Çocukların yürümeye başladığı dönemde parmak ucunda hareket etmesi, ailelerin sık karşılaştığı durumlardan biri. Bu yürüyüş biçimi bazı çocuklarda gelişim sürecinin geçici bir parçası olabilirken uzun süre devam etmesi hâlinde ayrıntılı değerlendirme gerekebiliyor.
Fizyoterapist Sena Bostanoğlu, Türkinform muhabiri Almila Kerküklü’ye verdiği özel röportajda, parmak ucu yürüyüşünün yalnızca bir alışkanlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Bu durumun kas ve eklem yapısının yanı sıra çocuğun dokunma ve bedenini algılama biçimiyle de ilişkili olabileceğini söyledi.
HANGİ YAŞA KADAR NORMAL KABUL EDİLEBİLİR?
Parmak ucu yürüme, çocuğun yürürken topuklarını yere değdirmeden ağırlığını ayak parmaklarının üzerine vermesi olarak tanımlanıyor. Bostanoğlu, 12-24 ay arasındaki çocukların denge arayışı ve hareketleri keşfetme sürecinde zaman zaman parmak ucunda yürümesinin gelişimsel olarak doğal karşılanabileceğini ifade etti.
Ancak iki yaşından sonra devam eden, ısrarcı hâle gelen ve çocuğun günlük yürüyüşünün büyük bölümünü oluşturan parmak ucu basışı için değerlendirme yapılması önem taşıyor. Yürüyüşün ne sıklıkla görüldüğü, çocuğun istendiğinde topuğunu yere koyup koyamadığı ve denge sorunu yaşayıp yaşamadığı da dikkate alınması gereken noktalar arasında bulunuyor.

AŞİL TENDONU VE BALDIR KASLARI ETKİLENEBİLİYOR
Parmak ucu yürüyüşünün fizyolojik nedenleri arasında Aşil tendonundaki kısalık ve baldır kaslarındaki gerginlik öne çıkıyor. Çocuğun uzun süre parmak ucunda yürümesi, bu yapıların zamanla daha fazla kısalmasına neden olarak yürüyüş biçiminin devam ettiği bir döngü oluşturabiliyor.
Bostanoğlu, ayak bileği hareketindeki kısıtlılığın ve bacak kasları arasındaki kuvvet dengesizliğinin de çocuğun topuğunu yere koymasını zorlaştırabileceğini belirtti. Bu nedenle yalnızca çocuğun nasıl yürüdüğüne değil, ayak bileğinin hareket açıklığına ve kasların durumuna da bakılması gerekiyor.
SORUN YALNIZCA KASLARLA İLGİLİ OLMAYABİLİR
Parmak ucu yürüyüşünün duyusal sistemle de bağlantılı olabileceğini vurgulayan Bostanoğlu, iki temel neden üzerinde durdu. Bunlardan ilki, çocuğun ayak tabanının yere, halıya veya çoraba temasından rahatsızlık duyması olarak açıklanan dokunsal hassasiyet.
İkinci neden ise çocuğun bedenini daha güçlü biçimde hissetme ihtiyacı olarak tanımlanan derin duyu arayışı. Çocuk parmak ucuna kalktığında kaslarını daha fazla kasarak eklem ve kaslarından beynine daha yoğun bir duyusal uyarı gönderebiliyor. Bostanoğlu, bu davranışın çocuğun bedenini algılama çabasının bir parçası olabileceğini ifade etti.
BU BELİRTİLER VARSA UZMANA BAŞVURULMALI
Çocuğun istendiğinde topuğunu rahatlıkla yere koyabilmesi, düz zeminde normal biçimde yürüyebilmesi ve parmak ucu yürüyüşünün yalnızca heyecanlandığı veya yorulduğu anlarda ortaya çıkması, durumun alışkanlığa bağlı olabileceğini düşündürebiliyor. Ancak kesin değerlendirme için çocuğun genel gelişiminin de dikkate alınması gerekiyor.
Bostanoğlu, çocuğun çıplak ayakla dururken bile topuğunu yere değdirememesi, sık sık takılıp düşmesi, yürürken dengesini kaybetmesi veya bacak kaslarında belirgin sertlik hissedilmesi durumunda pediatrik fizyoterapi değerlendirmesine başvurulması gerektiğini söyledi.

ERTELENİRSE YÜRÜYÜŞ DÜZENİNİ ETKİLEYEBİLİR
Uzun süre devam eden parmak ucu yürüyüşü, zaman içinde Aşil tendonundaki kısalığın kalıcı hâle gelmesine ve ayak yapısının etkilenmesine yol açabiliyor. Yükün ayak, diz ve kalçaya farklı biçimde aktarılması, vücudun diğer bölgelerinde de çeşitli sorunların ortaya çıkmasına neden olabiliyor.
Bostanoğlu, erken dönemde müdahale edilmeyen durumlarda duruş bozuklukları, çabuk yorulma, bel ve bacak ağrıları ile içe basma gibi ikincil problemlerin gelişebileceğine dikkat çekti. Bu nedenle “Büyüyünce geçer” düşüncesiyle uzun süre beklemek yerine yürüyüşün düzenli olarak takip edilmesinin önem taşıdığını belirtti.
TEDAVİ ÇOCUĞUN İHTİYACINA GÖRE PLANLANIYOR
Pediatrik fizyoterapi değerlendirmesinde çocuğun kas ve eklem yapısının yanı sıra duyusal tepkileri de inceleniyor. Sorunun kaynağına göre Aşil tendonu ve baldır kaslarına yönelik germe egzersizleri, eklem hareketini destekleyen uygulamalar ve kinezyolojik bantlama yöntemleri kullanılabiliyor.
Duyusal hassasiyet söz konusu olduğunda ise kum, çim, çakıl veya farklı yüzeylerle temas içeren çalışmalar planlanabiliyor. İhtiyaç hâlinde özel tabanlık ya da ayak ve ayak bileğini destekleyen ortezlerden yararlanılabileceğini belirten Bostanoğlu, uygulanacak programın her çocuğun değerlendirme sonucuna göre kişiye özel hazırlanması gerektiğini vurguladı.
EVDE YAPILABİLECEK OYUNLARLA TOPUK TEMASI DESTEKLENEBİLİR
Aileler, uzman tarafından uygun görülmesi hâlinde günlük oyunları topuk temasını teşvik edecek şekilde düzenleyebilir. Topuklar üzerinde “penguen yürüyüşü” yapmak, yokuş yukarı yürümek, yastıklardan hazırlanan bir parkurda ilerlemek ve topukları kaldırmadan çömelerek yerden oyuncak toplamak bu oyunlar arasında yer alıyor.
Farklı yüzeylere çıplak ayakla temas etmek de dokunsal toleransın desteklenmesine yardımcı olabiliyor. Ancak Bostanoğlu, evde yapılan çalışmaların profesyonel değerlendirmenin yerine geçmediğini belirterek, özellikle sürekli ve fiziksel kısıtlılıkla birlikte görülen parmak ucu yürüyüşünde erken destek alınmasının ileride oluşabilecek sorunların önlenmesi açısından önemli olduğunu ifade etti.





