Yapılması gereken bir işe başlamak yerine telefonla ilgilenmek, masayı düzenlemek veya başka görevlerle zaman geçirmek, birçok kişinin günlük hayatta karşılaştığı davranışlar arasında yer alıyor. Özellikle önemli bir sınava hazırlanırken, iş yerinde teslim tarihi yaklaşan bir görevi tamamlarken ya da uzun süredir ertelenen kişisel sorumluluklarla karşı karşıya kalındığında bu durum daha belirgin hale gelebiliyor. Ancak erteleme davranışı her zaman isteksizlik veya tembellik anlamına gelmiyor. Psikoloji araştırmaları, kaygı, başarısızlık korkusu ve duyguları düzenlemekte zorlanmanın da erteleme alışkanlığıyla ilişkili olabileceğini gösteriyor. Peki, erteleme alışkanlığı neden olur? Sürekli işleri son dakikaya bırakmak psikolojik bir sorun mu?
TÜRKİNFORM'a iş stresi, yoğun sorumluluklar ve çalışan psikolojisi üzerine konuşan Psikolog Buse Kaya, kişinin kendisinden beklentilerinin stres düzeyini artırabileceğine dikkat çekti. Özellikle hata yapmama ve her şeye yetişme baskısının zihinsel yük oluşturabildiğini belirten Kaya'nın değerlendirmeleri, erteleme davranışında da önemli yer tutan mükemmeliyetçilik ve performans kaygısı konularını gündeme getiriyor.
ERTELEME ALIŞKANLIĞI NEDİR?
Erteleme alışkanlığı, yapılması gereken bir görevin geciktirilmesinin olumsuz sonuçlar doğurabileceği bilinmesine rağmen işe başlamanın veya görevi tamamlamanın sürekli ertelenmesi olarak tanımlanıyor.
Bu davranış iş hayatında, eğitimde ve günlük sorumluluklarda ortaya çıkabiliyor.
Örneğin teslim tarihi yaklaşan bir projeye başlamayı sürekli ertelemek veya önemli bir başvuruyu son güne bırakmak, erteleme davranışının örnekleri arasında bulunuyor.
Ancak her gecikme psikolojik erteleme olarak değerlendirilmiyor.
Bir görevin daha acil başka bir sorumluluk nedeniyle ertelenmesi, bilinçli zaman yönetimi kararı olabilir.
Erteleme alışkanlığında ise kişi genellikle yapması gereken işi biliyor ancak başlamayı geciktirmeyi sürdürüyor.
Bu durumun sürekli tekrar etmesi, günlük yaşamda stresin ve yetiştirememe kaygısının artmasına neden olabiliyor.

ERTELEMEK TEMBELLİK Mİ, KAYGI MI?
Erteleme davranışı toplumda sıklıkla tembellikle ilişkilendiriliyor.
Ancak psikoloji araştırmaları, ertelemenin yalnızca çalışmak istememekle açıklanamayacağını gösteriyor.
Özellikle zor, sıkıcı veya başarısızlık ihtimali bulunan görevler, bazı kişilerde rahatsız edici duygular ortaya çıkarabiliyor.
Kişi bu duygulardan kısa süreliğine uzaklaşmak için göreve başlamayı geciktirebiliyor.
Bu durumda erteleme, yapılması gereken işten çok o işle bağlantılı olumsuz duygulardan kaçınma davranışına dönüşebiliyor.
2025 yılında British Journal of Psychology'de yayımlanan araştırmada, erteleme eğiliminin dikkat kontrolü ve duyguları düzenlemekte yaşanan güçlüklerle ilişkisi incelendi.
Araştırmanın bulguları, erteleme davranışının anlaşılmasında kişinin dikkatini yönetme biçimi kadar duygusal süreçlerin de önemli olduğunu gösteriyor.
Ancak bu durum, erteleme yaşayan herkeste bir kaygı bozukluğu bulunduğu anlamına gelmiyor.
MÜKEMMELİYETÇİLİK ERTELEMEYE NEDEN OLUR MU?
Mükemmeliyetçilik, bazı kişilerde başarıyı destekleyen yüksek hedefler belirlemekle ilişkili olabilirken, hata yapmaya yönelik yoğun korkuyla birleştiğinde zorlayıcı hale gelebiliyor.
