Çocuklara sosyal medya yasağı tartışılırken, yaş sınırının tek başına yeterli olup olmadığı gündeme geldi. TÜKONFED Eğitim Uzmanı ve İŞKADER Eğitim Komisyonu Başkanı Pınar Teyin, Türkinform muhabiri Almila Kerküklü’ye yaptığı özel açıklamada, dijital dünyanın çocukların gelişimine etkilerini ve ailelerin dikkat etmesi gereken riskleri değerlendirdi. Teyin, yasakların dijital eğitimle desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

SOSYAL MEDYAYA YAŞ SINIRI KOYMAK YETERLİ Mİ?

Çocuklara yönelik sosyal medya yasağı tartışmalarının önemli olduğunu belirten Pınar Teyin, meselenin yalnızca erişimin kısıtlanması üzerinden ele alınmaması gerektiğini vurguladı. Çocukların artık yalnızca ne öğrendiğinin değil, hangi dijital ortamda büyüdüğünün ve bu ortamdan nasıl etkilendiğinin de sorgulanması gerektiğine dikkat çekti.

Yaş sınırının çocukları gelişimlerine uygun olmayan içeriklerden korumak açısından önemli bir araç olduğunu ifade eden Teyin'e göre asıl mesele, çocuklara dijital dünyada karşılaşabilecekleri risklerle nasıl başa çıkacaklarını öğretmek. Çünkü sosyal medyaya erişimin sınırlandırılması, çocuğun yanlış bilgiyi ayırt etmeyi, kişisel verilerini korumayı veya siber zorbalığa karşı nasıl davranacağını öğrenmesini tek başına sağlamıyor.

“Yaş sınırı bir koruma mekanizmasıdır. Ancak yasak koymak, çocuğa dijital dünyada nasıl davranacağını öğretmez.”

Bu nedenle sosyal medya düzenlemelerinin dijital okuryazarlık, öz denetim ve aile eğitimiyle desteklenmesi gerektiğini savunan Teyin, çocukları yalnızca korumanın değil, bilinçli bireyler olarak yetiştirmenin de hedeflenmesi gerektiğini söyledi.

Çocuklara Sosyal Medya Yasağı Çözüm Mü Eğitim Uzmanından Dikkat Çeken Uyarı 2

BEĞENİLER VE TAKİPÇİLER ÇOCUKLARI NASIL ETKİLİYOR?

Çocukluk ve ergenlik dönemi, karar verme, öz denetim ve dürtü kontrolü gibi becerilerin geliştiği önemli bir süreç. Özellikle ergenlikte sosyal onay ve anlık ödüllere duyarlılığın artması, sosyal medyadaki beğeni, takipçi ve yorumların çocuklar üzerindeki etkisini daha önemli hale getiriyor.

Sürekli yeni içeriklerle karşılaşmak ve başkalarının onayını kazanma isteği, çocukların dijital alışkanlıklarını şekillendirebiliyor. Ancak her çocuk sosyal medyadan aynı ölçüde etkilenmiyor.

TÜKONFED Eğitim Uzmanı Pınar Teyin'e göre çocuğun gelişim düzeyi, psikolojik özellikleri, sosyal çevresi ve karşılaştığı içerikler bu noktada belirleyici.

Amerikan Psikoloji Birliğinin (APA) ergenlerde sosyal medya kullanımına ilişkin bilimsel değerlendirmesi de bu görüşü destekliyor. Sosyal medyanın çocuklar üzerindeki etkisini anlamak için yalnızca ekran başında geçirilen süreye bakmak yeterli değil. Çocuğun hangi içerikleri tükettiği, bu içeriklerle nasıl etkileşim kurduğu ve dijital alışkanlıklarının günlük yaşamına nasıl yansıdığı da dikkate alınmalı.

DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜNÜN VERİLERİ DİKKAT ÇEKİYOR

Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) 2024 yılında yayımladığı araştırma, ergenlerin sosyal medya alışkanlıklarındaki değişimi ortaya koydu. 44 ülke ve bölgede yaklaşık 280 bin ergenin katıldığı araştırmaya göre sorunlu sosyal medya kullanımı, 2018'de yüzde 7 iken 2022'de yüzde 11'e yükseldi.

Araştırmadaki sorunlu kullanım kavramı, yalnızca sosyal medyada uzun süre vakit geçirmeyi ifade etmiyor. Kullanımı kontrol etmekte zorlanmak ve bu davranış nedeniyle günlük yaşamda olumsuz sonuçlarla karşılaşmak da değerlendirmeye dâhil ediliyor.

