Diyet yapmasına rağmen kilo veremediğini söyleyen birçok kişi, sorunun yalnızca metabolizmasından kaynaklandığını düşünüyor. Ancak Diyetisyen Esengül Işık Rüzgaresen, kilo verme sürecini sekteye uğratan birçok gizli hata bulunduğunu belirterek, sağlıklı ve kalıcı kilo kaybı için dikkat edilmesi gereken noktaları anlattı. Rüzgaresen, özellikle sosyal medyada hızla yayılan mucize diyetlerin yerine bilimsel temelli ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarının tercih edilmesi gerektiğini vurguladı.
DİYET YAPIP KİLO VEREMEMENİN EN BÜYÜK NEDENLERİ
Kilo verememenin tek bir sebebe bağlanamayacağını söyleyen Diyetisyen Esengül Işık Rüzgaresen, en sık karşılaştığı üç nedenin gereğinden düşük kalorili beslenme, vitamin ve mineral eksiklikleri ile yetersiz su tüketimi olduğunu belirtti.

Rüzgaresen, özellikle bilinçsiz şekilde çok az yemek yemenin metabolizmayı yavaşlatabileceğini ifade ederek, "Demir ve D vitamini gibi eksiklikler de kilo verme sürecini olumsuz etkileyebilir. Diyete başlamadan önce gerekli kan tahlillerinin yapılması önemlidir." dedi.
METABOLİZMA YAVAŞLIĞI GERÇEK AMA ÇÖZÜMSÜZ DEĞİL
Metabolizmanın yavaş çalışmasının gerçek bir biyolojik durum olduğunu ifade eden Rüzgaresen, bunun kilo vermeyi imkânsız hale getirmediğini söyledi.
Sağlıklı beslenmenin kısa süreli bir diyet olarak görülmemesi gerektiğini belirten Rüzgaresen, metabolizması yavaş çalışan kişilerin sabırlı ve istikrarlı davranarak yaşam tarzlarını değiştirmeleri halinde başarılı sonuçlar elde edebileceklerini dile getirdi.
MASUM GÖRÜNEN ATIŞTIRMALIKLAR EN BÜYÜK TUZAKLARDAN BİRİ
Mutfakta yemek hazırlanırken yapılan küçük atıştırmaların gün sonunda ciddi kalori alımına neden olabileceğini söyleyen Rüzgaresen, yemeklerin tadına sık sık bakmanın, sofradan kalanları tüketmenin ve masa üzerindeki küçük atıştırmalıkların fark edilmeden kilo artışına katkı sağlayabildiğini ifade etti.
Glutensiz ürünlerin de her zaman sağlıklı veya düşük kalorili olmadığını belirten uzman isim, paketli ürünlerde etiket okuma alışkanlığının ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.
POPÜLER DİYETLER HERKES İÇİN UYGUN OLMAYABİLİR
Son yıllarda yaygınlaşan aralıklı oruç, tek öğün beslenme ve düşük karbonhidratlı diyetlerin kişiye özel değerlendirilmesi gerektiğini belirten Rüzgaresen, özellikle diyabet, kalp-damar ve böbrek hastalarının bu beslenme modellerini uzman kontrolü olmadan uygulamaması gerektiğini vurguladı.
Aralıklı orucun uygun kişilerde başarılı sonuçlar verebildiğini ifade eden Rüzgaresen, tek öğün beslenmeyi ise önermediğini söyledi.
"ŞEKERİ BIRAKTIM AMA KİLO VEREMİYORUM" DİYENLER DİKKAT
Şekeri bırakmanın tek başına kilo vermek için yeterli olmadığını belirten Rüzgaresen, birçok kişinin şekersiz ibaresi bulunan ürünleri daha fazla tüketerek farkında olmadan yüksek kalori aldığını ifade etti.
Uzman isim, kilo kontrolünde önemli olanın yalnızca şekeri kesmek değil, günlük toplam enerji alımını dengelemek olduğunu söyledi.
