Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bitlis’in Ahlat ilçesinde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı’nın ardından gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın konuşmasında “Terörsüz Türkiye” süreci, Meclis’te 467 oyla kabul edilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, ekonomi ve bölgesel gelişmeler öne çıktı. Erdoğan, sürece karşı çıkan siyasi aktörlere sert mesaj verirken, Türkiye’nin dış politikasına yönelik müdahalelere de tepki gösterdi.

“TÜRKİYE DOĞRU YOLDADIR”

Kabine Toplantısı’nın Ahlat’ta gerçekleştirilmesinin önemine değinen Erdoğan, Malazgirt Zaferi’nin 955’inci yıl dönümüne dikkat çekti. Erdoğan, “Ahlatlı kardeşlerimizle beraberiz. Anadolu’nun kapılarını açtığımız şanlı zaferin 955'inci sene-i devriyesinde şehitlerimizin huzurunda bulunmanın heyecanı içindeyiz. Şundan kimse şüphe etmesin, Türkiye doğru yoldadır, menziline elbet ulaşacaktır. Ülkemizin en büyük şansı ehil kadroların başta olmasıdır” ifadelerini kullandı. Ahlat’ın tarihsel önemine vurgu yapan Erdoğan, Kabine Toplantısı’nın üçüncü kez ilçede gerçekleştirildiğini belirterek dış politika, ticaret, güvenlik ve “Terörsüz Türkiye” sürecinin toplantıda ele alınan başlıklar arasında olduğunu söyledi.

Bölgedeki çatışmaların ekonomik etkilerine de değinen Erdoğan, hükümetin kalkınma ve refah hedeflerinden vazgeçmediğini söyledi. Erdoğan, “Hükümet olarak çevremizde yaşanan çatışmalara rağmen Türkiye’yi kalkınma ve refah rotasında tutmak için yoğun çaba harcıyoruz. Bölgemizdeki krizler ekonomik açıdan tüm dünya gibi bizi de etkiliyor olsa da istihdamdan ihracata, tarımdan turizme birçok alanda hedeflerimize bağlı kalmayı sürdürüyoruz” dedi. Ekonomide önceliğin çarkların dönmesi ve vatandaşın iş ve aşının korunması olduğunu belirten Erdoğan, “Ekonomide çarkların dönmesi, insanımızın işini ve aşını muhafaza etmesi, emtia fiyatlarındaki dalgalanmaların etkilerinin asgari düzeyde tutulması, savunma sanayi ve uluslararası yatırımlar başta olmak üzere ortaya çıkan fırsatların değerlendirilmesi önceliğimiz olmaya devam etmektedir” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE GÜVENDEDİR”

Türkiye’nin ekonomik ve siyasi hedeflerine ilişkin mesaj veren Erdoğan, devletin yönetiminde ehil kadroların görev başında olduğunu savundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan “İstikameti bellidir ve eninde sonunda menziline ulaşacaktır. Uzun yolculukta ülkemizin en büyük şansı, tecrübeli, liyakatli, uyum ve adanmışlık içinde çalışan kadroların görev başında olmasıdır. Türkiye güvendedir. 86 milyonun emaneti ehil ellerde güven içindedir. Bu kutsal emanete hiçbir surette gölge düşürmeyeceğiz. Yavaşlamadan, rehavete kapılmadan, tedbiri, disiplini elden bırakmadan hep beraber hedeflerimize doğru ilerleyeceğiz” dedi.

TÜRK SİYASETİNDE DÖNÜM NOKTASI

Erdoğan’ın konuşmasının en dikkat çeken başlıklarından biri “Terörsüz Türkiye” süreci oldu. Meclis’te 467 oyla kabul edilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’a değinen Erdoğan, söz konusu mutabakatı siyasi açıdan önemli bir eşik olarak değerlendirdi. Erdoğan, “Önceki hafta Gazi Meclis'imiz tarihi bir mutabakat örneği sergileyerek 467 evet oyuyla Türkiye için hayati önemdeki bir yasayı kabul etti. Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'a destek veren tüm milletvekillerimize bugün bir kez daha ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı. Erdoğan, bu mutabakatın “Terörsüz Türkiye” sürecine güç kattığını belirterek, “Türk siyasetinde bir dönüm noktası olan bu büyük uzlaşıyla Terörsüz Türkiye sürecimiz güven tazelemiş, çok ciddi güç kazanmıştır. Milletimiz vekilleri aracılığıyla çözüm iradesini çok net ortaya koymuştur” dedi.

