TCMB, 23 Ağustos'ta yayımladığı kısa duyuruyla 1 Mart'tan itibaren ara verdiği bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başladığını açıkladı.
Teknik açıdan rutin bir likidite operasyonu gibi görünen kararın para politikasının işleyişi açısından çok daha önemli sonuçları bulunduğunu belirten Prof. Dr. Metin Duyar, özellikle bankaların TCMB'den borçlanma maliyetindeki değişime dikkat çekti.
DUYAR: FİİLİ FONLAMA MALİYETİ 3 PUAN GERİLEDİ
Duyar'a göre bir hafta vadeli repo ihalelerinin durdurulduğu dönemde bankalar, TCMB'den ihtiyaç duydukları fonlamayı daha pahalı olan gecelik kanallardan karşılamak zorunda kaldı. Bunun sonucunda bankaların fiili fonlama maliyeti politika faizinin üzerine çıktı.
Altı aylık süreçte bankaların fiili fonlama maliyetinin yaklaşık yüzde 40 seviyesine kadar yükseldiğini belirten Duyar, repo ihalelerinin yeniden devreye alınmasıyla birlikte bu maliyetin politika faizine karşılık gelen yüzde 37 seviyesine gerilediğine işaret etti.
Burada kritik noktanın TCMB'nin politika faizinde herhangi bir indirime gitmemesi olduğunu vurgulayan Duyar'a göre, resmi faiz değişmemesine rağmen bankaların fiilen ödediği fonlama maliyeti yaklaşık üç puan düşmüş durumda.
Duyar, bu nedenle söz konusu hamlenin bazı çevreler tarafından “gizli faiz indirimi” olarak nitelendirilmesinin boşuna olmadığını ifade etti.

“ASIL SORU BU ADIMIN NEDEN ŞİMDİ ATILDIĞI”
Prof. Dr. Duyar, kararın zamanlamasının da ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Mart ayında repo ihalelerine ara verilmesinin arkasında, o dönemde Orta Doğu'da tırmanan jeopolitik gerilimin finansal piyasalara sıçrama riskinin bulunduğunu hatırlatan Duyar, Merkez Bankası'nın döviz kuru ve sermaye çıkışı üzerindeki olası baskıya karşı bankaları daha pahalı fonlamaya yönlendirerek bir tür ek parasal sıkılaştırma uyguladığını söyledi.
Altı ay sonra bir hafta vadeli repo ihalelerinin yeniden başlatılması ise Duyar'a göre TCMB'nin söz konusu riskin artık bertaraf edildiği yönünde bir değerlendirme yaptığını gösteriyor.
Ancak Duyar, bu gelişmenin yalnızca “normalleşme” başlığı altında değerlendirilmesine karşı temkinli.
Enflasyonun hâlâ çift haneli seyrettiğine ve döviz kuru üzerindeki baskının tamamen ortadan kalkmadığına dikkat çeken Duyar, böyle bir ekonomik ortamda bankaların fonlama maliyetini aşağı çeken kararın yalnızca teknik bir normalleşme olarak okunmasının eksik kalacağı görüşünde.

“FONLAMA MALİYETİNDEKİ DÜŞÜŞ KİMİN İŞİNE YARIYOR?”
Duyar'ın üzerinde durduğu temel sorulardan biri de Merkez Bankası'nın attığı adımın ekonomide ilk olarak hangi kesime fayda sağlayacağı.
Prof. Dr. Duyar'a göre bunun cevabı açık: Bankacılık sektörü.
Fonlama maliyetinin yaklaşık üç puan aşağı gelmesinin bankaların marjlarını doğrudan genişleteceğini belirten Duyar, kararın ardından Borsa İstanbul'da bankacılık endeksinin yüzde 4'e yaklaşan yükseliş göstermesinin de tesadüf olmadığını ifade etti. Reel sektör açısından ise aynı etkinin hemen ortaya çıkmasını beklemiyor.
DUYAR: BANKALAR UCUZLAYAN FONLAMAYI ÖNCE KÂRLILIKLARINA YANSITACAK
Prof. Dr. Duyar'a göre TCMB kaynaklı fonlama maliyetindeki düşüşün şirketlerin kullandığı kredilerin faizlerine yansıması daha yavaş ve sınırlı olacak. Bankaların ucuzlayan fonlamayı ilk aşamada kendi kârlılıklarına yansıtacağını belirten Duyar, maliyet avantajının müşterilere ise daha sonra ve seçici biçimde aktarılacağını öngörüyor.
Duyar, bu nedenle faiz politikasının görünürde “sıkı” tutulurken fiili fonlama maliyetlerinin sermaye lehine gevşetilmesini, para politikasının hangi çıkarları önceleyerek tasarlandığını gösteren tipik bir örnek olarak değerlendiriyor.

