“Anti-İsrail olmakla suçlanmaktan korktuğumuz için uzun süre tereddüt ettik” diyen Burnham, işgal altındaki Filistin topraklarıyla ticaretin yasaklanmasını savundu. İngiliz Başbakan, yaptırımların İsrail halkını değil hükümetin yerleşim politikasını hedef aldığını vurgularken, iki devletli çözüm için zamanın giderek daraldığı uyarısında bulundu.
İngiltere’nin İsrail-Filistin politikasında dikkat çekici bir değişimin sinyalleri geldi. Başbakan Andy Burnham, sosyal medya hesabından yaptığı kapsamlı açıklamada hem Gazze’de yaşananlara karşı ülkesinin geçmiş tutumunu eleştirdi hem de İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşim politikasına karşı daha somut adımlar atılması gerektiğini savundu.
Burnham’ın açıklamalarında en dikkat çekici noktalardan biri, İngiliz hükümetlerinin İsrail’e yönelik eleştiriler konusunda uzun süredir çekingen davrandığını açık biçimde kabul etmesi oldu. Başbakan, bu yaklaşımın artık değişmesi gerektiğini belirterek İngiltere’nin uluslararası meselelerde kendi değerleri doğrultusunda daha güçlü bir pozisyon alacağını söyledi.
“ANTİ-İSRAİL OLMAKLA SUÇLANMAKTAN KORKTUK”
Burnham, İngiltere’nin yıllardır iki devletli çözümü desteklemesine rağmen bu hedefi koruyacak somut adımları atmakta geç kaldığını söyledi. Londra’nın İsrail hükümetinin politikalarına karşı harekete geçerken uzun süre tereddüt ettiğini açıkça kabul etti.
İngiliz Başbakan, “Uzun süredir harekete geçmekte tereddüt ediyor ve anti-İsrail olmakla suçlanmaktan korkuyorduk” ifadelerini kullanarak önceki yaklaşımı eleştirdi. Burnham’a göre İsrail hükümetinin politikalarını eleştirmek ile İsrail halkına karşı tavır almak birbirinden ayrılmalı ve bu ayrım Londra’nın atacağı adımlarda açık biçimde korunmalı.
“FİLİSTİNLİLERİN ACISI DÜNYA VİCDANINDA BİR YARA”
Gazze’deki insani tabloya da değinen Burnham, savaşın yol açtığı can kayıpları, kitlesel yerinden edilme ve insani yardıma erişimde yaşanan sorunların artık görmezden gelinemeyeceğini belirtti.
Filistinlilerin yaşadığı acıları “dünya vicdanında bir yara” olarak nitelendiren Burnham, İngiliz kamuoyunun da Gazze’deki görüntülerden derinden etkilendiğini ifade etti. Hükümetin geçmişte verdiği karşılığın yetersiz kaldığını kabul eden Başbakan, yeni dönemde bu yaklaşımı değiştirmekte kararlı olduklarını bildirdi.

İNGİLTERE’DEN İŞGAL ALTINDAKİ TOPRAKLARA TİCARET YASAĞI
Londra’nın gündemindeki en dikkat çekici adımlardan biri, İsrail işgali altındaki Filistin topraklarında bulunan yasa dışı yerleşimlerle ticari ilişkilerin hedef alınması oldu. Burnham, bu politikanın İsrail devletine veya İsrail halkına yönelik genel bir ekonomik yaptırım olarak değerlendirilmemesi gerektiğini özellikle vurguladı.
İngiliz hükümetinin yaklaşımına göre hedef, işgal altındaki topraklardaki yerleşimlerin ekonomik olarak desteklenmesini engellemek. Burnham, İsrail toplumunda da hükümetin politikalarını desteklemeyen geniş kesimler bulunduğunu belirterek alınacak tedbirlerin bu insanları cezalandırmaması gerektiğini savundu.
104 YENİ YERLEŞİM İDDİASI: “İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM SALDIRI ALTINDA”
Burnham’ın açıklamalarında Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerinin genişlemesine ilişkin rakamlar da öne çıktı. İngiliz Başbakan, Aralık 2022’den bu yana İsrail hükümetinin 104 yeni yerleşim alanını onayladığını ve son dört yıldaki yerleşim faaliyetlerinin önceki dönemlere kıyasla olağanüstü hızlandığını belirtti.
Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik yerleşimci şiddetine de dikkat çeken Burnham, yalnızca bu yıl 1.500’ü aşkın olay yaşandığını ifade etti. Başbakan’a göre yerleşimlerin genişlemesi yalnızca mevcut gerilimi artırmıyor, gelecekte bağımsız ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin devletinin kurulmasını da giderek zorlaştırıyor.

E1 PROJESİ İÇİN KRİTİK UYARI
İngiltere’nin özellikle karşı çıktığı projelerin başında E1 yerleşim planı geliyor. Doğu Kudüs ile Maale Adumim arasında bulunan stratejik bölgedeki yapılaşmanın ilerlemesi, Batı Şeria’nın kuzeyi ile güneyi arasındaki Filistin bağlantısının geleceği açısından kritik görülüyor.
Burnham, E1 projesinin hayata geçirilmesinin iki devletli çözüm ihtimaline ağır darbe vurabileceği uyarısında bulundu. İngiltere’ye göre yerleşimlerin bu şekilde genişletilmesi devam ederse Londra ve uluslararası toplumun yıllardır savunduğu iki devletli çözüm sahadaki coğrafi gerçeklik nedeniyle uygulanamaz hale gelebilir.
“7 EKİM BU POLİTİKALARI MEŞRULAŞTIRMAZ”
Burnham, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e gerçekleştirdiği saldırıların da İsrail hükümetinin Gazze ve Batı Şeria’daki bütün politikaları için gerekçe oluşturamayacağını savundu. İsrail’in güvenlik hakkının tanınması gerektiğini belirten İngiliz Başbakan, bunun uluslararası hukuka aykırı yerleşim faaliyetlerini meşrulaştırmadığını ifade etti.
Bu nedenle Londra’nın yeni yaklaşımının İsrail’in varlığına veya İsrail toplumuna karşı değil, hükümetin işgal altındaki Filistin topraklarında izlediği belirli politikalara karşı şekillendirildiğini söyledi.
İNGİLTERE TEK BAŞINA HAREKET ETMEYECEK
Burnham, İngiltere’nin Fransa, İspanya ve Kanada’nın da aralarında bulunduğu ülkelerle birlikte hareket ederek işgal altındaki Filistin topraklarındaki yasa dışı yerleşimlerle ekonomik ilişkileri sınırlandırmaya yönelik uluslararası girişimleri destekleyeceğini belirtti.
Londra’nın yeni yaklaşımının temelinde ise iki devletli çözümün henüz tamamen ortadan kalkmadan korunması bulunuyor. Burnham’a göre uluslararası toplum yalnızca iki devletli çözümü desteklediğini açıklamakla yetinirse sahadaki gelişmeler bu seçeneği fiilen imkânsız hale getirebilir.
İngiltere Başbakanı’nın “çok geç kaldık” anlamına gelen çıkışı bu nedenle yalnızca Gazze politikasına yönelik bir özeleştiri niteliği taşımıyor. Londra aynı zamanda İsrail’in yerleşim politikalarına karşı söylemden ekonomik ve diplomatik tedbirlere geçileceğinin mesajını verirken, iki devletli çözüm için uluslararası toplumun önündeki zamanın giderek azaldığı uyarısında bulunuyor.