Özellikle bir işin kusursuz yapılması gerektiğini düşünen kişiler, başlangıç aşamasında gereğinden fazla baskı hissedebiliyor.
Bu nedenle görev üzerinde çalışmaya başlamak yerine doğru zamanı veya en iyi koşulları bekleyebiliyorlar.
TÜRKİNFORM'a konuşan Psikolog Buse Kaya, iş yaşamında kişilerin kendilerine yükledikleri yüksek beklentilerin mevcut sorumluluklara ek psikolojik baskı oluşturabildiğini belirtti.
Kaya, özellikle “Her şeye yetişmeliyim” ve “Hata yapmamalıyım” gibi katı düşüncelerin stresi artırabildiğini ifade etti.
Bu düşünce kalıpları, başarısızlık ihtimalinin yoğun biçimde hissedildiği durumlarda bir göreve başlamayı zorlaştırabiliyor.
Ancak mükemmeliyetçilik ile erteleme arasındaki ilişki herkes için aynı değil. Bazı kişilerde yüksek standartlar, görevlerin daha planlı biçimde tamamlanmasına da yardımcı olabiliyor.

BAŞARISIZLIK KORKUSU İŞLERİ ERTELETİR Mİ?
Önemli bir görevle karşı karşıya kalındığında ortaya çıkan başarısızlık korkusu, erteleme davranışını etkileyebiliyor.
Özellikle kişinin performansının başkaları tarafından değerlendirileceği durumlarda bu korku daha belirgin yaşanabiliyor.
Örneğin bir sunum hazırlayan kişi, çalışmasının yeterince iyi olmayacağını düşünerek ilk adımı atmakta zorlanabiliyor.
Göreve başlamamak ise kısa süreli bir rahatlama sağlayabiliyor.
Ancak teslim tarihi yaklaştıkça zaman baskısı artıyor ve başlangıçta kaçınılan kaygı daha da yoğunlaşabiliyor.
Bu durum, erteleme ve stresin birbirini beslediği bir döngü oluşturabiliyor.
2025 yılında yayımlanan akademik bir derlemede de başarısızlık korkusu, mükemmeliyetçilik ve duygusal düzenleme güçlükleri, akademik erteleme davranışıyla ilişkili faktörler arasında değerlendirildi.
Bu nedenle erteleme alışkanlığını anlamak için yalnızca kişinin ne kadar çalıştığına değil, göreve ilişkin düşüncelerine de bakılması gerekiyor.
SÜREKLİ SON DAKİKAYA BIRAKMAK NEDEN TEKRARLANIYOR?
Erteleme davranışı bazen kısa süreli rahatlama sağladığı için tekrar edebiliyor.
Kişi zorlayıcı bir işe başlamak yerine daha keyifli bir etkinliğe yöneldiğinde geçici olarak kendisini iyi hissedebiliyor.
Örneğin önemli bir rapor hazırlamak yerine sosyal medyada zaman geçirmek, başlangıçtaki baskı hissini azaltabiliyor.
Ancak yapılması gereken görev ortadan kalkmıyor.
Teslim zamanı yaklaştığında kişi, başlangıçta yaşadığı kaygıya ek olarak zaman baskısıyla da karşılaşıyor.
Son dakikada görev tamamlandığında ise kişi, aynı yöntemin yeniden işe yarayacağını düşünebiliyor.
Böylece erteleme davranışı, farklı sorumluluklarda tekrar eden bir alışkanlığa dönüşebiliyor.
Ancak son dakikada çalışmayı tercih eden herkesin aynı psikolojik süreçleri yaşadığı düşünülmemeli.
Burada belirleyici olan, ertelemenin kişinin yaşamını ve sorumluluklarını ne ölçüde olumsuz etkilediği.
ERTELEME ALIŞKANLIĞI DİKKAT EKSİKLİĞİ BELİRTİSİ Mİ?
Erteleme davranışı, dikkat ve planlama becerilerindeki güçlüklerle de ilişkili olabiliyor.
Özellikle dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu bulunan bazı kişiler, görevleri başlatma ve sürdürme konusunda zorlanabiliyor.
Ancak erteleme alışkanlığı tek başına dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanısı koymak için yeterli değil.
