ABD’nin Ohio eyaletinde dünyaya gelen Thaddeus Daniel Pierce, doğduğu anda sıradan bir bebek gibi görünse de hikayesi onu tıp tarihindeki en sıra dışı doğumlardan birinin başrolüne taşıdı. Pierce’ın dünyaya gelmesini sağlayan embriyo, tam 1994 yılında oluşturuldu. O dönemde tüp bebek tedavisi gören Linda Archerd ve dönemin eşi, tedavi kapsamında dört embriyo oluşturdu. Embriyolardan biri Archerd’a transfer edildi ve çiftin kızı dünyaya geldi. Diğer üç embriyo ise ileride kullanılmak üzere dondurularak saklandı. Ancak yıllar içinde Archerd’ın hayatı değişti. Eşiyle boşanmasının ardından kalan embriyoların geleceği konusunda karar vermek zorunda kalan Archerd, uzun süre saklanan embriyoları çocuk sahibi olmak isteyen başka bir aileye bağışlamaya karar verdi.

PISA 2025'e Türkiye damgası! Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Başarıyı karalamak istediler!”
PISA 2025'e Türkiye damgası! Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Başarıyı karalamak istediler!”
İçeriği Görüntüle

TAM 11 BİN 148 GÜN BEKLENDİ

Yıllarca bir sıvı nitrojen tankında saklanan embriyolardan biri, 2024 yılının Kasım ayında çözülerek Lindsey Pierce’ın rahmine transfer edildi. Doktor John David Gordon tarafından verilen bilgiye göre söz konusu embriyo tam 11 bin 148 gün, yani 31 yıldan uzun süre dondurulmuş halde kaldı. Bu süre, canlı doğumla sonuçlanan dondurulmuş embriyolar açısından yeni bir rekor anlamına geliyordu. Embriyonun transfer edilmesinin ardından süreç başarıyla ilerledi ve Thaddeus Daniel Pierce, 26 Temmuz 2025’te Ohio’da dünyaya geldi. Böylece daha önce yaklaşık 30 yıl boyunca dondurulmuş embriyodan doğan bebeklere ait rekor geride bırakıldı.

“32 YAŞINDA BEBEK” NASIL MÜMKÜN OLUYOR?

Haberin en çok merak edilen noktası da tam olarak burada. Thaddeus’un biyolojik olarak 32 yaşında bir insan olduğu anlamına gelmiyor. “32 yaşında bebek” ifadesi, embriyonun oluşturulduğu tarihten bugüne kadar geçen süreyi anlatıyor. Embriyo 1994’te oluşturuldu ancak bu süre boyunca normal bir insan gibi gelişmedi. Dondurulmuş halde, gelişiminin çok erken bir aşamasında bekletildi. Bu nedenle embriyonun 31 yıl boyunca yaşlanması veya gelişmesi söz konusu olmadı. Başka bir ifadeyle Thaddeus’un dünyaya geldiği anda 32 yaşında olması değil, onu oluşturan embriyonun yaklaşık 32 yıllık bir geçmişe sahip olması söz konusu. Bu nedenle “dünyanın en yaşlı bebeği” ifadesi bilimsel bir yaş tanımından ziyade, rekoru anlatan dikkat çekici bir ifade olarak kullanılıyor.

EMBRİYO YILLARCA NASIL BOZULMADAN BEKLEDİ?

Tüp bebek tedavilerinde oluşturulan embriyolar, kullanılmadıkları takdirde çok düşük sıcaklıklarda dondurularak saklanabiliyor. Modern embriyo dondurma yöntemlerinde amaç, hücrelerin zarar görmesine yol açabilecek buz kristallerinin oluşmasını engellemek. Embriyo uygun işlemlerden geçirildikten sonra çok düşük sıcaklıklarda korunuyor ve ihtiyaç duyulduğunda çözülerek rahme transfer edilebiliyor. Bu nedenle dondurulmuş embriyo, yıllar boyunca normal bir insanın geçirdiği yaşlanma sürecini yaşamıyor. Embriyo adeta gelişimin belirli bir aşamasında “bekletiliyor” ve uygun koşullarda çözüldüğünde gelişimini sürdürebiliyor.

