İsrail'in eski Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı ve eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Meir Ben-Shabbat, İsrail gazetesi Maariv'e verdiği röportajda Türkiye'nin bölgesel konumuna ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Ben-Shabbat, değişen Orta Doğu dengelerinin Ankara'ya bölgesel bir güç olarak konumunu kuvvetlendirebileceği yeni alanlar açtığını savundu.

Ben-Shabbat'ın değerlendirmesinde özellikle Suriye öne çıktı. Eski İsrailli yetkili, Beşşar Esad yönetiminin devrilmesi ve İran'ın Suriye'deki askeri etkisinin gerilemesinin ardından Türkiye'nin ülkedeki en önemli dış aktörlerden biri haline geldiğini belirtti.

Suriye Güvenlik

İSRAİL'İN TÜRKİYE ENDİŞESİNDE SURİYE İLK SIRADA

Ben-Shabbat'a göre Ankara'nın Suriye'deki yeni yönetimle geliştirdiği ilişkiler İsrail açısından yakından takip edilmesi gereken başlıkların başında geliyor. Türkiye'nin Suriye'nin yeni güvenlik yapısının oluşturulmasında oynayabileceği rolün yanı sıra enerji, ulaşım, altyapı ve yeniden inşa alanlarında artan etkisi de İsrail'deki güvenlik tartışmalarında yer alıyor.

Suriye, iki ülkenin güvenlik çıkarlarının doğrudan kesişebildiği alanlardan biri haline gelmiş durumda. İsrail, Suriye'nin güneyindeki askeri hareketliliği kendi güvenliği açısından değerlendirirken Türkiye ise Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunmasını ve merkezi yönetimin ülke genelinde otorite kurmasını savunuyor.

BEN-SHABBAT: ÇATIŞMA POTANSİYELİ ARTIYOR

Ben-Shabbat, Maariv'e yaptığı değerlendirmede Türkiye'nin yükselen bölgesel etkisinin İsrail ile sürtüşme ihtimalini artırabileceğini savundu. Eski güvenlik yetkilisi, iki ülkenin çıkarlarının özellikle Suriye ve Doğu Akdeniz gibi bölgelerde karşı karşıya gelebileceğine işaret etti.

Bu değerlendirme Ben-Shabbat'ın tek açıklamasıyla da sınırlı kalmadı. Ağustos ayında kaleme aldığı başka bir analizde Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyinde askeri olarak yerleşme girişiminde bulunduğunu öne süren Ben-Shabbat, İsrail'in Ankara ile rekabetinin doğrudan askeri çatışmaya dönüşmesini engellemek için kendi “kırmızı çizgilerini” açık biçimde göstermesi gerektiğini savundu.

mavi vatan doğu akdeniz türkiye yunanistan suriye

İSRAİL'DE DOĞU AKDENİZ HESABI

Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikası da İsrail'deki tartışmanın diğer ayağını oluşturuyor. Ben-Shabbat, Ankara'nın bölgedeki deniz yetki alanları ve “Mavi Vatan” yaklaşımının İsrail'in stratejik çıkarlarıyla kesişebilecek alanlar oluşturduğunu ileri sürerken Türkiye'nin bölgede artan askeri ve diplomatik kapasitesinin göz ardı edilmemesi gerektiğini savundu.

Doğu Akdeniz'deki tablo yalnızca Türkiye ve İsrail'den oluşmuyor. Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Mısır ve bölgedeki enerji projeleri de iki ülkenin politikalarının kesiştiği daha geniş jeopolitik denklemin parçaları arasında bulunuyor.

TÜRKİYE'NİN YENİ SAVUNMA ORTAKLIKLARI DA TAKİP EDİLİYOR

İsrail güvenlik çevrelerinin dikkat çektiği bir diğer başlık Türkiye'nin bölgedeki savunma ortaklıkları. Ben-Shabbat, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı değerlendirirken bunu bölgede daha güçlü bir Sünni eksenin ortaya çıkmasının işareti olarak yorumladı.

Ben-Shabbat'a göre bu yapı yalnızca İran'a karşı oluşturulmuş bir güvenlik düzenlemesi olarak görülmemeli. Eski İsrailli yetkili, anlaşmanın ABD'ye bağımlılığı azaltmayı ve İsrail'i devre dışı bırakan alternatif siyasi, ekonomik ve güvenlik ortaklıkları oluşturmayı amaçlayan daha geniş bir eğilimin parçası olabileceğini savundu. Bu değerlendirme Ben-Shabbat'ın yorumunu yansıtıyor; anlaşmanın tarafları ise kendi bölgesel politikalarını farklı gerekçelerle açıklıyor.

doğu akdeniz harita

İSRAİL'DEN TÜRKİYE'YE SURİYE ÜZERİNDEN MESAJ

Ben-Shabbat'ın ağustos ayında yayımlanan bir başka analizinde Türkiye-İsrail rekabetinin Suriye'de askeri bir krize dönüşme ihtimali açık biçimde ele alındı. İsrail'in Suriye'nin kuzeyinde gerçekleştirdiği bir saldırıyı Ankara'ya verilmiş mesaj olarak değerlendiren Ben-Shabbat, İsrail'in denizde, havada ve karada hareket serbestisinin kısıtlanmasını kabul etmemesi gerektiğini savundu.

Ben-Shabbat aynı analizinde Türkiye ile İran arasında da önemli bir ayrım yaptı. Türkiye'nin NATO üyesi olduğunu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı Donald Trump ile ilişkilerini sürdürdüğünü ve Ankara-Tel Aviv ilişkilerinin yaşanan ciddi krize rağmen tamamen kopmadığını hatırlattı. Bu nedenle eski İsrailli yetkili, rekabetin doğrudan askeri çatışmaya dönüşmesini engellemenin İsrail açısından önemli olduğunu belirtti.

Mayın patlaması iki Kore’yi karşı karşıya getirdi!
Mayın patlaması iki Kore’yi karşı karşıya getirdi!
İçeriği Görüntüle

TÜRKİYE İSRAİL İÇİN YENİ BİR TEHDİT Mİ?

İsrail'deki tartışmalarda Türkiye'nin İran ile aynı kategoride değerlendirilmediği görülüyor. Ben-Shabbat da Ankara ile Tahran arasındaki siyasi, askeri ve diplomatik farklılıkları açıkça vurgularken Türkiye'nin NATO üyeliği ve Washington ile ilişkilerinin İsrail'in Ankara'ya yönelik stratejisinde hesaba katılması gerektiğini belirtiyor.

Buna karşın Suriye'deki nüfuz mücadelesi, Doğu Akdeniz'deki çıkar farklılıkları ve Türkiye'nin bölgesel ortaklıklarını genişletmesi İsrail açısından yeni bir stratejik denklem oluşturuyor. Ben-Shabbat'ın son dönemde Türkiye'yi farklı analizlerinde tekrar tekrar ele alması da Ankara'nın İsrail güvenlik çevrelerinin gündemindeki ağırlığının arttığını ortaya koyuyor.

Kaynak: Haber Merkezi