Ekrem İmamoğlu, ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri müdahalesi ve Maduro yönetimi hakkında sosyal medya hesabından açıklama yaptı. İmamoğlu, hem ABD’nin müdahalesine hem de Türkiye’nin izlediği dış politikaya ilişkin görüşlerini paylaşarak, iktidarın yaklaşımını eleştirdi. Açıklamasında Türkiye’nin uluslararası alandaki tutumunun, içerideki hukuk ve demokrasi uygulamalarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.

"HÜKÜMETİMİZ MADURO'YLA YAKIN İLİŞKİLER KURMUŞTUR"
İmamoğlu, açıklamasının başında Venezuela Devlet Başkanı Maduro ve Türkiye’nin bu yönetimle kurduğu ilişkilere dikkat çekti. Maduro’nun seçim süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan İmamoğlu, iktidarın bu süreçlerde izlediği tutumu eleştirdi. Açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Venezuela’da yaşananlar hepimize hayati bir gerçeği hatırlatıyor. Maduro, seçimlerde halkının iradesine saygı göstermeyen, demokratik değerleri sistematik biçimde ihlal eden otoriter bir lider. Hükümetimiz, bu şaibeli seçimlerin sonuçlarını tanımış, bununla da kalmayıp Maduro’yla yakın ilişkiler kurmuştur."

"ABD'NİN MÜDAHALESİ ULUSLARARASI HUKUKUN AÇIK BİR İHLALİDİR"
Maduro yönetiminin eleştirilebileceğini ancak bunun askeri müdahaleyi meşrulaştırmayacağını belirten İmamoğlu, ABD’nin adımlarını uluslararası hukuk çerçevesinde değerlendirdi. İmamoğlu, açıklamasında şu değerlendirmelere yer verdi:
"Ancak bir yönetimin otoriter olması, başka bir devletin askeri müdahalesini haklı çıkarmaz. ABD’nin Venezuela’ya müdahalesi uluslararası hukukun açık bir ihlalidir. Bu yönde atılan her adım, küresel ölçekte tehlikeli bir istikrarsızlık ve kaos döneminin başlangıcı olur. Büyük güçlerin 'haklılık' iddiasıyla gerçekleştirdiği askeri müdahalelerin ve dünyayı nüfuz alanlarına bölme arayışlarının faturasını artık ezbere biliyoruz. Bu nedenle çözümün adresi güç kullanımı değil, uluslararası hukuk, BM Şartı ve Venezuela halkının kendi kaderini tayin etme iradesidir. Venezuela halkının iradesine ne otoriter liderler set çekebilir, ne de dış güçlerin askerî dayatmaları bu iradenin önüne geçebilir."
"KENDİ ÜLKESİNDE ADALETİ TESİS EDEMEYEN İKTİDARIN ÇAĞRISI İNANDIRICI OLMAZ"
İmamoğlu, açıklamasının devamında Türkiye’nin uluslararası alandaki etkisinin, içerideki hukuk düzeniyle bağlantılı olduğunu ifade etti. Bu kapsamda iktidarın yaklaşımına yönelik değerlendirmelerini şu sözlerle paylaştı:
"Türkiye’nin bu kritik dönemde ihtiyacı olan şey, ilkesiz savrulmalar değil, sağduyunun ve hukukun sesi olmaktır. Dışarıdan dayatmalara karşı en sağlam zırh, içeride hukukun üstünlüğü ve işleyen demokrasidir. Kendi ülkesinde adaleti tesis edemeyen bir iktidarın uluslararası adalet çağrısı inandırıcı olamaz."
"TÜRKİYE'NİN SESİ CILIZ ÇIKMIŞTIR"
Açıklamasının son bölümünde dış politikada şahsi ilişkilerle yürütülen bir anlayışın Türkiye’nin uluslararası konumuna zarar verdiğini belirten İmamoğlu, değerlendirmesini şu ifadelerle tamamladı:
"İlkesiz politikalar ve şahsi angajmanlarla ülkemizi yönetenlerin, bu tür küresel kırılma anlarında söyleyecek sözü kalmamış; Türkiye’nin sesi cılız çıkmıştır. Bu tablo, ülkemizin itibarına zarar vermektedir. Türkiye, taraf tutan değil ilke savunan; sessiz kalan değil yol gösteren bir ülke olmalıdır. Bu da ancak demokrasiye, hukuka ve milletin iradesine tutarlı biçimde sahip çıkarak mümkündür."




