Geçtiğimiz günlerde İstanbul'un Üsküdar ve Fatih ilçelerinde, polis dronları aracılığıyla vatandaşlara açık alanda alkol tüketiminin yasak olduğuna dair uyarı anonsları yapılması hukuki bir tartışmayı beraberinde getirdi. Ankara Barosuna kayıtlı Avukat Mustafa Nazif Yıldız, kolluk kuvvetlerinin havadan gerçekleştirdiği bu denetimlerin yasal sınırlarını ve temel haklara olan etkisini değerlendirdi.

"GENELGE İLE KANUNDA OLMAYAN YASAK YARATILAMAZ"
Avukat Yıldız, 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler Kanunu'nun yalnızca alkol satışı ve sunumuna yönelik düzenlemeler içerdiğini, bir yetişkinin sahil veya park gibi alanlarda içki tüketmesini doğrudan kabahat sayan genel bir hüküm barındırmadığını ifade etti. İstanbul Valiliğinin 2023 yılında yayımladığı genelgenin ilgili kanunu "hatırlatma" amacı taşıdığına dikkat çeken Yıldız, kanunun kendisinde var olmayan bir yasağın idari bir hatırlatma metniyle yaratılamayacağının altını çizdi. Yıldız ayrıca, Kabahatler Kanunu'nun sadece içki içmeyi değil, sarhoşluk etkisiyle çevrenin huzurunu bozmayı cezalandırdığını hatırlattı.
ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ VE ORANTISIZ MÜDAHALE
Denetimlerde dron kullanılmasının hukuki boyutu ele alındığında, temel hak ve hürriyetlerin Anayasa gereği ancak kanunla sınırlandırılabileceği vurgulandı. Ceza Muhakemesi Kanunu'na (CMK) göre kamuya açık alanlardaki teknik izleme faaliyetlerinin ağır suç şüphesi ve hâkim kararı gibi şartlara bağlandığını belirten Yıldız, termal kamera, gece görüşü ve nesne takip sistemi gibi gelişmiş donanımlara sahip cihazların basit bir kabahat şüphesi için kullanılmasının sistemin iç mantığıyla çeliştiğini savundu. Yıldız, anayasal güvence altındaki özel hayatın gizliliği hakkının kişinin evinden çıkmasıyla sona ermediğini sözlerine ekledi.
"İDARE, YARGI DENETIMINDEN KAÇIYOR"
Uygulamanın en problemli yanlarından birinin ortada hukuki bir idari işlem bulunmaması olduğuna işaret eden Yıldız, vatandaşlara herhangi bir ceza kesilmemesinin ve sadece anonsla alanın boşaltılmasının, idareyi olası iptal davalarından koruduğunu belirtti. Bu fiili durumun, idareyi hukuki ölçülülük ve yargı denetiminden kaçırdığını savunan hukukçu, ortada itiraz edilecek resmi bir kararın bulunmamasının Anayasa'da yer alan "etkili başvuru hakkını" zedelediğini ifade etti. Yıldız, benzer bir tablonun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında da ihlal sebebi sayıldığını aktardı.

YASAL DÜZENLEME ÇAĞRISI
Teknolojinin kayıp şahıs vakaları veya yangın tespiti gibi durumlarda kullanımının tamamen meşru olduğunu belirten Avukat Yıldız, asıl sorunun yetki sınırlarının belirsizliği olduğunu vurguladı. Havadan izleme faaliyetlerinin mutlaka açık bir kanun maddesiyle düzenlenmesi, elde edilen kayıtların saklanma sürelerinin belirlenmesi ve yüz tanıma gibi özelliklerin yasal güvenceye kavuşturulması gerektiği uyarısında bulundu. Yıldız, sınırları net çizilmemiş yetkilerin sadece vatandaşlar için değil, hukuki güvenliğe ihtiyaç duyan kolluk kuvvetleri için de bir risk oluşturduğunu belirterek değerlendirmesini tamamladı.