“TÜRK DEMOKRASİSİ HER TÜRLÜ DÜĞÜMÜ ÇÖZECEK KAPASİTEYE SAHİPTİR”

Farklı siyasi partilerin aynı konuda ortak zeminde buluşmasının önemine değinen Erdoğan, bunun demokrasi açısından yeni adımların önünü açacağını söyledi. Erdoğan, “Bu mutabakat aynı zamanda demokrasimizi güçlendirecek, sivil siyasetin kapasitesini artıracak, Türkiye'yi vesayet dönemi tortularından kurtaracak yeni adımların cesaretle atılmasına zemin hazırlamıştır. Şu bir gerçek ki Türkiye'nin hiçbir sorunu çözümsüz değildir. Günlük siyasi hesaplar yerine ülkeyi ve milleti merkeze alan bir anlayışla hareket edildiğinde Türk demokrasisi her türlü düğümü çözecek kapasite ve olgunluğa ziyadesiyle sahiptir” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu'ndan net talimat: Siyaset zenginleşme aracı değildir, ayrılanlarla tartışmaya girmeyin!
Kılıçdaroğlu'ndan net talimat: Siyaset zenginleşme aracı değildir, ayrılanlarla tartışmaya girmeyin!
İçeriği Görüntüle

“GELECEK NESİLLERE TERÖRSÜZ ÜLKE VE BÖLGE BIRAKMAKTA KARARLIYIZ”

“Terörsüz Türkiye” sürecinde önlerinde halen dikkatle yürütülmesi gereken bir yol olduğunu belirterek, tüm siyasi aktörlere daha dikkatli bir dil kullanma çağrısı yapan Erdoğan, “Son iki yılda birçok kritik eşiği suhuletle aşmakla birlikte önümüzde hâlen dikkatle yürünmesi ve yürütülmesi gereken bir yol bulunuyor. Herkesin bu süreçte çok daha özenli bir dil kullanması, yük olmak yerine yük almaya odaklanması, milletimizin hassasiyetlerini kaçıracak fevri söylem ve eylemlerden uzak durması büyük önem arz ediyor” dedi. Medya kuruluşlarına da çağrıda bulunan Erdoğan, “Siyaset her gün yapılır ama Türkiye'yi yarım asırlık bir sıkıntıdan kurtarma çabasına gölge düşürmenin bahanesi olmaz. Aynı durum medya kuruluşlarımız ve gazetecilerimiz için de geçerlidir. Sırf daha fazla görüntülenmek, daha fazla reyting ve etkileşim almak uğruna böyle hayati bir meseleyi enfekte etmeye kimsenin hakkı yoktur” ifadelerini kullandı. Erdoğan, sürecin devlet ve millet meselesi olduğunu vurgulayarak, “Bu mesele bir devlet meselesidir. 86 milyonun ortak meselesidir. Milletimiz de artık bu meselenin kalıcı biçimde çözülmesini istemektedir. Biz de bu sorunu çözmekte, gelecek nesillere terörsüz bir ülke ve bölge bırakmakta son derece kararlıyız” dedi.

“SÜRECİ DİNAMİTLEYEN TARİH KARŞISINDA MESUL OLACAK”

Erdoğan, siyasi görüşü ne olursa olsun herkesi sürece destek vermeye çağırdı. Bölgedeki sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderlerinden de daha fazla katkı beklediğini söyledi. “Gelin tarih boyunca diz kırıp aynı sofraya oturmuş, aynı türküyü beraberce söylemiş, vatanı savunmak için aynı cephede şehit düşmüş insanlarımızın kardeşliğini daha da güçlendirelim. Bu samimi çağrımız önce milletin, önce memleketin anlayışına sahip herkesindir” diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Şunu hatırlatmak isterim ki, bir miladı yaşamakta olduğumuz bu günlerde sürece katkı sunan herkes tarihin yeniden inşasında rol sahibi olacaktır. Aynı şekilde süreci zora sokan, süreci dinamitleyen, tahrik eden, sürecin karşısında yer alan her türlü girişim de tarih karşısında mesul olacaktır.”

