Çocukların günlük yaşamında ekranların daha fazla yer alması, oyun ve hikâye alışkanlıklarını da etkiliyor. Psikolog Fatmanur Serim, ekran kullanımında tamamen yasaklayıcı bir yaklaşım yerine yaşa uygunluk, süre ve içerik niteliğinin dikkate alınması gerektiğini söyledi.
EKRANIN YERİNİ AKTİF OYUN ALMAMALI
Serim, ekranın çocukların hayatının tamamen dışında tutulması gereken bir unsur gibi düşünülmemesi gerektiğini belirtti. Ancak ekranın günlük yaşamda çok fazla yer kaplamasının, çocuğun aktif olarak düşündüğü, ürettiği ve iletişim kurduğu oyunların önüne geçebileceğine dikkat çekti.

Özellikle hikâye ve oyun sırasında çocuğun aktif bir katılımcı olduğunu ifade eden Serim, çocuğun kendi cümlesini kurduğunu, rol yaptığını, beklediğini, karşısındakini dinlediğini ve oyunun gidişatını değiştirebildiğini söyledi.
Ekranda ise çoğu zaman içeriğin çocuğa hazır olarak sunulduğunu belirten Serim, bu nedenle günlük yaşamda ekranın yanında farklı etkinliklere de alan açılması gerektiğini vurguladı.
EKRANI TAMAMEN KALDIRMAK YERİNE DENGE KURULMALI
Psikolog Fatmanur Serim, ebeveynlere “ekranı tamamen kaldırın” demek yerine, günlük yaşamda ekranın yanında serbest oyun, kitap okuma, sohbet ve birlikte geçirilen kaliteli zaman için de alan oluşturmalarını önerdi.
Serim'e göre burada dikkat edilmesi gereken temel noktalar çocuğun yaşı, ekran başında geçirilen süre ve izlenen ya da kullanılan içeriğin niteliği.
ÇOCUĞUN DİKKATİNİ ZORLAMAYIN
Çocukların dikkatini hikâye veya oyunda uzun süre tutmaya çalışmanın da doğru bir yaklaşım olmadığını belirten Serim, özellikle küçük yaşlarda birkaç dakikalık aktif katılımın bile değerli olduğunu söyledi.
Hikâye anlatırken ses tonunu değiştirmek, mimikleri kullanmak ve çocuğa sorular sormak gibi yöntemlerin çocuğun ilgisini artırabileceğini belirten Serim, çocuğun hikâyeye dahil edilmesinin önemine dikkat çekti.
Serim, çocukların ilgisini takip etmenin, onların dikkatini zorla bir noktada tutmaya çalışmaktan daha önemli olduğunu ifade etti.
OYUN İÇİN PAHALI OYUNCAKLARA GEREK YOK
Evde oyun kurmak için çok sayıda oyuncağa veya özel materyale ihtiyaç olmadığını belirten Serim, günlük hayatta bulunan basit eşyaların da oyuna dönüştürülebileceğini söyledi.
Bir çorabın kuklaya, bir kutunun eve, birkaç yastığın ise mağaraya dönüştürülebileceğini belirten Serim, ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte hikâye oluşturabileceğini aktardı.
Serim ayrıca okunan bir hikâyenin sonunun değiştirilmesini de önerdi. “Sence başka nasıl bitebilirdi?” sorusuyla çocuğun hikâye üzerine düşünmesinin sağlanabileceğini belirtti.




