Toplumda sıkça kullanılan “ruh sağlığı” kavramı, çoğu zaman metafizik anlamdaki ruhla ilişkilendirilse de bilimsel açıdan farklı bir içeriğe sahip olduğu biliniyor.
İŞTE HABERİN DEVAMI>>>
Uzmanlara göre burada kastedilen, gözlemlenemeyen bir “ruh”tan ziyade, beynin işleyişiyle bağlantılı olan zihinsel süreçler, yani akıl sağlığıdır.
RUH MU, AKIL MI?
Tarih boyunca dinler, mitolojiler ve felsefi öğretiler ruhu, bedeni yöneten metafizik bir varlık olarak belirleniyor. Ancak modern bilim, duygu, düşünce ve davranışların kaynağının beyin olduğunu ortaya koydu. Buna rağmen günlük dilde hala “kalbini ferah tutmak” ya da “ruh güzelliği” gibi ifadeler kullanılmaya devam ediyor. Oysa bu deyimlerde anlatılan sakinlik, ahlak ya da karakter gibi özellikler; büyük ölçüde zihinsel süreçler, öğrenilmiş davranışlar ve genetik altyapıyla şekilleniyor.
Bu nedenle “ruh sağlığı” dendiğinde aslında kişinin akıl ve zihin bütünlüğünden söz ediliyor. Psikoloji bilimi, ruhsal iyilik hâlini; duyguların dengede olması, düşüncelerin gerçeklikle uyumlu ilerlemesi ve davranışların toplumsal yaşamla örtüşmesi olarak tanımlıyor.
BEYİN BİR BİLGİSAYAR GİBİ ÇALIŞIYOR
Uzmanlar, akıl sağlığını anlatırken sıklıkla bilgisayar benzetmesini kullanıyor. Bilgisayarın donanımı fiziksel parçaları, yazılımı ise programları temsil ediyor. İnsan beyninde de benzer bir yapı bulunuyor. Beynin fiziksel yapısı “donanım” olarak görülürken, kişilik, karakter, duygu ve düşünceleri oluşturan zihinsel süreçler “yazılım”u ifade ediyor.
Bu modele göre akıl sağlığındaki bozulmalar iki şekilde ortaya çıkabiliyor. İlki, genetik faktörler, travmalar veya bazı hastalıklar nedeniyle beynin fiziksel yapısında meydana gelen sorunlar oluyor. Şizofreni, bipolar bozukluk ve bazı gelişimsel rahatsızlıkların temelinde bu tür donanımsal problemler yer alabiliyor. Bu durumların bir kısmı ilaç tedavisi ve rehabilitasyonla kontrol altına alınabiliyor.
PSİKOLOJİK SORUNLARIN BÜYÜK KISMI “YAZILIM” KAYNAKLI
İkinci grup sorunlar ise beynin fiziksel yapısı sağlam olmasına rağmen zihinsel yazılımda oluşan aksaklıklardan kaynaklanıyor. Özellikle 0–6 yaş döneminde yaşanan olumsuz deneyimler ve ilerleyen yıllardaki travmalar, bu yazılımı etkileyebiliyor. Uzmanlar, bu durumu bilgisayara virüs bulaşmasına benzetiyor. Kaygı bozuklukları, depresyon ve pek çok ruhsal problemin temelinde bu tür zihinsel yüklenmeler yer alıyor.
Bu noktada devreye psikoterapi giriyor. Terapi süreci, hatalı zihinsel kalıpların fark edilmesini, yeniden düzenlenmesini ve kişinin duygu-düşünce-davranış dengesini tekrar kurmasını amaçlıyor.