Türkinform olarak sokağın nabzını tuttuğumuz röportajımızda vatandaşlara oldukça net ama bir o kadar da derin bir soru yönelttik: "Günümüzde evlenmek mi daha zor, yoksa bu evliliği yıllarca sürdürebilmek mi?"
Gelen yanıtlar, toplumun her kesiminin farklı bir dertten muzdarip olduğunu, ancak tüm yolların benzer sorunlara, geçim sıkıntısına ve değişen insan ilişkilerine çıktığını gösteriyor. Kimi vatandaşlar için artan düğün masrafları evlilik kurumunun kapısına kilit vururken, kimileri için asıl mücadele o kapıdan içeri girdikten sonra başlıyor.
EVLİLİĞE ADIM ATMAK
Birçok gence ve aileye göre günümüzde evlilik kararı almak başlı başına bir ekonomik kriz sebebi. Hayat pahalılığı, enflasyon ve altın fiyatlarındaki önlenemez yükseliş, evlilik için gerekli olan bütçeyi oldukça yukarılara taşımış durumda. Bir vatandaşın ifadesiyle evlenmek için artık "2 trilyon para" gerekiyor.
Sokaktaki vatandaşın yorumlarıyla, evliliğin önündeki ilk büyük bariyer maddiyat. Bir vatandaşın, bir düğün salonunun bile 300-400 bin liradan başladığını ve bunun asgari ücretle hesaplanmasının ne kadar zor olduğunu belirten isyanı, gençlerin neden evlilikten uzaklaştığını özetler nitelikte.
Özellikle genç kuşak, ekonomik belirsizlikler ve vatandaşların deyimiyle ülkedeki "stagflasyon" ortamı içinde evlilik hayali kurmanın neredeyse imkansız olduğunu vurguluyor. Düğün masraflarını karşılayacak gücü olmayan gençler, evlilik ve ekonomi arasında bir tercih yapmak zorunda bırakıldıklarını, günümüz fiyatlarıyla evlenmenin kesinlikle zor olduğunu ifade ediyor.
EVLİLİĞİ SÜRDÜRMENİN AĞIR YÜKÜ
Peki ya evlenmeyi başaranlar? Sokağın ağırlıklı görüşü, imzayı atmanın sadece bir anlık karar olduğu ve asıl zorluğun duygusal dayanıklılık isteyen evliliği sürdürmek olduğu yönünde. Önceden sadece sevgi ve saygı çerçevesinde tartışılan evlilik dinamikleri, artık ev kirası, elektrik ve su faturaları üzerinden şekilleniyor.
Vatandaşların yorumlarına göre evliliği sürdürmeyi zorlaştıran en temel etken geçim sıkıntısı ve yüksek kiralar. Otuz bin lira maaş alan insanların yirmi beş bin lira kira ödediği bir düzende aile içi huzuru sağlamanın imkansızlığına dikkat çekiliyor. Çocukların ve ailelerin de evliliği etkileyen en önemli etkenler arasında olduğu dile getiriliyor.
Bunun yanı sıra modern çağın getirdiği bireyselleşme, insanların sosyal ilişkilerini zayıflatmış ve ilişkilerdeki tahammül sınırını düşürmüş durumda. Eskiden sorunlar orta yolda buluşularak ve alttan alınarak çözülmeye çalışılırken, günümüzde tarafların kolaycılığa kaçıp boşanmayı tercih ettiği belirtiliyor.
Birçok kişiye göre aşk oldukça geçici bir duygu ve ekonomik zorluklar baş gösterdiğinde, "tencere kaynamayınca millet birbirine giriyor" görüşü sokağın acı bir gerçeği olarak yüzümüze çarpıyor. İnsanlar, çoluğunu çocuğunu okutamamanın ve istedikleri hayatı yaşayamamanın getirdiği stresle birbirlerini yıpratıp ayrılığa yöneliyor.

KUŞAK ÇATIŞMASI: "ESKİDEN YOKLUKTA BİLE YUVA KURULURDU"
Röportajda dikkat çeken bir diğer unsur ise nesiller arası bakış açısı farkıydı. Kırk yedi yıldır evli olan vatandaşlar, kendi dönemlerinde de hayat şartlarının farklı olduğunu ancak insanların iyi ya da kötü bir şekilde yuvalarını kurabildiğini belirtiyor.
Günümüzde ise serbest piyasa sisteminin insanların gözünü daha da açtığı ve beklentileri çok yükselttiği savunuluyor. İnsanların "ille de iyisi olsun" arzusu ve sürekli maddi güce dayanan istekleri, evliliği manevi bir birliktelikten ziyade büyük bir ekonomik projeye dönüştürmüş durumda.




