Sosyal medyada "ferritin yüzü" olarak adlandırılan solgun cilt, göz altı halkaları ve yorgun görünüm son dönemde dikkat çekiyor.

Bu belirtiler tek başına demir eksikliği tanısı koymak için yeterli değil. Ancak uzun süren yorgunluk ve benzer şikayetler, değerlendirilmesi gereken belirtiler arasında bulunabiliyor.

Kadınlarda demir eksikliği riskini artırabilecek etkenlerden biri adet dönemlerinde yaşanan kan kaybı.

Yorgunluğun yoğun yaşam temposunun doğal sonucu olarak görülmesi ise altta yatan eksikliğin fark edilmesini geciktirebiliyor.

Demir, kandaki oksijenin taşınmasında görev alan hemoglobinin üretimi açısından önemli bir mineral.

Ferritin ise vücudun demir depolarının değerlendirilmesinde kullanılan önemli göstergelerden biri. Bu nedenle yalnızca hemoglobin değerine bakılması her durumda demir depolarının durumunu ortaya koymayabilir.

Michigan Üniversitesi'nden Pediatrik Hematolog Dr. Angela Weyand, demir depolarının değerlendirilmesinde ferritin ölçümünün önemine dikkat çekiyor.

Ferritin değerleri düşükken hemoglobin değerlerinin henüz normal aralıkta bulunabilmesi, demir eksikliğinin erken dönemde gözden kaçmasına neden olabiliyor.

Demir eksikliği kendisini sağlıklı ve fit hisseden kişilerde de görülebiliyor.

Singapur'da 271 kadın koşucunun değerlendirildiği bir araştırmada, katılımcıların ferritin değerleri incelendiğinde yüzde 48'inde demir eksikliği tespit edildi.

Demir eksikliğinin nedeni her zaman beslenme veya kan kaybı olmayabilir.

Mide ve bağırsak yapısını değiştiren bazı cerrahi operasyonlar, vücudun demiri emme kapasitesini etkileyebilir.

Çölyak, Crohn ve ülseratif kolit gibi sindirim sistemi hastalıkları ile H. pylori enfeksiyonu da demir emilimini olumsuz etkileyebilen durumlar arasında gösteriliyor.

Reflü ve mide yanması nedeniyle kullanılan bazı asit baskılayıcı ilaçların da demir emilimini azaltabileceği belirtiliyor.

Kronik hastalıklara eşlik eden iltihabi süreçler de vücudun demiri kullanma biçimini etkileyebilir.

Bu nedenle demir eksikliğinin nedeninin belirlenmesi, yalnızca takviye kullanmaktan çok daha önemli hale geliyor.

Demir eksikliğinin tedavisi kişiden kişiye değişebiliyor. Tedavi planı eksikliğin düzeyine ve altında yatan nedene göre hekim tarafından belirleniyor.

Bu nedenle başka bir kişiye önerilen demir takviyesinin bilinçsiz şekilde kullanılması doğru bir yaklaşım değil.

Yale Tıp Fakültesi'nden Dr. Nate Wood da yalnızca takviye kullanmanın altta yatan sorunu çözmeyebileceğine dikkat çekiyor.

Kan kaybı veya emilim bozukluğu gibi demir eksikliğine neden olan durumların belirlenmesi ve buna yönelik tedavi uygulanması önem taşıyor.

"Yorgunum" diyerek doktora danışmadan demir takviyesine başlamak ise risk taşıyor.

Gereğinden fazla demirin vücutta birikmesi de sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Özellikle vücudun fazla demir emmesine neden olan bazı genetik durumlarda kontrolsüz takviye ciddi sonuçlar doğurabiliyor.

Beslenme de demir alımında önemli rol oynuyor. Kırmızı et ve deniz ürünlerinde bulunan "hem demir", vücut tarafından daha kolay emiliyor.

Fasulye, mercimek ve koyu yeşil yapraklı sebzelerde de demir bulunuyor. Bitkisel demir kaynaklarını C vitamini içeren besinlerle birlikte tüketmek emilimi artırabiliyor.

Demir içeren besinleri tüketirken öğünün yanında ne içildiğine de dikkat etmek gerekiyor.

Çay ve kahve gibi içecekler demir emilimini azaltabileceğinden demir açısından zengin öğünlerle aynı anda tüketilmemesi öneriliyor. Sürekli yorgunluk ve demir eksikliğini düşündüren belirtilerde ise takviyeye kendi kendine başlamak yerine sağlık profesyoneline başvurulması önem taşıyor.

Yorumlar
Editör Hakkında
Ankara Medipol Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü’nden onur derecesiyle mezun oldu. Medya ilişkileri uzmanı olarak görev alan Coşgun; basın bülteni yazımı, medya iletişimi, içerik üretimi ve kurumsal iletişim alanlarında çalıştı. Habercilik ve dijital yayıncılık alanındaki çalışmalarını sürdürüyor.