Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler, bölgesel gerilimlerin yükseldiği dönemlerde sosyal medyada yayılan görüntüler, yorumlar ve iddialar üzerinden yeniden tartışmaya açılabiliyor. Dumlupınar Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Hüsamettin İnaç, Türkinform muhabiri Almila Kerküklü’ye verdiği özel röportajda, meşru eleştiri ile dezenformasyon arasındaki ayrımın nasıl yapılması gerektiğini değerlendirdi.

İnaç, bir görüntünün, tekil bir olayın veya kaynağı belirsiz bir paylaşımın iki ülkenin genel politikası gibi sunulmasının kamuoyunda yanıltıcı sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Bilginin öncelikle asıl kaynağından kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayan İnaç, sosyal medyada hızla yayılan içeriklere temkinli yaklaşılması çağrısında bulundu.

İLİŞKİLERİN TARİHSEL VE STRATEJİK ZEMİNİ

Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin yalnızca güncel siyasi gelişmeler üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden İnaç, iki ülke arasındaki bağların güçlü bir tarihsel zemine dayandığını söyledi.

Kazakistan’da yeni Genelkurmay Başkanı belli oldu
Kazakistan’da yeni Genelkurmay Başkanı belli oldu
İçeriği Görüntüle

İnaç, ilişkilerin tarihsel arka planında 1918 yılındaki gelişmelerin bulunduğunu, Azerbaycan’ın bağımsızlığını yeniden kazandığı 1991’den itibaren ise iki ülke arasındaki temasların yeni bir döneme girdiğini anlattı.

2020’de yaşanan 44 günlük Karabağ Savaşı’nın ardından ilişkilerin daha ileri bir seviyeye taşındığını belirten İnaç, 2021 yılında imzalanan Şuşa Beyannamesi’nin de iki ülke arasındaki müttefiklik ilişkisinin önemli belgelerinden biri olduğunu kaydetti.

İnaç’a göre Türkiye ve Azerbaycan’ın Güney Kafkasya’da oluşturduğu siyasi ve stratejik yakınlık, bölgedeki güç dengelerini de etkiliyor. Bu nedenle iki ülkeyi ilgilendiren gelişmeler, yalnızca Türkiye ve Azerbaycan kamuoyunda değil, bölgeyle ilgilenen farklı aktörler tarafından da yakından takip ediliyor.

Eleştiri Mi, Dezenformasyon Mu Türkiye Azerbaycan Paylaşımlarındaki Kritik Ayrım3

TEK BİR GÖRÜNTÜ BÜTÜN POLİTİKAYI ANLATIR MI?

Sosyal medyada tartışma yaratan örneklerden birinin, Birleşmiş Milletler’de İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun konuşması sırasında Azerbaycan delegasyonundan bir temsilcinin salonda bulunması olduğunu belirten İnaç, bu görüntünün Azerbaycan’ın İsrail politikası hakkında kesin bir kanıt gibi sunulduğunu ifade etti.

İnaç, diplomatik toplantılarda bir temsilcinin salonda bulunmasının konuşmacıyı veya o ülkenin bütün politikalarını desteklediği anlamına gelmeyeceğini savundu. Diplomatların farklı ülkelerin açıklamalarını dinlemek ve not almak amacıyla toplantıları takip edebildiğini belirten İnaç, “Bir delegenin orada oturuyor olması, konuşmacıyı desteklemek anlamına gelmiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Azerbaycan’ın Filistin konusunda Birleşmiş Milletler’de kullandığı oyların ve resmî açıklamalarının da birlikte incelenmesi gerektiğini söyleyen İnaç, tek bir görüntüden hareketle genel bir dış politika sonucu çıkarılmasını doğru bulmadığını dile getirdi.

TEKİL UYGULAMALAR ÜLKE POLİTİKASI GİBİ SUNULABİLİYOR

İnaç, Azerbaycan’daki bir okulda kıyafet konusunda yaşandığı belirtilen uygulamanın da sosyal medyada benzer biçimde genişletildiğini söyledi. Söz konusu olayın ülke genelinde alınmış resmî bir karar gibi aktarıldığını belirten İnaç, bunun tekil bir okul uygulamasından kaynaklandığını ve okul yönetimi tarafından daha sonra düzeltildiğini ifade etti.