“BU, RESMİ FAİZ İNDİRİMİNİN ÖN ADIMI”
Prof. Dr. Metin Duyar'ın kısa vadeli beklentisi ise Merkez Bankası'nın son hamlesinin tek başına kalmayacağı yönünde. Duyar'a göre haftalık repo ihalelerinin yeniden başlatılması, önümüzdeki aylarda gelebilecek resmi politika faizi indiriminin zeminini hazırlayan bir ön adım niteliğinde.
TCMB'nin piyasa faizlerini kademeli biçimde politika faizine yakınlaştırarak doğrudan faiz indirimine gitmeden önce ekonomideki fiili parasal sıkılığı azaltmayı tercih ettiğini belirten Duyar, bu yöntemin Merkez Bankası açısından iki avantaj sağladığına dikkat çekiyor.
Böylelikle TCMB, bir taraftan enflasyon beklentilerinin doğrudan bir faiz indirimi kararıyla bozulmasının önüne geçmeye çalışırken diğer taraftan kamuoyunda “faiz indirildi” başlığı oluşmadan finansal koşulları gevşetebiliyor.
EKİM-KASIM DÖNEMİNE DİKKAT ÇEKTİ
Duyar, önümüzdeki döneme ilişkin tahmininde Ekim-Kasım Enflasyon Raporu dönemine özellikle dikkat çekti. Prof. Dr. Duyar'a göre bu döneme kadar Merkez Bankası'nın benzer şekilde kamuoyunda çok fazla dikkat çekmeyen operasyonel gevşeme adımlarını sürdürmesi beklenebilir.
Asıl politika faizi indiriminin ise yılın son çeyreğine sarkabileceğini öngören Duyar, haftalık repo ihalelerine dönüşün bu sürecin başlangıç sinyallerinden biri olarak okunabileceğini düşünüyor.

“PARA POLİTİKASI ARTIK SÖZDEN ÇOK FİİLİ ARAÇLARLA YÖNETİLİYOR”
Piyasaların repo ihalelerinin yeniden başlamasını faiz indirimi sinyali olarak fiyatlamasına da dikkat çeken Duyar, bunun TCMB'nin para politikasındaki değişimi anlamak açısından önemli olduğunu belirtti.
Duyar'a göre Merkez Bankası, politika faizinde doğrudan değişikliğe gitmeden kullandığı likidite araçları üzerinden finansal koşulların sıkılık derecesini değiştirebiliyor.
Bu nedenle resmi politika faizi tek başına Merkez Bankası'nın ne ölçüde sıkı veya gevşek bir politika uyguladığını anlamak için yeterli olmayabilir.
Prof. Dr. Metin Duyar'a göre son repo kararı da bunun en somut örneklerinden biri: TCMB faizi resmen indirmedi ancak bankaların fiili fonlama maliyetini yaklaşık üç puan aşağı çekti.
Duyar'ın değerlendirmesi, bundan sonraki süreçte gözlerin yalnızca Para Politikası Kurulu'nun açıklayacağı politika faizi kararlarında değil, Merkez Bankası'nın repo, gecelik fonlama ve diğer operasyonel araçlarında da olması gerektiğine işaret ediyor.
Duyar'a göre piyasaların repo hamlesini şimdiden bir faiz indirimi sinyali olarak fiyatlaması, Türkiye'de para politikasının artık sözden çok fiili operasyonel araçlar üzerinden yönetildiğinin bir başka göstergesi.




