe oluşturmaya başlamak gibi tutumların tek başına kesin bir gösterge olmadığını ancak kişinin genel davranışlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
HER GÜÇLÜ GÖRÜNEN KİŞİ KIRILGAN DEĞİLDİR
Psikolog Sami Erdoğan, güçlü görünme davranışının tek başına psikolojik bir sorunun göstergesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Kişilik özellikleri, yaşam koşulları, geçmiş deneyimler ve içinde bulunulan sosyal çevrenin davranışların anlamını değiştirebileceğini belirtti.
Bu nedenle yalnızca dışarıdan sergilenen güçlü görüntü üzerinden kesin bir sonuca varılmasının doğru olmayacağını ifade eden Erdoğan, kişinin davranışlarının sürekliliğinin, sosyal ilişkilerindeki değişimlerin, kaygı düzeyinin ve duygularını ifade etme biçiminin birlikte değerlendirilmesinin daha sağlıklı olacağını söyledi.