Bu tür olayların değerlendirilmesinde ilgili mevzuatın, resmî açıklamaların ve olayın devamında yaşanan gelişmelerin kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayan İnaç, tek bir uygulamanın bütün bir ülkeye veya topluma mal edilmemesi gerektiğini kaydetti.

Eleştiri Mi, Dezenformasyon Mu Türkiye Azerbaycan Paylaşımlarındaki Kritik Ayrım2-1

ELEŞTİRİ İLE DEZENFORMASYON ARASINDAKİ SINIR

Bir görüşün Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini veya iki ülkenin politikalarını eleştirmesi, tek başına o görüşü dezenformasyon haline getirmiyor. Temel ayrım, eleştirinin sertliğinde değil; iddianın doğrulanabilir bilgiye dayanıp dayanmadığında ve olayın bağlamını koruyup korumadığında ortaya çıkıyor.

Meşru eleştiri; kaynağı, tarihi ve olayın bütününü dikkate alırken yanlış veya yanıltıcı içerikler çoğu zaman tek bir görüntüyü bağlamından koparıyor, doğrulanmamış iddiaları kesin bilgi gibi sunuyor ve farklı olayları aynı sonuca ulaşacak şekilde birleştiriyor.

Her hatalı paylaşımın bilinçli bir dezenformasyon faaliyeti olarak tanımlanması da doğru değil. Bir içeriğin kasıtlı biçimde üretildiğini veya belirli aktörler tarafından koordine edildiğini söyleyebilmek için teknik bulgulara, hesap hareketlerine ve bağımsız doğrulamaya ihtiyaç bulunuyor.

İnaç, bu noktada izlenmesi gereken yolu, “Provokasyonla gerçek bilgiyi ayıran şey, bilgiyi asıl kaynağından öğrenmek ve onun üzerinden değerlendirme yapmaktır” sözleriyle açıkladı.

GERİLİM DÖNEMLERİNDE PAYLAŞIMLAR NEDEN HIZLA YAYILIYOR?

Türkiye-Azerbaycan ilişkileri; tarih, kimlik, güvenlik ve bölgesel rekabet gibi kamuoyunda güçlü karşılığı bulunan başlıklarla doğrudan bağlantılı. Bu nedenle bölgesel bir kriz yaşandığında, iki ülke hakkındaki tartışmalar kısa sürede geniş kitlelere ulaşabiliyor.

Sosyal medya platformlarında şaşırtıcı, öfke uyandıran veya toplumsal hassasiyetlere seslenen içeriklerin daha hızlı yayılması da tartışmaların büyümesinde etkili oluyor. Kullanıcıların içeriğin tamamını incelemeden başlık, kısa video veya tek bir fotoğraf üzerinden yorum yapması, eksik bilginin gerçekmiş gibi dolaşıma girmesine zemin hazırlayabiliyor.

İnaç, Türkiye-Azerbaycan ilişkileri üzerinden yürütülen bazı tartışmalarda İran ve İsrail bağlantılı aktörlerin etkili olduğunu ileri sürdü. Ancak belirli sosyal medya hesaplarının veya kampanyaların kaynağı hakkında kesin bir yargıya varılabilmesi için bağımsız dijital incelemeler ve doğrulanabilir platform verileri gerektiği belirtiliyor.

Eleştiri Mi, Dezenformasyon Mu Türkiye Azerbaycan Paylaşımlarındaki Kritik Ayrım1-1

“KOLAY YIKILACAK BİR DOSTLUK DEĞİL”

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin sosyal medyada gündeme getirilen tekil olaylardan daha geniş bir zemine sahip olduğunu vurgulayan İnaç, iki ülkenin Güney Kafkasya ve Türk Devletleri Teşkilatı içerisindeki iş birliğinin gelecekte de önemini koruyacağını söyledi.

İnaç, “Türkiye-Azerbaycan dostluğu kolay şekilde yıkılacak bir dostluk değildir” diyerek kamuoyuna ulaşan içeriklerin hızlı biçimde paylaşılmadan önce kaynağının, bağlamının ve doğruluğunun araştırılması gerektiğinin altını çizdi.

Sosyal medyada meşru eleştiri ile dezenformasyonu birbirinden ayırmanın en güvenilir yolu ise görüşün kimin lehine veya aleyhine olduğuna değil; kanıta dayanıp dayanmadığına, kaynağının açık olup olmadığına ve olayın bütününü yansıtıp yansıtmadığına bakmak olarak öne çıkıyor.

Muhabir: Almila İrem Kerküklü