ÜÇ EMBRİYODAN BİRİ KULLANILAMADI

Archerd’ın yıllar önce bağışladığı üç embriyo, Lindsey ve Tim Pierce çiftine ulaştı. Çift uzun süredir çocuk sahibi olmak için tedavi görüyordu. Ancak süreç tamamen sorunsuz ilerlemedi. Üç embriyodan biri çözülme aşamasında kullanılamaz hale geldi. Kalan embriyolardan ikisi Lindsey Pierce’ın rahmine transfer edildi ve bunlardan biri başarılı şekilde tutundu. Aylar süren gebelik sürecinin ardından Thaddeus sağlıklı şekilde dünyaya geldi. Böylece yıllarca bir tankta bekleyen embriyo, bir bebeğin doğumuyla sonuçlanan sıra dışı bir tıbbi hikayeye dönüştü.

AİLE REKOR KIRMAK İÇİN YOLA ÇIKMADI

Bebeğin annesi Lindsey Pierce’ın açıklamaları da hikayenin dikkat çeken ayrıntılarından biri oldu. Pierce çifti bu sürece bir dünya rekoru kırmak amacıyla başlamadı. Çiftin asıl amacı uzun süren çocuk sahibi olma mücadelesinin ardından bir bebeğe kavuşmaktı. Ancak transfer edilen embriyonun 31 yıldan uzun süre dondurulmuş olması, doğumun gerçekleşmesiyle birlikte tıp dünyasında dikkat çekici bir rekora dönüştü.

BEBEĞİN 30 YAŞINDA BİR KIZ KARDEŞİ VAR

Hikayeyi daha da şaşırtıcı hale getiren ayrıntı ise Thaddeus’un genetik bağlantısının bulunduğu ailede yaşanıyor. 1994 yılında oluşturulan dört embriyodan biri Linda Archerd’a transfer edilmiş ve Archerd’ın kızı dünyaya gelmişti. Aradan geçen yıllarda bu çocuk büyüdü, yetişkin oldu ve kendi çocuğunu dünyaya getirdi. Thaddeus ise aynı dönemde oluşturulan diğer embriyolardan birinden yıllar sonra doğdu. Böylece aralarında yaklaşık 30 yıllık doğum farkı bulunan iki çocuk, aynı embriyo grubunun hikayesinde buluşmuş oldu.

“DÜNYANIN EN YAŞLI BEBEĞİ” REKORUNU KIRDI

Thaddeus’un doğumu, dondurulmuş embriyodan canlı doğumla sonuçlanan en uzun saklama süresi açısından yeni bir rekor olarak kayıtlara geçti. Daha önce yaklaşık 30 yıl boyunca dondurulmuş embriyolardan doğan bebekler bu alandaki rekoru taşıyordu. Thaddeus’un dünyaya gelmesini sağlayan embriyonun 11 bin 148 gün boyunca saklanmış olmasıyla bu süre daha da ileri taşındı. Bu olay aynı zamanda tüp bebek tedavisinde embriyo dondurma teknolojisinin uzun vadede neleri mümkün kılabileceğini de gözler önüne serdi.

YILLARCA BEKLEDİ, BİR BEBEK OLARAK DÜNYAYA GELDİ

1994 yılında oluşturulan bir embriyo, yıllarca kimsenin hayatında aktif bir rol oynamadan sıvı nitrojen tankında saklandı. Aradan 31 yıldan fazla zaman geçti. Embriyo çözüldü, rahme transfer edildi ve sonunda sağlıklı bir bebek dünyaya geldi. Bugün Thaddeus Daniel Pierce henüz bir bebek. Ancak onu dünyaya getiren embriyonun geçmişi 32 yıla dayanıyor. İşte bu nedenle Thaddeus, doğduğu gün itibarıyla “dünyanın en yaşlı bebeği” olarak anılmaya başladı. Rekorun ardındaki asıl şaşırtıcı gerçek ise bebeğin yaşında değil, dünyaya gelmesini sağlayan embriyonun onlarca yıl boyunca bekletilmiş olmasında yatıyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