Benzer davranışlar kaygı, depresyon, yoğun stres, uyku sorunları veya günlük yaşam alışkanlıklarıyla da ilişkili olabiliyor.
Bu nedenle yalnızca işleri son dakikaya bırakmaya dayanarak psikiyatrik bir hastalık sonucuna varmak doğru değil.
Özellikle erteleme davranışının uzun süredir devam etmesi ve kişinin iş, eğitim veya sosyal yaşamını belirgin biçimde etkilemesi durumunda profesyonel değerlendirme yararlı olabiliyor.
Değerlendirmede yalnızca ertelemenin kendisi değil, eşlik eden diğer belirtiler de dikkate alınıyor.
ERTELEME ALIŞKANLIĞINDAN NASIL KURTULUNUR?
Erteleme alışkanlığını azaltmak için önerilen yöntemlerden biri, büyük görevleri daha küçük ve yönetilebilir adımlara bölmek.
Özellikle tamamlanması uzun sürecek bir işin tek parça olarak düşünülmesi, başlamayı zorlaştırabiliyor.
Bunun yerine ilk adımın belirlenmesi, göreve başlamayı daha kolay hale getirebiliyor.
Örneğin bir raporun tamamını hazırlamaya odaklanmak yerine önce başlıkların oluşturulması veya kaynakların düzenlenmesiyle başlanabilir.
Bunun yanında çalışma saatlerinin önceden planlanması, telefon bildirimlerinin azaltılması ve dikkat dağıtıcı unsurların sınırlandırılması yardımcı olabiliyor.
Ancak herkes için aynı zaman yönetimi yönteminin etkili olması beklenmiyor.
Bu nedenle uygulanacak yöntemin kişinin günlük yaşamına ve karşılaştığı güçlüklere göre belirlenmesi önem taşıyor.
BEŞ DAKİKA KURALI GERÇEKTEN İŞE YARIYOR MU?
Erteleme alışkanlığıyla başa çıkmak için kullanılan yöntemlerden biri, göreve yalnızca birkaç dakikalığına başlamayı hedeflemek.
Bu yaklaşımda kişi, bütün işi tamamlamaya odaklanmak yerine ilk beş dakika boyunca çalışmayı amaçlıyor.
Böylece başlangıç aşamasında hissedilen baskının azaltılması hedefleniyor.
Örneğin uzun süredir ertelenen bir ödev için yalnızca ilk paragrafın yazılması veya bir iş başvurusu için özgeçmiş dosyasının açılması başlangıç adımı olabilir.
Ancak beş dakika kuralının her kişi ve her görev için etkili olacağı garanti değil.
Özellikle yoğun kaygı, dikkat güçlüğü veya başka psikolojik sorunlar bulunan kişilerde daha kapsamlı destek gerekebiliyor.
Bununla birlikte küçük ve uygulanabilir hedefler belirlemek, göreve başlamayı kolaylaştıran yöntemlerden biri olarak değerlendiriliyor.
ERTELEME DAVRANIŞI NE ZAMAN DESTEK GEREKTİRİYOR?
Zaman zaman işlerin ertelenmesi, günlük yaşamda karşılaşılabilen bir durum.
Ancak erteleme alışkanlığının sürekli hale gelmesi ve kişinin sorumluluklarını yerine getirmesini belirgin biçimde zorlaştırması, üzerinde durulması gereken bir sorun oluşturabiliyor.
Özellikle son tarihler nedeniyle yoğun kaygı yaşanması, uyku düzeninin bozulması, iş veya eğitim hayatında tekrarlayan sorunlar ortaya çıkması durumunda profesyonel destek değerlendirilebilir.
Psikolog Buse Kaya'nın TÜRKİNFORM'a iş stresi hakkında yaptığı açıklamalar, yüksek beklentilerin ve zihinsel yükün kişinin toparlanma sürecini zorlaştırabildiğini ortaya koyuyor.
Erteleme davranışıyla başa çıkmada da yalnızca daha fazla çalışmaya zorlamak yerine, göreve başlamayı güçleştiren düşüncelerin ve duyguların anlaşılması önem taşıyor.
Bu nedenle sürekli erteleme alışkanlığının çözümünde hem zaman yönetimi becerilerinin hem de kişinin psikolojik ihtiyaçlarının dikkate alınması gerekiyor.