Erdoğan, Meclis’teki 467 kabul oyuna da yeniden dikkat çekerek, “Sorumluluk mevkiinde olanların, bilhassa günübirlik hesaplarla siyaset yapan kimi partilerin, Meclis'te 467 kabul oyuyla tecessüm eden iradeyi iyi okumalarını, oradan gerekli mesajı çıkartmalarını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.

“BU ÜLKENİN DIŞ POLİTİKASINI SADECE VE SADECE TÜRK MİLLETİ BELİRLER”

Bölgesel gelişmeler ve Türkiye’nin dış politikasına yönelik tartışmalara da değinen Erdoğan, Türkiye’nin kendi kararlarını bağımsız şekilde aldığını vurguladı. “Türkiye Cumhuriyeti küçük hesaplar, küçük kurnazlıklar karşısında boyun eğecek, bunlara prim verecek sıradan bir devlet asla değildir. Onurlu, gururlu, tarihiyle ve ecdadıyla şerefli bir devletin nasıl davranması gerekiyorsa işte biz de iç siyasette ve dış politikada öyle davranıyoruz” diyen Erdoğan, bölgedeki gelişmeleri yakından takip ettiklerini söyledi. Erdoğan, “Kimin ne yapmaya çalıştığının tabii ki farkındayız. Bölgemizde ilgili hangi kanlı senaryoların yazılmaya çalışıldığını görüyoruz. Allah'ın izniyle bunların hayata geçirilmesine müsaade etmeyeceğiz. Herkes emin olsun, rahat olsun. Türkiye Cumhuriyeti ne ilkelerinden ne de ulusal çıkarlarından taviz verir” dedi. Türkiye’nin bölgesel barış politikasından geri adım atmayacağını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Birileri istemiyor, birileri endişe duyuyor, birilerinin planları bozuluyor diye bölgemizde barışın tesisi için mücadele etmekten geri duracak değiliz. Biz, elinde masumların kanı olan cinayet şebekeleri rahatsız oluyor diye komşularımızın toparlanmasına destek olmaktan vazgeçecek de değiliz. Bu ülkenin dış politikasını sadece ve sadece Türk milleti belirler. Milletten başka hiçbir aktör Türkiye'ye ve Türk dış politikasına rota ve sınır çizemez.”

"GİZLİ BİR AJANDAMIZ, GİZLİ BİR NİYETİMİZ YOK”

Erdoğan, Türkiye’nin bölgesel politikasının temelinde barış, adalet, istikrar ve huzurun bulunduğunu söyledi. “Türkiye olarak bizim bölgemizin tamamında barıştan, adaletten, istikrar ve huzurdan öte hiçbir amacımız, hedefimiz, gayemiz yok. Birilerinin iddia ettiği gibi gizli bir ajandamız, gizli bir niyetimiz de yok. Bizim amacımız etrafımızda sulh ikliminin egemen olmasıdır” dedi. Erdoğan, Türkiye’nin Suriye’den Irak’a, Lübnan’dan Filistin’e, Körfez’den Afrika’ya, Balkanlar’dan Kafkasya’ya kadar geniş bir bölgede barış ve istikrar hedeflediğini belirtti.

Konuşmasında Türkiye’nin devlet anlayışına ilişkin de sert mesajlar veren Erdoğan, “Biz 86 milyon vatandaşımızın emanetiyle birlikte dünyanın dört bir yanındaki yüz milyonlarca mazlumun da umudunu, mesuliyetini taşıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti öyle birilerinin lütfuyla kurulmuş, küresel güç odakları tarafından şımartılmış, hafızası olmayan nevzuhur bir devlet değildir” ifadelerini kullandı. Erdoğan, Türkiye’nin ulusal çıkarlarından taviz vermeyeceğini belirterek, “Biz bize güvenen hiçbir dostumuzu, kardeşimizi yarı yolda bırakmayız” dedi. Erdoğan, bölgedeki gelişmelere ilişkin politikaların sürdürüleceğini vurgulayarak, “Bu ülkenin dış politikasını sadece ve sadece Türk milleti belirler” sözlerini yineledi.

Kaynak: HABER MERKEZİ