Hemen herkes hayatının farklı dönemlerinde kaygı ve endişe hissedebiliyor. İş görüşmesi öncesinde yaşanan heyecan, önemli bir sınav öncesindeki gerginlik ya da sağlıkla ilgili belirsizlikler karşısında hissedilen endişe, beynin doğal savunma mekanizmasının bir parçası olarak kabul ediliyor. Ancak uzmanlara göre bu duygu, kontrol edilemez hale geldiğinde ve kişinin günlük yaşamını etkilemeye başladığında artık sıradan bir endişeden değil, kaygı bozukluğundan söz edilebiliyor.

Peki kaygı bozukluğu ile normal endişe arasındaki fark nasıl anlaşılır? Psikolog Ece Bahat, Türkinform’dan Beyza Coşkun’a özel yaptığı açıklamada, “Kaygılanmak aslında hayatın doğal bir parçası. Hepimiz sınav öncesinde, önemli bir görüşme öncesinde ya da sevdiklerimiz için endişelenebiliriz. Burada belirleyici olan şey kaygının şiddeti ve hayatı ne kadar etkilediğidir. Eğer kişi ortada gerçek bir tehdit olmasa bile sürekli kötü bir şey olacakmış gibi hissediyor, bu düşünceleri kontrol edemiyor ve günlük yaşamı bundan etkileniyorsa artık normal endişeden ziyade bir kaygı bozukluğundan söz edebiliriz” açıklamasında bulundu.

BU BELİRTİLER VARSA DİKKAT!

Kaygı bozukluğu yaşayan kişilerde yalnızca zihinsel değil, fiziksel belirtiler de görülebiliyor. En sık karşılaşılan belirtiler arasında şunlar yer alıyor:

Güllü nasıl öldü? Güllü'yü kim öldürdü? Güllü'nün kızı müebbet alacak mı?
Güllü nasıl öldü? Güllü'yü kim öldürdü? Güllü'nün kızı müebbet alacak mı?
İçeriği Görüntüle
  • Sürekli huzursuzluk ve gerginlik hissi
  • Kontrol edilemeyen yoğun endişe
  • Kalp çarpıntısı
  • Nefes almakta zorlanma
  • Terleme ve titreme
  • Kaslarda gerginlik
  • Mide ve bağırsak şikâyetleri
  • Uykuya dalmakta güçlük veya sık uyanma
  • Dikkat ve odaklanma sorunları
  • Sürekli en kötü senaryoyu düşünme

Bu belirtilerin haftalar boyunca devam etmesi ve günlük yaşamı etkilemesi durumunda uzman değerlendirmesi öneriliyor.

GÜNLÜK HAYATI ETKİLİYORSA ALARM ZİLLERİ ÇALIYOR

Kaygı bozukluğunu normal stresten ayıran en önemli kriterlerden biri de yaşam üzerindeki etkisi. Kişi işe gitmekte zorlanıyorsa, sosyal ortamlardan kaçınıyorsa, sürekli kötü haber bekliyorsa veya sıradan günlük işleri bile endişe nedeniyle yapamaz hale geldiyse profesyonel destek alınması gerekiyor. Uzmanlar, "Kaygı artık hayatınızı yönetmeye başladıysa yardım istemek için beklemeyin" uyarısında bulunuyor.

HER STRES KAYGI BOZUKLUĞU MU?

Yoğun çalışma temposu, ekonomik sorunlar veya yaşamın getirdiği zorluklar nedeniyle zaman zaman stres yaşamak son derece normal kabul ediliyor. Kaygı bozukluğunda ise endişe, gerçek durumla orantısız şekilde büyüyor ve kişi rahatlamakta güçlük çekiyor. Çevresindekilerin "Takma kafana" demesi çoğu zaman bu duyguyu ortadan kaldırmaya yetmiyor.

TEDAVİ EDİLEBİLEN BİR RAHATSIZLIK

Ruh sağlığı uzmanları, kaygı bozukluğunun tedavi edilebilir psikolojik rahatsızlıklar arasında yer aldığını vurguluyor. Psikoterapi, gerektiğinde ilaç tedavisi, düzenli egzersiz, kaliteli uyku, nefes egzersizleri ve stres yönetimi teknikleri belirtilerin kontrol altına alınmasına yardımcı olabiliyor. Erken dönemde destek alınmasının tedavi sürecini kolaylaştırdığı belirtiliyor. Uzmanlar, kaygı bozukluğunun "kişilik zayıflığı" ya da "abartı" olmadığını, tedavi edilebilen bir sağlık sorunu olduğunu hatırlatarak belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor.

Muhabir: Beyza Coskun