Meme kanseri tanısı alan bir yakının bulunması, pek çok kişide “Ben de risk altında mıyım?” sorusunu beraberinde getiriyor. Özellikle BRCA genleriyle ilgili testler de bu noktada en fazla merak edilen konular arasında yer alıyor.

Dr. Burak Çontu, aile öyküsünün değerlendirilmesinde yalnızca ailede meme kanseri bulunmasının değil, kaç kişinin etkilendiğinin ve hastalığın hangi yaşta ortaya çıktığının da önem taşıdığını belirtti.

BİRDEN FAZLA AKRABADA MEME KANSERİ VARSA DİKKAT

Çontu, ailede iki veya daha fazla akrabada meme kanseri bulunmasının kişinin riskini artıran faktörler arasında yer aldığını söyledi.

Fatih Terim sigarayı nasıl bıraktığını anlattı!
Fatih Terim sigarayı nasıl bıraktığını anlattı!
İçeriği Görüntüle

Özellikle meme kanserinin genç yaşta ortaya çıktığı bir aile öyküsünün daha dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çontu, böyle bir durumda rutin tarama yaşını beklemeden hekime başvurulmasının uygun olabileceğini ifade etti.

40 YAŞINI BEKLEMEK HERKES İÇİN DOĞRU OLMAYABİLİR

Genel toplum için meme kanseri taramasında 40 yaşın önemli bir eşik olduğunu belirten Çontu, güçlü aile öyküsü bulunan kişilerde ise kontrollerin daha erken planlanabileceğini söyledi.

Birden fazla yakın akrabada meme kanseri görülmesi veya özellikle erken yaşta tanı alan bir akrabanın bulunması halinde kişinin kendi risk durumunun hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

BRCA TESTİ HERKESE YAPILAN BİR TEST DEĞİL

BRCA testlerinin belirli risk özellikleri bulunan kişilerde gündeme geldiğini belirten Çontu, özellikle 50 yaşından önce meme kanseri tanısı alanlar, her iki memede meme kanseri saptananlar ve erkek meme kanseri hastalarının genetik değerlendirme açısından önemli gruplar arasında bulunduğunu söyledi.

Meme kanseri ile yumurtalık kanserinin birlikte görüldüğü durumlarda da BRCA testi açısından değerlendirme yapılabileceğini belirtti.

AİLE ÖYKÜSÜ TEK BAŞINA YÜZDEYLE AÇIKLANAMIYOR

Ailede meme kanseri bulunmasının riski artırabileceğini belirten Çontu, ancak yalnızca bu bilgiden hareketle herkes için geçerli tek bir risk yüzdesi vermenin mümkün olmadığını ifade etti.

Akrabalık derecesi, kanser görülen kişi sayısı ve tanı yaşı gibi ayrıntılar risk değerlendirmesini değiştiriyor.

Bu nedenle Çontu, belirgin aile öyküsü bulunan kişilerin kendi başlarına sonuç çıkarmak yerine hekim değerlendirmesiyle ilerlemesinin önemine dikkat çekiyor.

GENETİK RİSK VARSA TARAMA PLANI DA DEĞİŞEBİLİR

Aile öyküsü veya genetik risk faktörleri yalnızca test kararını değil, kişinin takip planını da etkileyebiliyor.

Çontu, özellikle meme kanserinin erken yaşta görüldüğü ailelerde standart kontrol yaşını beklemek yerine kişiye özel bir izlem planı oluşturulabileceğini belirtti.

Muhabir: SUDE COŞGUN