Biogenesis Biyoteknoloji Genel Müdürü Uzman Biyolog Buğra Güldiken, Türkinform'a özel yaptığı açıklamada biyoteknolojinin laboratuvarın sınırlarını aştığını ve sanayide rekabeti şekillendiren bir sektöre dönüştüğünü söyledi. Güldiken'e göre üreticiler maliyet ve çevre yükü yüzünden yöntemlerini değiştiriyor, en hızlı değişim de Avrupa'ya ürün satan firmalarda yaşanıyor.

AVRUPA'YA SATAN FİRMANIN HESABI DEĞİŞTİ

Avrupa Birliği'nin (AB) Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ile ihracatçı sanayicinin yeşil dönüşüm sürecinde yeni bir döneme girdiğini anlatan Güldiken, Avrupa pazarındaki her üreticinin karbon salımını, kimyasal tüketimini ve atıklarını hesaplamak durumunda olduğunu söyledi. SKDM'nin kesin uygulama dönemi 1 Ocak 2026'da başladı.

Tekstil Fabrikasinda Dokuma Tezgahlari

"Tekstilde, deride, kağıtta ve gıdada enzimlerle yürütülen işlemler su ve enerji harcamasını belirgin şekilde düşürüyor. Biyolojik çözüm ihracatçı için seçenek olmaktan çıktı, Avrupa'da tutunmanın koşulu oldu. Sanayiciden gelen taleplerde de değişimi net olarak görüyoruz" ifadelerini kullanan Güldiken, enzimle üretimin ihracatçı için öncelik haline geldiğini vurguladı.

YERLİ ÜRETİM DIŞA BAĞIMLILIĞI AZALTACAK

Türkiye'nin fermantasyon ürünleri, enzim ve probiyotikte büyük ölçüde ithalata bağlı olduğunu hatırlatan Güldiken, yerli üretimin cari açığı daraltacağını ve tedarikte çıkacak aksaklıklara karşı sanayiyi güçlendireceğini söyledi.

"Laboratuvardaki ürünü sanayi ölçeğine taşıyacak pilot tesislere yatırım gerekiyor. Ruhsat sürecinin öngörülebilir olması ve biyoproses konusunda eğitimli insan gücü de şart" diyen Güldiken, sektörün büyümesi için öncelikleri sıraladı.

Laboratuvarda Paslanmaz Celik Tanklar

TARLADA BİYOLOJİK GİRDİNİN PAYI BÜYÜYOR

Güldiken'e göre çiftçinin biyogübreye ve biyolojik mücadele ürünlerine yönelmesinin üç nedeni var. Kimyasal gübre ile ilacın pahalanması, toprağın veriminin düşmesi ve kalıntı limitlerinin daralması üreticiyi yeni arayışa itiyor.

"Bitki köküyle birlikte çalışan yararlı mikroorganizmalar bir yandan verimi artırıyor, bir yandan da toprağı yıllar boyunca sağlıklı tutuyor. Gıda güvenliğinin önemi her geçen gün artıyor. Ürünleri yurt içinde üretebilmek o yüzden büyük değer taşıyor" diyen Güldiken, tarımda biyolojik girdinin stratejik bir başlık olduğunu vurguladı.

Biyoreaktor Basinda Calisan Arastirmaci

ATIK HAMMADDEYE DÖNÜŞÜYOR

Güldiken'in örnek verdiği peynir altı suyu, melas, bitki sapı ve kabuk, tarım ve gıda üretiminden geriye kalan yan ürünler arasında yer alıyor. Döngüsel ekonominin sektörün önünü açtığını anlatan Güldiken, yan ürünlerin uygun mikroorganizmalarla işlendiğinde katma değerli maddeye dönüştüğünü belirtti.

Yapay zeka şirketlerinde kasım gündemi: Fiyatlara zam ve kota değişikliği yolda
Yapay zeka şirketlerinde kasım gündemi: Fiyatlara zam ve kota değişikliği yolda
İçeriği Görüntüle

"Fabrikadan çıkan atık doğru işlenince hem bertaraf masrafı azalıyor hem de üretici yeni bir gelire kavuşuyor. Bölgede gıda ve tarım sanayisi güçlü, o yapı modeli hayata geçirmek için elverişli bir zemin sunuyor" diyen Güldiken, atığı biyoteknolojinin hammaddesi olarak gördüğünü söyledi.

"Dünyanın her yerinde üretici hem masrafı hem çevreye verdiği zararı düşürmenin yolunu arıyor. Kimyasal girdiyi bırakıp biyolojik girdiye ilk geçen firmalar yarışta öne geçecek" diyen Güldiken, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Teknopark'ta faaliyet gösteren şirketin Türkiye'de geçişin öncülerinden biri olmayı amaçladığını söyledi. Güldiken, genç araştırmacılara iş imkanı sunmayı ve Eskişehir'in biyoteknoloji yatırımlarında öne çıkan merkezlerden biri olmasını hedeflediklerini sözlerine ekledi.

Muhabir: Emre Kaymal