Londra Ekonomi Üniversitesi'nin (UCL), çocuk yardım kuruluşu NSPCC desteğiyle yürüttüğü ve yaklaşık 19 bin çocuğu kapsayan araştırma, fiziksel cezanın çocuklar üzerindeki etkilerine ilişkin çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Araştırmaya göre, küçük yaşta tokat, vurma ve sarsma gibi fiziksel cezalara maruz kalan çocukların ortaöğretim bitirme sınavlarında başarısız olma oranı yüzde 48'e kadar çıktı.
![]()
Araştırmanın bulgularını TÜRKINFORM Muhabiri Sema Ersoy'a değerlendiren Psikolog Ece Erkan, fiziksel cezanın çocukların dikkat, hafıza ve öğrenme süreçlerini olumsuz etkilediğini belirterek, "Çocuklar en çok korktukları yetişkinlerden değil, kendilerini güvende hissettikleri yetişkinlerden öğrenirler" dedi.
ŞİDDETİN FATURASI ARAŞTIRMAYLA ORTAYA ÇIKTI
Çalışmada ayrıca, fiziksel şiddet gören çocukların 14 yaşına geldiklerinde akranlarına yönelik saldırgan davranışlar sergileme olasılığının yüzde 35 daha fazla olduğu belirlendi. Araştırmanın ardından Cumhuriyet'in sorularını yanıtlayan Psikolog Ece Erkan, fiziksel şiddetin çocuğun zihinsel gelişiminden sosyal hayatına kadar uzanan geniş bir etki alanı olduğunu anlattı.
"BEYİN ÖĞRENMEYE DEĞİL, HAYATTA KALMAYA ODAKLANIYOR"
Erkan, fiziksel şiddetin akademik başarı üzerindeki etkilerini değerlendirirken şunları söyledi:
"Fiziksel şiddet yaşayan çocukların zihinsel kaynaklarının önemli bir kısmı öğrenmeye değil, güvenliklerini sağlamaya yönelir. Beyin sürekli 'Tehlike var mı?' diye çevreyi taradığı için dikkat süresi azalabilir ve derse odaklanmak zorlaşabilir."
Kronik stresin beyin üzerindeki etkilerine de değinen Erkan, "Çocuk bilgiyi almakta, depolamakta ve gerektiğinde hatırlamakta güçlük yaşayabilir. Bu durum zekâ eksikliğinden değil, stres altında çalışan bir sinir sisteminden kaynaklanır" dedi.
Erkan, fiziksel şiddetin çocuğun kendisiyle ilgili algısını da olumsuz etkilediğini belirterek şöyle devam etti:
"Bir diğer önemli nokta da motivasyondur. Şiddete maruz kalan çocuklar sık sık 'Nasıl olsa yapamam', 'Yeterince iyi değilim' gibi inançlar geliştirebilir. Bu da akademik performansı dolaylı olarak düşürür."

SALDIRGANLIK ÖĞRENİLİYOR MU, TRAVMA MI TETİKLİYOR?
Araştırmanın ortaya koyduğu saldırganlık riskine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erkan, bu durumun tek bir nedene bağlanamayacağını belirterek şu değerlendirmede bulundu:
"Aslında çoğu zaman her ikisi de rol oynar. Bir yandan çocuk, sorun çözme yöntemi olarak şiddeti model alabilir. Kendisinden güçlü bir yetişkinin öfkelendiğinde vurduğunu gören çocuk, zamanla çatışmaları güç kullanarak çözmenin normal olduğunu öğrenebilir."
Travmanın çocukların duygu düzenleme becerilerini de etkilediğini belirten Psikolog Ece Erkan, saldırgan davranışların ortaya çıkışında bu durumun önemli rol oynayabildiğini ifade ederek şunları kaydetti:
"Şiddete maruz kalan çocuklar tehdit algısına karşı daha hassas hale gelebilir. Bu nedenle sıradan bir eleştiriyi veya anlaşmazlığı bile saldırı gibi algılayıp daha hızlı öfkelenebilirler. Dolayısıyla saldırganlık bazen öğrenilmiş bir davranış, bazen de travmanın yarattığı aşırı alarm durumunun bir sonucu olarak ortaya çıkar; çoğu vakada ise bu iki mekanizma birlikte çalışır."
![]()
ÖZGÜVENDEN MESLEK HAYATINA KADAR ETKİLİ OLUYOR
Fiziksel şiddetin etkilerinin yalnızca okul yıllarıyla sınırlı kalmadığını belirten Erkan, uzun vadeli sonuçlara ilişkin, "Uzun vadede en sık gördüğümüz etkilerden biri benlik algısında ortaya çıkar. Çocuk, kendisine değer verilmeyen veya ancak korkutularak kontrol edilebilen biri olduğu mesajını alabilir. Bu da özgüven sorunlarına zemin hazırlayabilir" dedi.
Sosyal ilişkilerde de farklı sonuçların ortaya çıkabildiğini ve meslek hayatında da benzer etkilerin görülebildiğini ifade eden Erkan, şöyle konuştu:
"Bazı bireyler insanlara güvenmekte zorlanır, yakın ilişkilerden kaçınır. Bazıları ise onay alma ihtiyacı nedeniyle sınır koymakta zorlanabilir. Özellikle hata yapma korkusu, otorite figürlerine karşı aşırı kaygı, eleştiriyi kişisel tehdit olarak algılama veya mükemmeliyetçilik gibi örüntüler kişinin performansını ve iş doyumunu etkileyebilir."
Ancak bu sonuçların kaçınılmaz olmadığını da vurgulayan Erkan, koruyucu faktörlerin önemine dikkat çekti:
"Koruyucu ilişkiler, psikolojik destek, güvenli sosyal çevre ve bireysel dayanıklılık faktörleri olumsuz etkileri önemli ölçüde azaltabilir."
"GÜÇLÜ OLAN HAKLIDIR" MESAJI VERİYOR
Toplumda hala "terbiye amaçlı disiplin" olarak görülen fiziksel müdahalelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erkan, korku ile disiplin arasındaki farka dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
"Korku, kısa vadede itaat sağlayabilir; ancak uzun vadede özdenetim öğretmez. Bir çocuk vurulmaktan korktuğu için davranışını durdurabilir. Fakat neden yanlış yaptığını, duygusunu nasıl yöneteceğini veya problemi nasıl çözeceğini öğrenmiş olmaz."
Erkan, disiplin ile cezanın birbirine karıştırılmaması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:
"Bu nedenle disiplin ile ceza aynı şey değildir. Etkili disiplin; sınır koymayı, tutarlılığı, duyguları düzenlemeyi öğretmeyi ve davranışın sonuçlarını açıklamayı içerir. Fiziksel şiddet ise çocuğa çoğu zaman şu mesajı verir: 'Güçlü olan haklıdır.'"

Psikolog Ece Erkan, çocuk gelişiminde asıl hedefin korku değil güven duygusu olduğunu vurgulayarak sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
"Çocuk gelişimi açısından en sağlıklı yaklaşım, davranışı düzeltirken çocuğun onurunu ve güven duygusunu koruyabilmektir. Çünkü çocuklar en çok korktukları yetişkinlerden değil, kendilerini güvende hissettikleri yetişkinlerden öğrenirler."