UYKUSUZLUK VE STRES SÜRECİ YAVAŞLATABİLİYOR
Kaliteli uykunun kilo verme sürecinde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Rüzgaresen, stresin ise kortizol hormonunu artırarak ödem oluşumunu kolaylaştırabileceğini ve yağ yakımını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.
Depresyon, kaygı bozukluğu, gece yeme sendromu ve tıkınırcasına yeme bozukluğu gibi psikolojik sorunların da kilo kontrolünü zorlaştırdığına dikkat çekti.
SOSYAL MEDYADAKİ MUCİZE DİYETLERE KARŞI UYARDI
Sosyal medyada sıkça karşılaşılan zayıflama kürleri ve hızlı kilo verme vaatlerinin bilimsel temelden uzak olabileceğini belirten Rüzgaresen, "Hiçbir besin tek başına kilo verdirmez ya da kilo aldırmaz." değerlendirmesinde bulundu.
Sağlıklı kilo kaybının yavaş ilerlemesi gerektiğini ifade eden uzman, hızlı verilen kiloların önemli bölümünün kas kaybından oluşabileceğini söyledi.
HER GÜN TARTILMAYIN
Diyet yapanların her gün tartıya çıkmasının motivasyonu olumsuz etkileyebileceğini belirten Rüzgaresen, haftada bir ya da iki haftada bir tartılmanın daha sağlıklı bir yaklaşım olduğunu söyledi.
Yağ kaybının yalnızca tartıyla değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden uzman, mezura ölçümleri ve aynı kıyafetle belirli aralıklarla çekilen fotoğrafların değişimi takip etmek açısından daha gerçekçi sonuçlar verebildiğini belirtti.
YAZ AYLARINDA BU HATALARA DİKKAT
Yaz aylarında özellikle kremalı ve şuruplu soğuk kahveler, frozen içecekler, meyve suları ve milkshake'lerin yüksek kalori içerdiğine dikkat çeken Rüzgaresen, meyve tüketiminde de porsiyon kontrolünün ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.
Fiziksel aktivitenin artırılmasının da yaz döneminde kilo kontrolüne katkı sağlayacağını ifade etti.
KİLO VERMEK İSTEYENLERİN İLK AYDA KAZANMASI GEREKEN 3 ALIŞKANLIK
Rüzgaresen'e göre başarılı bir kilo verme süreci için ilk olarak yeterli su tüketimi alışkanlığı kazanılmalı.
İkinci sırada her öğünde sebze ve salata tüketimini artırmak yer alırken, üçüncü önemli alışkanlık ise mide tamamen dolmadan sofradan kalkmayı öğrenmek.
AÇ KALMADAN DA KİLO VERMEK MÜMKÜN
Aç kalarak verilen kiloların kalıcı olmadığını belirten Diyetisyen Esengül Işık Rüzgaresen, uzun süreli açlığın kas kaybına ve metabolizmanın yavaşlamasına yol açabileceğini söyledi.
Kalıcı kilo kontrolü için dengeli beslenmenin önemine dikkat çeken Rüzgaresen, Akdeniz tipi beslenme modelinin sağlıklı yaşam açısından öne çıkan beslenme düzenlerinden biri olduğunu ifade etti.
KÜÇÜK ALIŞKANLIKLAR BÜYÜK FARK OLUŞTURABİLİR
Rüzgaresen, akşam saatlerinde tatlı isteği oluştuğunda meyve aromalı bitki çaylarının tercih edilebileceğini, gece atıştırmalarını azaltmak için diş fırçalamanın bazı kişilerde iştah kontrolüne yardımcı olabileceğini söyledi.
Yemeklerde daha az yağ kullanmak için pişirme yöntemlerinin değiştirilebileceğini belirten uzman isim, küçük servis tabaklarının porsiyon kontrolünü kolaylaştırabileceğini ifade ederek, kalıcı kilo vermenin temelinde sürdürülebilir sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yer aldığını vurguladı.