Pınar Teyin, bu verilerin çocukların dijital alışkanlıklarının yalnızca süre üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini gösterdiğine dikkat çekti. Sosyal medya kullanımının eğitim, uyku, sosyal ilişkiler ve günlük sorumluluklarla kurduğu denge, üzerinde durulması gereken konular arasında yer alıyor.

UNICEF'in 2025 yılında yayımladığı Dijital Dünyada Çocukluk araştırması da çocukların dijital beceriler kazanmasının önemine işaret ediyor. Araştırma, dijital ortamların yalnızca risk barındırmadığını, uygun koşullarda öğrenme ve beceri geliştirme fırsatları da sunduğunu ortaya koyuyor.

ÇOCUKLARA BU ÜÇ BECERİ MUTLAKA KAZANDIRILMALI

Sosyal medya kullanımında yaş sınırının eğitimle desteklenmesi gerektiğini savunan Teyin, dijital okuryazarlık, öz denetim ve aile-okul iş birliğini üç temel başlık olarak öne çıkardı.

Dijital okuryazarlık sayesinde çocukların karşılaştıkları bilgilerin doğruluğunu sorgulamayı, gerçek ile kurguyu ayırt etmeyi ve algoritmaların hangi içerikleri neden önerdiğini anlamayı öğrenmesi hedefleniyor. Yanlış bilgi, dijital manipülasyon, kişisel verilerin korunması ve siber zorbalık gibi konuların da eğitimin önemli parçaları olması gerekiyor.

İkinci aşamada çocuğun kendi ekran kullanımını yönetebilmesi önem kazanıyor. Teyin'e göre çocuk yalnızca ailesi telefonunu elinden aldığı için değil, kendi ihtiyaçlarıyla istekleri arasındaki farkı anlayabildiği için dijital dünyada sınır koyabilmeli.

Bu becerilerin kazandırılması için ailelerin ve okulların birlikte hareket etmesi gerektiğini vurgulayan eğitim uzmanı, dijital güvenliğin yalnızca teknoloji derslerinde değil, rehberlik çalışmalarında ve aile eğitimlerinde de ele alınması gerektiğini savundu.

“Yasak bazen korur, eğitim ise güçlendirir.”

Çocuklara Sosyal Medya Yasağı Çözüm Mü Eğitim Uzmanından Dikkat Çeken Uyarı

EBEVEYNLERE UYARI: ÇOCUĞA EKRANI BIRAK DEMEK YETMİYOR!

Çocukların dijital alışkanlıklarında ailelerin davranışları da önemli rol oynuyor. Pınar Teyin, ebeveynlerin çocuklarına ekran kullanımını sınırlandırmalarını söylerken kendi alışkanlıklarını da gözden geçirmeleri gerektiğine dikkat çekti.

Sürekli telefon kullanan bir ebeveynin çocuğundan ekranı bırakmasını istemesi, verilen mesajın etkisini zayıflatabiliyor. Bu nedenle dijital sınırların yalnızca çocuklara yönelik kurallardan oluşmaması, aile içinde ortak alışkanlıklarla desteklenmesi gerekiyor.

KYK burs sonuçları açıklandı! Öğrenciler için 11 Kasım uyarısı geldi
KYK burs sonuçları açıklandı! Öğrenciler için 11 Kasım uyarısı geldi
İçeriği Görüntüle

Sosyal medya kullanımını azaltmanın bir diğer yolu ise çocukların günlük yaşamlarını farklı etkinliklerle zenginleştirmek. Spor, sanat, kitap, oyun, doğa aktiviteleri, arkadaşlık ilişkileri ve aile içi iletişim; çocukların sosyal ve duygusal gelişimini destekleyen önemli alanlar arasında bulunuyor.

Teyin, çocukların yalnızca yasaklarla değil, gerçek yaşamda edindikleri deneyimlerle de güçlendirilmesi gerektiğini şu sözlerle anlattı:

“Çocukları dijital dünyanın dışında tutmaya çalışmak yerine, dijital dünyanın içinde kendisini koruyabilecek donanıma sahip bireyler olarak yetiştirmeliyiz.”

Sosyal medya yasağına ilişkin tartışmaların yalnızca yaş sınırı üzerinden yürütülmemesi gerektiğini vurgulayan Teyin, gelecekte teknolojiyi kullanmayı bilmek kadar, ne zaman ve nasıl kullanmamayı bilmenin de önemli bir eğitim kazanımı olacağını ifade etti.

Muhabir: Almila İrem Kerküklü